29 Ağustos 2014 Cuma

Cuma günü hiçbir yere gitmese de gönlü gezenler var


Bugün cuma yarın da büyük zaferin yıldönümü.
30 Ağustos, bir ulusun küllerinden yeniden doğmasının günü.
Kapütilasyonlarla ezilen, 4 koldan sömürge olmaya zorlanan hasta adamın
vatanseverlerin omzunda canlanarak mucizeyi başarması demek.

Bugün unutulan tarihi yeniden hatırlamak lazım.
Osmanlı çok parlaktı da, bir grup terörist Osmanlı'yı alaşağı etti değildi o günler.
İşgal güçlerinin cirit attığı, ülke içinden bile verelim kurtulalım denilen günlerdi.

30 Ağustos, bazılarının ordularımız hayatta başaramaz diyenlerin karşısında
Mustafa Kemal'in pes etmeyen, hayal eden, güçlü komutanlığının ve göğsünü siper eden 
vatan evladının mucizesiydi.

Dahasını Cumhuriyet dönemi gazetecilerinden Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya'sından okumalı…

Tarihi unutmamak, unutturmamak, pes etmemek, alışmamak, yılmamak lazım.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 


Gelelim haftalık cuma turumuza… 

Bu hafta, Anıtkabir'de Guiness rekorlar kitabına girecek bir organizasyon yapıldı. Yüzlerce kişinin katılımıyla Atatürk'ün portresi ve imzası oluşturuldu. Gördün mü? 



İkinci durağımız geçen gün de bahsettiğim İyi Cüceler… Programlarını takip edin, mesela yarın seramik atölyesi var. Sizin cüce de sever belki. 



Ben bu hafta 21 gün süren bir meditasyon sürecine başladım. Bir akıllı telefon uygulaması. Adı, sanı, içeriği şu.  Gerçekten iyi geliyor, gerçekten bak. 


Ya bu da çok enteresan. Çocuğunu arayıp da ulaşamayan bir anne, çocuğu kendisi aradığı zaman açmamazlık yapmasın diye bir aplikasyon geliştirmiş. Annesi aradığında açmadığında çocuğun telefon kitleniyor ve bozuluyor :)) Ne cadı anneler var. :-P 


Dünyanın dört yanında, her gün bir şey kutlanıyor.
Bu gün ne günü? merak ediyorsanız, tatlı bir site buldum.  



Renklerin muhteşemliği, dünya görüşü, felsefe… Hindistan'a bi gün mutlaka gitmek isterim. 


Herkesin okuması lazım. 


Okullar açılıyor, her şeyi çarşıdan mı alacağız? Evdekileri de değerlendirmek lazım. 


Ve son olarak Çalışan Anneler'e yardımcı olmak, onların yoluna ışık tutmak, 
sorunlarına çözüm sunmak için yola çıkmış bir oluşum: Çalışan Anne Destek Merkezi… İzlenmeli


Kal sağlıcakla… 

27 Ağustos 2014 Çarşamba

26 Ağustos 2014 Salı

Uykunuzu nasıl alırdınız?




Şekil şekil uyku öncesi ritüellerimiz var bizim. 
Çalışan anne olmanın getirdiği bi şey bu, biraz da.
Gün boyu ayrı kaldıktan sonra, hızlandırılmış program, yoğun ve yoğuşmalı bir süre geçiriyoruz.

Önce biraz kuduruyoruz. Aslında ilk uyku eğitiminde, yani küçükken yatma saatinde sakinleşmek gerektiği söylenir ve biz de bu yaşlara kadar öyle yaptık ama artık daha özgürüz: )


Aslında en az 4 yıldır gecede 3 kitap okuyarak uyuma alışkanlığımız vardı.
Bugünlerde biraz sıkılmış olmalı ki, başka şeyler istiyor. 
Bu gece okumayalım diyor. 
Azmalar bitip, yatağa geçtikten sonra sakinleşme süresi geliyor. 
Bilgi yarışması yapıyoruz mesela. Onun bilebileceği türde şeyler soruyorum.
Eyfel Kulesi nerededir gibi, bilince çok seviniyor. 

 

Bir süredir uyku ritüeli favorilerimizden biri Kırmızı'nın Günlüğü…
Sesli hikaye… Ama kimler kimler seslendirmemiş ki, Yıldız Kenter'den tutun, Demet Akbağ, Haluk Bilginer, Sanem Çelik ve
Mehmet Ali Alabora'ya kadar. Yaz defalarca dinlediği halde bıkmadan dinliyor.
Artık biraz uykuya geçişini kolaylaştıran bir araç gibi de kullanıyor kendisini. 


Bazen el ele tutuşuyoruz. İtiraflar, duygu paylaşımları bu esnada oluyor ; )


Arada da ayak masajı. Bu refleksoloji kartını yeni buldum. 
Ayak altında masaj yapılan hangi bölgenin, vücuttaki hangi bölgeye iyi geldiği…
Dün mesela, ayağını ovdum, kolaycacık uyuyuverdi. 



Ve bir annenin gurur ve zafer tablosu… 
 Melek gibi uyuyan bir şekerlik…

Tam bir akşam sporu değil mi? Isınma, ter atma ve gevşemeyle biten…


Allah bütün kuzularımıza rahatlık versin :)  

25 Ağustos 2014 Pazartesi

İyi bir cüce ol, haftan güzel geçsin.


İyi Cüceler'i ne zamandır takip ediyordum, ama bir Avrupa yakası vatandaşı olduğumuzdan bi türlü 
ayak basamamıştık.  Caddebostan'daki bu dünyanın iki nefis kelimesini, 
kitap ve çocuğu bir araya getiren mekana gittik bu hafta sonu… 
"Okula merhaba" drama etkinliği vardı. 
Katılım yaz sebebiyle sanırım, düşüktü, ama katılanlar çok eğlendiler. 

İyi Cüceler yakın zamanda el değiştirdi, eski sahipleriyle tanışma fırsatı bulamamıştım
ama yeni sahibesi Ece hanım ve ailesi gerçekten çok şeker. Mekan da çok sıcak, mahallenin tatlı kitapçısı şeklinde. Yaş gruplarına göre dizilmiş kitapların yanı sıra, kış boyu aktiviteler de sürecek, takip etmeni öneririm. 

Etkinlik başlamadan önce, Yaz dedi ki, özel bir oda yok mu? Burada mı yapacağız?
Burada yapacağız ama isterseniz, anneleri bahçeye alalım dediler.
Biz bahçede bekledik.

Sonradan söylediğine göre haklı çocuk.
-Gözaltında olmak istemedim! 



İçeriden aldığım bilgiye göre hayallerindeki okulu çizmişler, isim vermişler.
Bizimkinin okulunun adı özgür okul! 
Özgür okulu nasıl çizmiş? Kanatlı…  
Nerdeeee öyle okul be tatlım…
Ama sevdim hayalini 

 


 Dur bi dakika, biz öyle bir etkinlikle bırakır mıyız hafta sonunu?
Oradan çıktık, en geyik filmlerden birine Barbie bilmem neye gittik.
Diğer animasyonların yanında hem çizimi zayıf animasyonun, hem de çok bişey katmıyor.
Ama biz de arada eğlenceli vakit filmi seyretmiyor muyuz o da olacak. 


Çok komik şeyler yumurtladı gene. Hafta sonlarının bu özelliğini çok seviyorum, 
daha çok yakınlaşma, kucaklaşma, itiraf, kahkaha, paylaşma var.

Sinemada benim seçtiğim buzlu içeceği içmek için tutturdu, en sonunda verdim al sen iç,
ben hiçbir şey içmesem de olur.

İçti, içti, sonra döndü benim yanağımı okşadı. Annecim, olaya bi de iyi tarafından bak, beraberiz, çok güzel bir gün geçirdik. Asma suratını… !  

Bi de bugünlere düşülmesi gereken not,
sesini yükselttiğinde hemen pişman olup, özür diliyor.

Gördüğüm, onlarla birlikte sinir katsayımızı artırmamak gerektiği…
Siz sakin kaldıkça onlar da sakinleşiyor.

Laf lafı açmışken, Metin Hara'nın YOL kitabına  başladım,
insanların sinirliyken zihninin BETA dalgasında olduğunu söylüyor.
Yani eski insanı ve hayvanları düşünürseniz, vahşi bir hayvan tarafından kovalandığınız, ya da hayatta kalmak için kovaladığınız stres frekansı… Aynı zamanda korkunun frekansı. 
Yetişkin ilişkilerinde de öyle karşınızdaki sinirliyse belli işte Beta'da…

Evet dostum, sana Beta'ların karşısında bile Alfa'da kalabileceğin bir hafta diliyorum ; ) 


22 Ağustos 2014 Cuma

Hafta sonun baldan tatlı geçsin ;)



Bugün yoğun bir haftanın da final bölümü… 
Yaz geldi ajansa, Meltem'in kızı Ada da.
Çok şekerler, şu an kahvaltı yapıp sohbet ediyorlar içeride.

 Eveeet gelelim haftanın gezintisine… 
Biliyor musun instagram'da yeni bi' akım başlamış.
Külüstür arabaların fotolarını çekip onun kolajını yapmak.
Çok eğlenceli gözüküyor, rast gelsek de yapsak. 
#finnycar  etiketiyle paylaşılıyor bu tatlı şeyler… 


Cuma akşamına doğru fenalıklar geldiyse, sıkıldıysanız, 
bi tane fotomontaj attırıver. 
Ben geçen gün uğraşıp, kendi kendime eğlendim. 




Yoga yapmak istiyor, ama vaktim yok, naktim de yok diyorsan,
bahane yok, al sana bedavaya yoga sınıfı. 

Pazar kahvaltısı için harika bi fikir değil mi şu nefis şey? 

Şu fikirlere bayıldım. Daha sağlıklı yeme alternatifleri için küçük sırlar.
Mesela frape'yi şeker yerine kuru üzümle yapmak, mayonez yerine avokado sosu, köfte için ekmek yerine yulaf ve niceleri…  Güzel lezzetlere 27 sağlıklı alternatif 


Hafta sonu da şu kitabı bitireyim artık. Haftaya gelsin yeni kitaplar…


Sana da fıstığından bi hafta sonu diliyorum,
pazartesi, bilemedin, salı görüşürüz ;)




21 Ağustos 2014 Perşembe

Biraz esne, biraz gerin, evine gidersin


Yeni bir iş var elimizde, yoğun şekilde ona çalışıyoruz.
Konkur bi' de.

Bilmeyenler için konkur, reklamdaki 'ihale'… 

Neyse, dün gece 12.00'de evde oldum, dün sabah da papatya kızımla 
karşılaşamamıştık, bütün gün görüşmedik yani.

Bu sabah evden çıkarken bana
"Anne , sen işteyken seni çok özledim bugün erken gel dedi."

Dınının dınınınnnn…

Bi an düşündüm, hafta 2 gün olan pilatesim var bugün.
Kendime ayırdığım 2 saat.

Anneliğin vicdan kasları yokladı bi' 

Gitmesem… 

Sonra kovaladım fikri. Vicdan kaslarının yerine reel kaslarımı biraz gevşetip gelirsem,
çok daha sağlıklı olabilirim diye düşündüm. 

İyi etmiş miyim? 

NOT: fotoğraf  şuradan… Konuyla hiç alakası yok ama çok tatlı di mi? 

19 Ağustos 2014 Salı

Kardeşim kapıdan, hırsız bacadan!



Pazar günü Yaz'la sinemaya gittik, bi de selfie çektik koyduk instagrama.
O da ne, bi de baktım ki, kardeşimin karşı komşusu bizim sinemada olduğumuzu görmüş,
acil bana ulaşır mısınız diye mesaj attı.

Ararken aklıma da geldi ama neyse…
Numaramızı verdik face'den. 

Kardeşimin kapısı açıkmış, eve hırsız girmiş!!! 
Yazık, çocuklar tatile gideli 1 gün olmuştu daha.
Murat polisi aradı hemen, biz de eve gittik.
Yaz'dan saklayabilecek bir durum yoktu, beraberdik çünkü.

Yolda giderken, neyle karşılaşacağımızı tam bilmeden,
nasıl ağlıyor… "Benim canım kuzenimin eşyalarını nasıl alırlar, teyzemin evine nasıl girerler?" 
Hıçkıra hıçkıra. Kızım dedim, tamam üzme kendini bu kadar. Mal bu sonuçta. Sağlık olsun.
(İçimden onların tatillerinin zehir olacağına mı yanayım, neler gitti onu mu merak edeyim. Ama olsun, yine de dediğim doğru. Ağlamasın…)

Eve beraber girdik, çekmeceler karışmış, takılar yatağın üstüne yayılmış…
Hasar tespiti yapamadık nerede ne var tam bilemediğimizden.
Onlar dönünce yapılacak. 

Yaz şimdi sorup duruyor. 
-Anne nasıl girmiş?
-Kapılarının kiliti zayıfmış ondan… (Eee kendini güvende hissetmeli, korkmamalı.-)

-Şimdi çok sağlam oldu di mi, bizimki gibi?

Evet kızım, sağlam.

-Anne ben insanların niye hırsızlık yaptığını biliyorum!!
-Neden canım?
-Eğitimsizlikten di mi??!!!! 


Ne cevap vereyim şimdi sana… 
Hırsızı çocuğa anlatmak zor olay… 


NOT: Her şey bi' yana, 
komşuluk -ilgili ve sevgili komşuluk tabii- önemli.
Sosyal medyada paylaşım işe yarıyor arada ; )