20 Kasım 2017 Pazartesi

O kadar çok hakkınız var ki aslında.


Dünya Çocuk Hakları günüymüş bugün. 

Bence en doğal hakları olan güvende olma, sevilme, eğitim gibi temel haklarının 
yanında başka hakları da var. 

Kendileri olabilme hakkı... Kişiliklerinin kabulü. Olduğu gibi sevilme. 

Kararlarına saygı duyulması. İstediğini giyebilme, zevkine uygun yaşayabilme.

Yeteneklerinin doğrultusuna gidebilmesi. Gerektiğinde teşvik edilmesi.

Güzel şeyler duyma hakkı var bi de. Kim istemez ki? 

Kitap okuyabilme hakkı. Sevebileceği ortamlar yaratılabilmesi...

Onun hislerine güvenilmesi. Bir konuda direnç gösterdiğinde zorlanmaması... 
Öp amcayı, öp teyzeyi... Şununla arkadaş ol, bununla konuş. Şu kursa git... gibi.

Ne bileyim çok hakları var daha bence. Ne isteseler hakları:) Çok seviyorum şu çocuk milletini.


13 Kasım 2017 Pazartesi

Frida kılığında...


Bugün istedikleri bir roman kahramanının kılığına gireceklerdi.
Frida'yı seçti. (Kitap kahramanı da sayılırmış, çünkü Asi kızlara hikayelerde onun da hikayesi varmış)

Güzel çekemedim fotoğrafını, flu oldu. Ama olsun çok hoşuma gitti.
Bi filtre koyup, buraya not düşelim. 
Unutmayalım.


7 Kasım 2017 Salı

Ayla, aldı götürdü bizi...


Hafta sonu Yaz'la gittik. Çok çok çok iyi... Görüntü yönetmeni harika iş çıkartmış, oyunculuklar
hele ki minik Ayla'nın oyunculuğu müthiş.

Savaşın ortasında, bizim askerler tarafından bulunduğu bir sahne var ki,
o bakışlar olay. 

Hele filmi seyredip seyredip, gerçek hikaye olduğunu biliyorsun ya, çok etkileniyorsun.

İkimiz de hüngür şakır çıktık salondan.

Umarım Oscar'da başarılı olur. 

3 Kasım 2017 Cuma

Dersi derste öğrenmek...


Gelecek hafta sınav haftamız. Bugüne kadar deneme sınavı gibi sınavlar oldular hep ama
ilk defa gerçek sınavlar başlıyor. İlk sınav Türkçe, sonra Fen...

Fazla çalışma hayatına karışmıyorum, ödevine, çalışmasına... Çünkü o sorumluluğu edindi, hatta fazlasıyla edindi. Ama bi sorayım dedim. Kızım Fen defterin yok mu, not almadınız mı, nereden çalışacaksınız?

Derste öğrendik ya anne. Derste not tutmuyoruz. Ama nasıl tekrarlayacaksın 
gibi biraz daha sordum...
Sonra düşündüm, onlarınki doğru belki de.
Öğrenmişler işte. İlla evde sınav öncesi çalışmak gerekir mi ki?

Ne biliim, görücez bakalım, nasıl oluyor bu sistem? 

2 Kasım 2017 Perşembe

Senin kokunu ezbere bilirim ben



Bir hırka vardı, annem verdi. Kendisine olmuyormuş. Dün onu giymiştim.
Eve girince sarıldık, geldi hırkanın kolunu kokladı. 
Sen kokmuyorsun dedi. Söyledim ben de anneannenin diye...
"Ben senin kokunu ezbere bilirim anne" dedi.

Anne kokusu böyle bişiyse işte... 

Zürih; güzel şehir

Geçen hafta yarı iş, yarı ziyaret Zürih'teydik. Kısaydı ama ilaç gibiydi.
Ne güzelmiş. Şehir, ortasından geçen nehiriyle sokakların güzelliğiyle zaten güzel.
Ama bu önemli şehir topu topu 400.000 kişi...



Trafik rahat, metrodan ziyade her yer tramvay, tren... Yani göre göre gidiyorsunuz, gideceğiniz yere.
Yeme içme pahalı. Çünkü İsviçre Frank'ı karşısında paramız pul değerinde. 
Mutlaka gezin diyebileceğim 2 müze var: 
KunstHaus Müzesi... Ve National Museum

Hem klasik ustaların, hem de çağdaş sanatın çok güzel örnekleri var.
Picasso, Chagall, Andy Warhol ve niceleri.
Bana bu ünlü isimler sürpriz oldu mesela. Gördükçe sevindim, aaa Van Gogh, aaa Picasso diye.

Zürih hayvanat bahçesi de çok güzel. Tamamen doğal bir alan içinde.
Aşağıdaki kareye aldanmayın, dışarısı sanırsınız orman. 

Yemek, içmek Zürih'te pahalı. Ama taban tepmek, gördüklerinle zihin açmak bedava: )





23 Ekim 2017 Pazartesi

Git ve cam kenarındaki yeri kap


Aamir Khan'ı yıllardır takip ediyorum. PİKİ ile tanıştım onunla. PK'de din sömürüsünü inanılmaz benzetmeler ve ironilerle ortaya koyarken, 3 idiots'da müthiş bir eğitim sistemi eleştirisi yapıyor, Her çocuk özeldir'de disleksi hastası olan bir çocuğun nasıl ilgi ve sevgiyle başarılı olabileceğini gösteriyordu. Resmen filozof gibi... Toplumsal sorunlara yüreklere dokunarak değiniyor. Cesurca... Tık tık 

Dün Secret Süperstar'a gittik, cuma girdi vizyona. 
Aamir Khan, kadına uygulanan şiddet, ezilen, aşağılanan kişilikler, bastırılan hayaller ve cesaretin nasıl her şeyi değiştiribileceğini yine güçlü bir şekilde koymuş ortaya.  

Kahramanımız 15 yaşında, müziğe aşık, şarkı söylemek isteyen, tüm dünyanın onu dinlemesini hayal eden zeki mi zeki bir kız, İnsu...  Ama içinde buluduğu toplum, kız çocuğu hiçe sayan babası yüzünden hayallerini yaşaması imkansız görünüyor. Aamir Khan bu noktada mesajını veriyor. Cesaret, her şeyi değiştirebilir. Her koşulda açılacak bir kapı bulunur. Film boyunca, kızımız kaderini değiştirmek için birçok şey yapıyor. Ama asıl gereken destek annede. 

Finalde, o güne kadar hep kendiyle ilgili kararları başkasının aldığını söyleyen, 
kahramanımızın annesi 
çok cesur bir karar alıyor ve o canalıcı sözü söylüyor.

"Git ve cam kenarındaki yeri kap"

Bu söz çok anlamlı çünkü, filmin çeşitli bölümlerinde uçaktaki cam kenarını, gasp eden erkekler gösteriliyor. Cesurca o yer benim diyebildiği zaman kahramınımız o yere oturabiliyor.

Filmin sonunda ise o sembolik başkaldırışın hayatın her alanı için geçerli olduğunu söylüyor annesi. 

"Git ve cam kenarındaki yeri kap"

Seyrederken bütün hayallerinden vazgeçmek zorunda kalan kızları düşünerek hıçkıra hıçkıra ağladım, cesurca her şeyi değiştirebilen kadınları düşünerek güldüm.