9 Ocak 2020 Perşembe

İstanbul'un tarihi


Kimler kimler yaşamış biz yokken buralarda. 
Kimlerin kültürü, hayatı, mezarı, hayalleri, aşkları var bu şehrin topraklarında.
Çok değerli bir dünya mirası bu şehir.
Daha iyi tanımalı, öğrenmeli.

Sevdim aşağı kitabı. Kimlerle paylaşmışız, kimlerin emaneti, kimlerle ortak aşkımız.
Tavsiye ederim.


31 Aralık 2019 Salı

Mutlu seneler

Boşver listeler yapmayı, yaptıklarını, yapamadıklarını. Hepsi bir sebeple oradaydı. Bazen öğretmek, bazen öğrenmek, bazen sabretmek… Daha fazlasını iste, daha fazla ol, daha daha diyen tüm dış seslere tıka kulağını. Sen ne istiyorsun, neye ihtiyacın var, ihtiyacının peşinden gitmiyorsan niye gitmiyorsun sor kendine. Gitmenin, kalmanın, durmanın, beklemenin hepsinin bir yeri var yaşamda. Yüklenme kendine gereğinden fazla, suçlama ona buna… Sevebildiğinde sev, neşelenebildiğinde neşelen, öfke geliyorsa öfkelen. Neşe nasıl 24 saat değilse, öfke de değil. Öfkelen geç, neşeyi daha fazla zamana yayabiliyorsan ne ala.
“Dünyayı hissetmek için yaratıldık.” Unutma…
2020 kendin olabildiğin, kendine yaklaşabildiğin, kendin kalabildiğin bir yıl olsun. Kolay geliyor kulağa. Ama dene bi’.
Başkasının iç sesiyle değil, dudaklarından çıkanda kendi sesini duyabilmek bi’ harika.

Çocuklar Süt Sevmiyor mu?


Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği ‘zararsız’ ve lezzetli bir şeyler almak istedim. Ufak tefek atıştırmalık yiyeceklerin yanında marketten en sevdiğim markanın ambalajlı sütünü aldım. Bizim evde çok tüketildiği için sütü artık otomatik alıyorum hiç düşünmeden.

Evlerine gittiğimde arkadaşım torbaları boşaltırken sütleri kendime aldığımı sanınca bayağı şaşırdım. Meğer çocukları süt “sevmezmiş”. Bu aslında onun dediği tabii ama orada bir şey demeden, evde bal, kakao gibi tatlandırıcı bir şeyler olup olmadığını sordum. Kakao poşetini elime aldım ve annemin hazırladığı kakaolu sütü hazırlamaya giriştim.

Benim düşünceme göre, çocuklar bir gıdayı, bir yiyeceği sevmediğinde bu gerçek fikir değil, bir etkilenme veya zorlanma sonucu oluyor. Yani çocuğu yemesi veya içmesi için zorlarsan o çocuk o gıdayı bir daha tüketmeyebiliyor. O yüzden çocukları serbest bırakmak, sıkmamak, o gıdayı farklı türde onlara sevdirmek lazım.

Kakaolu sütlerini ve atıştırmalıklarını hazırlayınca onları çağırdım ve sütle ilgili bir hikaye uydurdum hemen. Sonuç belli; sütlerini bayılarak içtiler. Konu neyi yaptığınızdan çok nasıl yaptığınız. Pazarlamanın önemini buradan anlıyor insan. Arkadaşım şaşkın tabii.
Sohbet ettiğimizde ise çekinerek ambalajlı sütleri pek kullanmak istemediğini söyledi. Nedenini sorduğumda ise besin değeri düşük olduğunu söyledi. Bunu da araştırmadığını, tamamen kendi fikri olduğunu söyledi. Gel bakalım o zaman dedim. Dedikodu yapacağımıza, magazin konuşacağımıza bunu araştıralım dedim. 1-2 saat gezindik yerli ve yabancı sitelerde. Çıkan sonuçlar ise onu şaşırttığı kadar beni de şaşırttı zira bilmediğim bir sürü şey öğrendim. Bu vesileyle arkadaşıma da teşekkür ederim yeni şeyler öğrenmemi sağladığı için.

İlk olarak ambalajlı sütler, şu an ortalıkta gezen çiğ sütlere göre denetimli ve kontrollü olduğu için kesinlikle ama kesinlikle daha güvenli ve sağlıklıymış. Ambalajlı sütler, ısıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği’ne uygun ısıl işlem geçirirler ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanan tesislerde üretilirmiş.

Isıl işlem, dünya çapında tüm sütlere uygulanan bir yöntemmiş meğer. Bunun amacı, insanlarda ciddi hastalık riski oluşturabilecek etkenlerin tamamen uzaklaştırılmasıymış. Ayrıca besleyiciliğinden ve içeriğindeki vitaminlerinden de herhangi bir kayba uğramazmış. Yani arkadaşımın fikri yanlışmış. Araştırmasak, sorgulamasak yanlış bir fikre inanmaya devam edecekti.

Bu arada aranızda çiğ süt kullanan varsa diye çok ama çok önemli bir bilgi eklemek istiyorum. Çiğ olarak tüketime sunulan açıkta satılan sütler biliyorsunuz sokakta, dükkan önlerinde, mağaza kapılarında filan satılıyor. E tabii soğuk zincir de hak getire! Bu sütlerde soğuk zincir sağlanamadığından, tüketiciye ulaşana kadar geçen taşıma sürecinde toplam bakteri yükü artıyor. Bu zararlı mikroorganizmaların uzaklaştırılması amacıyla evlerde kontrolsüz bir şekilde uzun süre kaynatılıyor ve bu yüzden vitamin-mineral kayıpları ambalajlı sütlere göre daha fazla oluyor.
Aman diyeyim her yerden süt almayın, çiğ süt almayın, denetimden geçmeyen sütü doğal sözüne kanıp eve sokmayın. Çocuklarınızı da onu sevmiyor, bunu sevmiyor diye şartlandırmayın. Sadece neyi nasıl sunacağınızı bilin ve çocuğunuza, yeni şeyler denemesi ve sevmesi için her zaman şans verin. Hepimize örnek ve ders olsun bu deneyim.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Kasım 2019 Salı

Bursa, Mudanya, Trilye, Cumalıkızık, Gölyazı , İznik turu


Hafta sonu Bursa gezisi yaptık. Burnumuzun dibinde ilk defa gittim. Bu ülkenin her köşesi cennet.
Dokunulmasa, bozulmasa...

İlk durak, Mudanya... Mudanya Mütarake Evi'ni gezdik. Ateşkesin imzalandığı konak.
Yabancı bir bankerin konağıymış, ateşkes için tahsis edilmiş. 

Mudanya sahil çok güzel evlerle çevrili. Her sokak denize açılıyor. Öyle huzurlu bir yer ki Mudanya. 


Evlerin güzelliğine bakın...





Cumalı Kızık, eski bir Osmanlı köyü... Evler hala, atmosfer korunmuş. 
Eski evlerin avlularında çayınızı, kahvenizi içebiliyorsunuz. 
Başını dışarı uzatıp, sizi davet eden teyzeler, güler yüzün sırrını çözmüş.








Ve bütün uygarlıkları buluştuğu Bursa... Turkuvaz renk olan Yeşil Türbe, Osmangazi, Orhangazi türbeleri, yeşil camii, göl kenarının verdiği huzurla, Ağlayan Çınar'ıyla Gölyazı, şirin mi şirin Trilye...
Çok güzelsin Bursa.

Teşekkürler, hep böyle kal. 

















5 Kasım 2019 Salı

Sordum:


En sevdiğin özelliğin ne? Etrafımdakilere empati duyabilmem, eq'umun yüksek olması, sosyal olmam dedin... Umarım sevdiğin özelliklerin hiç değişmesin ; ) Hatta artsın...

Bi takım sorular buldum, soracağım bakalım her gün...

Öperim...

11 Eylül 2019 Çarşamba

Kızıma mektup


Can kızım,

bu yıl doğum gününden sonra yazdığım gelenekselleşen mektubu yazmadım, yazamadım bi türlü.
Bilmiyorum tam neden...

Bir yaz tatili daha bitti. Okullar açıldı. Bu sene okula giderken gözlüğünü takmıyorsun, yanına alıyorsun. Büyüyorsun, görüntü önem kazanıyor. Ne acayip görmek değil, görünmek daha önemli şu yaşlarda. Oysa ben seni gözlüklerinle o kadar beğeniyorum ki. Klişeleri sevmezsin ama hepimiz klişelere teslim oluyoruz bazen.

Tam bu satırları yazarken telefon çaldı, sen. Heyecanla okuldaki bir gelişmeyi haber verdin. Bayılıyorum senin heyecan duymana, coşkulu olmana. O yüzden miskin tatil günleri bittiği için memnunum.

Uzun yazmıyorum ama seni yine uzun uzuuuuuuun seviyorum.

Sen coşkunu hiç kaybetme, ben senin arkandayım.

28 Şubat 2019 Perşembe

Olayların iki yönünü görebilmek


Bu haftaki kitabımız harika ötesiydi: )
Büyüklerin de okuması gerekenlerden... 

Öykülerden bir tanesinde "bazen yaşadığımız olayların farklı yönleri olabilir" teması işleniyordu.
Adamın önce atı kaçıyor, komşuları ona ne talihsizsin diyor.
Ertesi gün, at yanında iki atla geri dönüyor.
Bu sefer komşuları "ne talihlisin" diyor.
Vahşi atlardan birine binen oğlu düşüp, bacağını kırıyor.
"ne talihsizsin" diyorlar.
Ertesi gün savaş için asker toplanırken bacağı kırık diye çocuk askere alınmıyor.

Yani kötü gördüğümüz olaylar hayırlı, çok iyiymiş gibi görünenler ise talihsizlik olabilir.
Her hayır şer, her şerde bir hayır vardır denir ya, tam da o.

Kitabı çocuklar çok sevdi. Sonrasında da aynı görselin içinde iki farklı figürü buldular.
Olayların iki yönünü görmeye niyet ederek...