31 Ekim 2018 Çarşamba

Heyecan hayatın parçası...



Ortaokul gelince ciddi sınavlar başladı. Hele bi genel testleri vardı geçen gün, 
sınıflara dağıtmışlar bunları, herkes ayrı bir yerde girmiş.
Eli ayağı titremiş. Çok gereksiz di mi? Ama size çok gereksiz, heyecanlanma deseler durumu değiştirebiliyorlar mı? Heyecanlanacaksanız heyecanlanıyorsunuz.
O yüzden çok saçma heyecanlanma demedim ben de...

Büyüdükçe geçiyor mu, yooo geçmiyor.
İlk yaptığı her şeyde heyecanlanıyor insan. 
Geçen gün ilkokul öğrencilerine hikaye anlatmaya gidecektim, orada bile heyecanlandım.

Ne söylesem ona yardımcı olabilirim diye düşündüm.
Kendi çocukluğumu hatırladım.
Sınavlardan önce kendime şöyle derdim.
Elimden geleni yaptım, çalıştım, gerisini Allah'a bırakıyorum. 
Hayırlısı olsun. diyordum... 

Elinden geleni yap dedim... Gerisi olacağına varır.
Heyecan geçmiyor. Ama bir şeyi yaptıkça, deneyimledikçe ehlileşiyor.





24 Eylül 2018 Pazartesi

Biraz sit down, biraz stand up :)


Dün bir arkadaşımızın stand up gösterisine gittik Kadıköy'de.
Çok güldük, çok eğlendik.
Kadıköy ne kadar güzel bu arada.
Cıvıl cıvıl, özgür : )
Kız kıza Kadıköy'de bir akşamdı, güzeldi, anılara yazıldı. 


17 Eylül 2018 Pazartesi

Yine bir ilk...



Bugün ortaokula başladık. 
Sabah güzel bir şey okudum, paylaşayım dedim.
Çocuklar güvende olduklarını hissedecek ki,
kendilerini ortaya koyabilsinler.

Her şey gönüllerince olsun. 
Çok mutlu geçirsinler yeni okul dönemini... 


3 Eylül 2018 Pazartesi

Benim adam...




Denizi, güneşi, rüzgarı...



Lezzeti, dost yüzleri...



Dağları, yaban atları... 


İnce ince zevkleri...

 Sabahı, akşamı, huzuru... 
Ben burada yaşarım dediğim adamı buldum...


8 Ağustos 2018 Çarşamba

1 kase mutluluk


Bir terapi yöntemi olarak smoothie bowl yapmak... : )

Çok sevdim bu işi. İçimden geldiği gibi döşüyorum.
Renk renk... Doku doku.

Hem çok lezzetli, hem de çok zevkli.

Bazını süzme yoğurtla yapıyorum, mesela birincinin altındaki böğürtlenli.

Sebzeli olanınki ise salatık ve naneli...

Çok sevdim yapmayı : ) 



1 Ağustos 2018 Çarşamba

Kızıma mektup


Canım kızım;

Her yıl senin doğum gününde yazdığım mektubu bu yıl atlamışım.
Genel olarak bi' isteksizlik var toplumda bir süredir.
Hepimize sirayet etti sanırım. 

Ama toplamak gerek her zaman.
Yeniden yeniden...

Bir yerde okumuştum geçenlerde, sana da anlattım hatta.
Bir çocuk görmüş yolda giden biri, çocuk düşmüş, eyvah derken, çocuk kalkmış
yerden, kendini gıdıklamış, güldürmüş ve yoluna devam etmiş.

Temsili gıdıklamalarla kendimizi güldürmeye,
ayağa kalkıp, ayakta kalmaya devam etmeli.

Bunu yapabilirsin umarım her zaman.
Sana mutluluk ve dayanma gücü veren şeyler
zaman içinde değişebilir.

Bazen aile, bazen arkadaş, bazen aşk, bazen müzik, bazen sinema,
bazen iş, bazen de bambaşka bir şey...

Hiçbirine tek ilaç gibi bakma.
O gün ne iyi geliyorsa... 
Sen dik olursan, devam eder hayat.

Çık doğaya, ağaca bak, yeşile sığın...
Gökyüzüne baktıkça büyüklüğü beni bazen ürkütüyor diyorsun ya,
aslında o gökte, denizde de huzur var.
Yeterince uzun bakarsan...

Büyüklüğe kendini bırakıp,
ne kadar küçük olduğunu görmek de huzur bi yandan.

Biliyor musun, biliyorsun aslında söyledim sana.
Her gün gülen bir fotoğraf çekmeye başladım.
Çektiğim ana terapi gibi gelsin.

Gülmek devrimci bir eylemdir çünkü :) 

Gül kızım...

Seni seviyorum.




30 Temmuz 2018 Pazartesi

Bol pazar


Doğaya kaçmaya nasıl da açız? 
Ve her hafta sonu, dinlendirecek aktivitelere nasıl da ihtiyaç duyuyoruz.

Annem bir dergide rastlamış, haber verdi.
Bol pazar Kemer Country'de bir etkinlik.
Pazar günleri düzenleniyor. Taze, organik sebze meyvenin yanı sıra
gözleme, mantı gibi orada yiyebileceğiniz şeyler de mevcut.

Büyük çadırda çocuk etkinlikleri, canlı müzik de var.

Orman havasının içinde olması ise en güzel tarafı zaten. 

Alttaki kuzen azgınlığı fotoğrafı, Bol Pazar'ın hemen yanında çekildi mesela.
Bi de çam ve toprak kokusunu koyun üstüne :)