1 Temmuz 2016 Cuma



Geçen hafta tatildeydik. Kuzum çok uyumluydu, 1500 kişilik tesiste 100 kişi vardı, doğru dürüst çocuk yoktu etrafta görüldüğünün tersine. Ama kendi kendini oyaladı. Fırının başına gidip, hamur açtı mesela :) Büyüdü, olgunlaştı yavrukuşum...

............

Dönüşümüzün ardından da acı haberler geldi. Ulusca hepimizin başı sağolsun  :(

17 Mayıs 2016 Salı

Piano ve benzerleri yaşasın!


Onlar İsveç'te yaşayıp, vatanlarına geri dönmüş, yaptıkları işe tüm benliklerini vererek çalışan bir çift. Ortaköy'de bir cafe açmışlar, Piano Cafe...
Öğle yemeklerini sık sık orada yiyoruz, bolca sohbet ediyoruz.

Öyle özenliler ki, zeytinyağlı açık büfesi yapıyorlar, her tabak ayrı bir lezzet.
Hijyen konusunda da apayrılar... Eti, tavuğu, sebzeyi, meyveyi özel seçiyorlar...

Bir öğünde, çorba, açık büfe sıcak yemek veriyorlar, sadece 19 TL...

Ve dükkanı döndüremiyorlar. İşte buna çok üzülüyorum.

Sohbet ediyoruz, karşılaştıkları bazı yorumları anlatıyorlar...

İçeri gelip, burası bana fazla temiz diyen, pahalısınız diyen vs vs... 

Ama caddenin aşağısındaki kebapçıya gidip, iki katına yiyor bu semt insanı bu arada.

Çok düşündürücü... Halkımızın davranış tarzı açısından. 

Bizim halkımız, iyi, temiz hizmete kendini layık mı görmüyor acaba?
Burası bana fazla diyor belki bilinçaltı.
Belki gerçekten fazla geliyordur diyeceksiniz ama, 
bu semtteki yemek mekanlarını biliyorum, 
gerçekten çok daha dökülen yerlerde, daha fazlasını veriyorlar...

Ben güzel şeylerin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum,
umarım rüzgar tersine döner, değerleri anlaşılır.

Güzel şeyler yapmak isteyen insanların hevesleri kaçmasın, emekleri boşa gitmesin istiyorum...


13 Mayıs 2016 Cuma

Cumanın favorileri


Ankara'daydım dün... İş için.
Öyle iyi geldi ki bana. Ankaralıyım ben, ama yıllardır gitmiyordum. 
İstanbul'un iriliğinden sonra, Ankara sıcak ve samimi geldi.
Ya da içimdeki çocuğu devreye sokan düğmeye mi bastı? 
Çocukluğum, anam, babam, anılarım, mutlu aile tablosu...
Çocukluğu anayurdudur ya insanın...
Anayurduma gitmiş gibi... 

..................

Bu arada sabahları işe gelmeden yeşile, ağaca, kuş seslerine uğruyorum.
Kendimle randevularım bunlar... Kendimle baş başa...
Öyle ya, sen sana vakit ayırmazsan, kim sana zaman ayırır ki...



Bi de yazdığım anlar... İçimdekini kendim bile bilmeden dışa vurduğum...



.................


Çocukluğa kadar geri gitmişken, güzel bir link buldum.
Doğduğunuz gün 1 numara olan şarkıyı şuradan bulabiliyorsunuz. Tık tık. 


...............

Bu şarkı da çok güzelmiş. 
Neyse ki şarkılar halden anlıyor

.............

İyi hafta sonları : ) 




11 Mayıs 2016 Çarşamba

Çalışan annenin çocuğu


Çalışan annenin çocuğu özler.
Çalışan annenin çocuğu yetinmeyi öğrenir.
Çalışan annenin çocuğu anın tadını çıkartmayı bilir.
Anılar yaratmanın değerini de...

Çalışan annenin zamanından kendine düşeni sonuna kadar alır.
Küçük kaçamaklarla mutlu olur ; )

Aynada seni gördüm.


Bugün heybemizden bir kitap çıkartalım. Hayatımızdaki her türlü ilişkimize, kalıplarımıza
ışık tutacak doneler var içinde...

Mesela... 

""Enerjimiz geçmişimizdeki her deneyimi, onları şu an hiç hatırlamıyor olsak bile kaydeder.
Büyük varlığımızı bir bilgisayar sistemi olarak hayal et. Geçirdiğimiz her deneyim özenle, harfiyen kaydedilir ve sistemlerimizde dosyalanır.
Bu dosyalar arasında anne ve babalarımızın davranış kalıpları da vardır.
Mesela, bir kişi, öfkelendiği zaman küserek iletişimi kestiğini söyler. Çoğu zaman bu kişi, kendisi bir çocukken anne yada babasının kendisine öfkelendiği zaman "onunla konuşmayarak" kendisini cezalandırdığını hatırlar.
Çocukluk dönemimizde farkında olmadan aldığımız kayıtlarla belirli tutum ve davranışlara programlanırız.
Ne olduğunu bile anlayamadan kendimizi kendimize bile tanıdık olmayan bir tepki verirken bulabiliriz."

Nasıl oluyor da böyle oluyor, niye şaşırdığımız deneyimler yaşıyoruz? 
Biraz derine bakmak istiyorsanız tavsiye ederim. 


9 Mayıs 2016 Pazartesi

Ne süperim, ne de Oscarlık...


Süper değilim, Oscar alacak bi yanım da yok konuyla ilgili. Anneyim... 
Seven, çok seven, güçlü değilken bile onun için güçlü olan...

Çocukluk insanın anavatanıdır der Doğan Cüceloğlu... 
O anavatanı güvenli kılabilmek, büyüdüğünde bile sığınabileceği bir vatan sunmak istiyorum.
Güleryüzlü bir yuva... Bunaldığında bile o fotoğrafa sığınabil diye... 

Süper falan değilim. Ama onun süperiyim işte... 



4 Mayıs 2016 Çarşamba

İçimden geldi


Olgunluğuna, sıcaklığına, şefkatine şükürler olsun bitanem...