27 Ocak 2015 Salı

Zaman kendine iyi davrananları sever


Ne zamandır dikkatimi çekiyor, şu zalimsinzaman etiketi... Sevemedim, sevememiştim bi türlü. Çünkü sözcüklerin tılsımına inanıyorum. Biz zamana zalimsin dersek, büyük ihtimalle o da bize zalim davranır.
Oysa yaşadığımız anlara hakkını verip, anlamlı kılacak şeyler yapalım ki zalim değil,
iyi davransın bize. İyi kötü geçiyor zaman, ama hakkını verdik diyelim en azından.


Not: İlk fotoğraf Yaz, ikincisi Derin Mavi...




26 Ocak 2015 Pazartesi

Hiç de bile kuzucum, hiç de bile!


Hafta sonu bir ara evdeki kumaşları falan ortaya döküp, 
bişeyler yapalım, eğlenelim dedim. Ben küçük bir kedicik kafası diktim, o da kurdeleleri falan bağladı. Ama ortaya çıkan şeyi beğenmedi. Sen her etkinlikte ben iyisin diyip, koştu gitti kendini odasına kapattı. Aslında nasıl kötü bi dikişim var, teğelim bile berbat! 
Hevesim var ama pratiğim kötü. Ama o öyle hissetti işte...

Kapısına da bu notu astı. 

( Bu kısmında direkt ona sesleneceğim. )

Oysa kuzucuğum;
sen biçok konuda o kadar iyisin ki.
En iyi olduğun konulardan biri de kendini ifade edebilmek.
Hem kendine, hem bize.

Son derece dürüst davranıyorsun.
İçinden geldiği, hissettiğin gibi.
Babanın da, benim de, tanıdığım biçok insanın da çok ötesinde.

Çok güzel şarkı söylüyor, dans ediyorsun.
Benden çok çok iyi: )

Olduğun gibi öyle iyisin ki. 
Annenle kıyaslaman kendini normal, en yakınındaki olarak.
Oysa aramızda bikaç yüzbin yıl yaş farkı olmasa sen neler yapabilirsin neler?

Yapabildiklerin, yapamadıkların, yapmayı düşlediklerinle bitanesin sen. 

Detaylara olan dikkatin....





Bizlere gösterdiğin sevgin...



 Miniklere duyduğun şefkatinle bi tanesin....






























23 Ocak 2015 Cuma

Karneli cuma :)






























Karne zamanı geldi, bi' dönem nasıl da çabuk geçti. Çabuk geçti diyoruz ama bi' yandan da neler sığdı neler? Onlar okuma yazmayı öğrendiler, biz 10 dakikada kahvaltı yaptırıp, giydirip servise yetiştirmeyi... Onlar yeni arkadaşlarına alıştılar, biz onlara karışmadan yaşam koçu olmaya...
Onlar ödev yapmayı öğrendiler, biz sinirlenmemeyi, sorumluluğu onlara bırakmayı...

Şimdi biraz sermek, biraz yayılmak, rahatlamak 15 güncük de olsa hakkımız :)

.....

Okuldu defterdi kalemdi demişken güzel bir organizasyona rastladım geçen gün.
Bir Silgi Bir Kalem...    İhtiyaç sahibi okullarla, yardım etmek isteyenleri buluşturuyor.
Bazen sosyal medyada tek tük kampanyalar görüyoruz ama düzenli takip etmek, yardım etmek istiyorsanız harika bi fikir.

.......

Bu da başka bi' faydalı hareket. TUTUMLU ANNE!   Çocuğunuzun artık kullanmadığınız eşyalarını değerlendirebileceğiniz, ya da uygun fiyata başka birilerinden bulabileceğiniz bir site. ÇOK İYİ FİKİR!

.......

Bu arada, karne marne dedik de, başarı dediğiniz şey nedir ki gerçekte?

............


Son olarak olmasa da olacak, ama olsa çok eğlenceli olacak şeylerle haftayı kapatalım.
Hepinize rengarenk bi' hafta sonu diliyorum. Hepimize  :)


Aşkla kalın :)


22 Ocak 2015 Perşembe

Dünya bilgisi

























Geçen akşam, Yaz'la öğretmen-öğrenci oyunu oynuyorduk. Ben öğretmen oldum.  Elime bi kitap aldım, dünya ve gökyüzü konulu çocuk ansiklopedisiydi. Oradan konu açıldı. Ben doğaçlama anlatmaya başladım.
Önce dünyanın yuvarlak olduğunu nasıl anlarız'dan başladık. Ben elime yuvarlak bi' cisim aldım, sonra küçük bir nesneyi, geriden öne doğru getirdim. "bak üstünde bir gemi giderse önce üstünü, sonra bütününü görüyorsun, tıpkı bir geminin önce bacasını görmemiz gibi" dedim. İlkokul bilgilerimizi sattım ona :)

Sonra aklıma geldi, "biliyor musun dedim, Ortaçağ'da insanlar dünyayı tepsi şeklinde zannederlermiş. Onu da öküzün boynuzunda olduğunu sanırlarmış. Öküz boynunu salladıkça depremler falan oluyor derlermiş. Ne komik değil mi? Gözlerini kocaman kocaman açtı! "Anlat anlat anneee..." diye heyecanla konunun içine girdi.

Galile diye bir bilim adamı dünyanın yuvarlak olduğunu söyledi diye, engizisyon mahkemelerinde yargılanmış inanabiliyor musun dedim. Niye ki? dedi. O güne kadar bilinen doğruları çürüten bir şey söylediği ve o bilgileri söyleyenlerin makamını sarstığı için diye anlattım. Çok saçmaymış dedi.

Sonra konu, Amerika kıtasının keşfine geldi. Amerika'ya ilk varanların oranın yeni bir kıta olduğunu anlamadığını söyledim, şaşırdı. Orada kimse yaşamıyor muymuş dedi. Yaşamaz olur mu, Kızılderililer varmış dedim.

Beyaz adam kıtaya ayak basınca, oraya hakim olmak için oradaki halkı vahşi, ilkel ve saldırgan olarak tanıtmış bütün dünyaya, çünkü saldırmak için bahane gerekiyormuş. Oysa Kızılderililer bilge bir toplulukmuş, doğanın, toprağın değerini bilen. -Eeeee anne sonra? - Yıllar yıllar sonra beyaz adam, Kızılderililer'den özür dilemiş. Topraklarında onlara yaşattıkları için...

-Cadılar gibi değil mi anne? -Evet Ortaçağ'da şifacılara hemen cadı damgası vurulmuş, yaşlı çirkin tasvirler yapılmış... Birçok şifacı da yeteneğini saklamak zorunda kalmış...

Tarih, çıkarlara ters düştüğünden adaletin tepetaklak olduğu olaylarla dolu. Örnek olaylar olmasa, bu adaletsizlikleri(!) nasıl anlatırdık yeni nesillere...


AMA!...

Bir yandan, yolu sevgiden geçen herkesle bi' gün buluştuğumuzu düşünüyorum. Sevgiyi merkeze koyanlarla her gün 'tesadüf' gibi görünen nedenlerle bir araya geliyoruz, toplaşıyoruz. Ben bunu yaşıyorum. İnanıyorum...



20 Ocak 2015 Salı

Minopolis "Çocuk Şehri"

video

Kidzmondo'ya çok gitmişliğim var. Bi de Minopolis'e bakalım dedik. Minopolis, Marmara Forum'un içinde. Çok büyük değil, ama samimi. Yaz beğendi. Biliyorum bi grup insan da bu konseptleri antipatik buluyor, yani küçükleri kapitalist düzene alıştırıyor şeklinde. Ama içine girince çok öyle değil. Evcilik, poliscilik, radyoculuk oynamak gibi... 15.30'da girdik, 20.00'de çıktık. 
Gayet de eğlendik. Oyun odalarında dışarıya monitör koymaları da hoş olmuş. İçeride ne olup, bittiğini takip edebiliyorsunuz.
Yaz özellikle radyocu olduğunda, kurabiye yaptığında çok eğlendi. Bankacı olmak çok zormuş dedi :)








19 Ocak 2015 Pazartesi

Mutlu haftalar o zaman :)

























Bi' güneşin içine banmak simidini...


Başka bi' güneşi batırmak denizin en güzel saatine...

























Gülmek saçma sapan şeylere...


Bi' avuç sandığın kalbin ne kadar büyüyebildiğini görmek...


360 derece mutluluk başka nedir ki? 


video


Mutlu haftalar : ) 


16 Ocak 2015 Cuma

"Dünya ellerimizin üzerinde yükseliyor..."



"Dünya öküzün boynuzlarında değil, sizin ellerinizin üzerinde yükseliyor..."
demiş Nazım. Hepsi boş, sevgiyle uzanan eller dışında.

Birbirine uzanan eller, fark yaratmayı isteyen insanlarla umut vaat ediyor dünya. 
Aşağıda fark yaratan bir berberin hikayesi var. İnsan durduğu yerde nasıl fark yaratır, güzel bir örnek.


Dün fark yaratan İran kadınlarının videosu da çok etkiledi beni.
Özgürlüklerine ne pahasına olursa olsun sahip çıkan kadınlara selam yolladım yürekten. 
Yine ne demiş Nazım, "Korktukça kaçmazsın, kaçtıkça korkarsın" ; )


Bu da fark yaratan bir babanın yaptığı çok güzel bir çalışma.


Kitap sevdirmek, çocuklara ışığı armağan etmek demek, bana göre.
Dünyadan ilham veren okul kütüphaneleri gördüm şurada
Keşke her okul kütüphanesine çok özel bir ilgi gösterse.

Üretmek, yaratıcı olmak, hayatımıza yaratıcılığı katmak... 
Çok iyi hissettiriyor. Yaratıcılık nasıl kışkırtılır, nasıl canlandırılır?
Şurada birkaç öneriye yer verilmiş. 

Hafta sonuna girerken bi de oyun önerisiyle kapatayım haftayı.
"Kandıramazsın beni" Bir kutu oyunu... Kartlar, gözlük ve Pinokyo gibi takılan taktıkça uzayan kupaları var... Çok eğlenceli... 

Kendinizle ve sevdiklerinizle eğlenebildiğiniz bir hafta sonu dileğiyle....
Sevgiler...