21 Mayıs 2015 Perşembe

Hayat Üretim Merkezi ve sabahların anlamı


"Yaşamak şakaya gelmez, 
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 
                       bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, 
                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak." demiş Nazım...


Hayat, hayatta olduğunu anlamak için arada bir çimdik atar sana. Şşşttt kendinde misin? 
Belki sen de onun çimdiğini beklemeden, günlük çimdikler atmalısın: ) Günü şaşırtacak şeyler...
Ya bu kız yapmazdı, bu saatte şurada olurdu dedirtmelisin, yeni güne.

Yeni yollar aradığında, bir yol seçmek istediğinde, bazen hayatı şaşırtacak bir yoldan gitmek istediğinde küçük farklar katmalı. Güne doğada başlamak gibi. Yoksa senden beklenen yine koştur koştur hazırlanman, işe gitmen ve masana oturmandır ya hani...



 Yıldız Parkı'na gidiyorum aklıma estikçe, işe gitmeden önce.



 Bugün de aldım kitabımı banklara oturdum. O anki sesleri, sessizliği duymanızı isterdim.


 Tam karşımda bu koca dost vardı. Önce aklımdan ağaçların hareketsizliği geçti. Hiç sıkılmazlar mı hep aynı yerde durmaktan dedim. Hiç başlarını alıp gitmek istemezler mi? Onların kökleriyle oldukları yere bu kadar tutunmaları nasıl bir şey diye düşündüm. Sonra şu cümle ışıdı beynimde.
Onlar oldukları yeri o kadar güzelleştiriyorlar ki, gitmeye ihtiyaç duymuyorlar...



Ve güne başlamak için geldiğimde bi sürü ganimetim olmuştu. 
Bi sürü ilham veren cümlem vardı kalbime doğan...


 Günaydın hayat üretim merkezinin üreticileri... Bugün neler üreteceksiniz...?

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Bir insanı sevmekle başlar her şey diyenlerin adası- Burgazada...



“Önümüzde hayat… Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk. Yahut bana öyle geliyordu”  Sait Faik, Sarnıç.

Cumartesi günü Yaz'ın okuluyla Burgazada gezisi yaptık. Sait Faik'in adasına onun hikayelerindeki kahramanların izini sürmeye gittik biraz da. Bu yolculuğu çocuklarla bir arada yapmak da ayrı bir keyifti.


"Sevmek... Bir insanı sevmekle başlar her şey..." diyen çocuk ruhlu büyük hikayecinin müzesine gittik ilk durak. 




Nasıl da güzel... Yazdıkça yazası gelir insanın. 


“Ben Sait Faik’i çok severim. Bizim büyük hikayecilerimizden biridir. Büyük hikayeci, büyük şair. Bazen bedbin, bazen ümitsizliğe kapılır. Fakat çok namuslu insan, memleketini çok seven insan. Ve belki de bedbinliği, ümitsizliği çıkar yol görememesinden ileri geliyor. Halbuki çıkar yol var tabii. Velhasıl büyük bir hikayeci, büyük bir şair.”Nazım Hikmet


Sonra Aya Yani Kilisesi'ne gittik. Okul müdürü, çocuklara ve bize kilise hakkında bilgi verdi.  
"1867 yılında yapıldığı düşünülen kilise; farklı tarihlerde dokusuna zarar verilmeden onarımlardan geçmiş 1896 yılındaki restorasyon çalışmasıyla son halini almış. Bu kilisenin altında 11 basamakla inilen bir zindan bulunuyormuş. Gerçekten içi de oldukça etkileyici."


Çocuklar da keyifle dinlediler. İçerideki detayların büyüsüne kapılıp, her şeyi incelediler.  
Kilisenin duvarındaki yazı da çok hoşuma gitti doğrusu.


Burgaz, gerçekten yaşanası bir ada. Büyükada kadar aşırı turistik değil en azından. Yokuşları evlere şenlik gerçi ama, o evleri yok mu? Ya o denize çıkan sokakları...







Anasınıfından çok yakın olduğu arkadaşının da gezide olması çok iyi oldu. Ada sokaklarını bu şekilde arşınladılar.


Faytonlara çok sıcak bakmıyorum. Ama kızlar öyle istediler ki, ada turu da yaptık. En kıkır kıkırından hem de...


Adanın yerlisi bir arkadaşım önermişti. Gerçekten efsane. Burgaz'a gidip Sinem dondurmadan yemeden dönmeyin. İnanılmaz lezzetli.





Bir insanı sevmekle başlar her şey diyen herkese iyi haftalar ; )


12 Mayıs 2015 Salı

"Masal Terapi"


Masallarla kesişti yolum dostlar... Zaten masallarla, hikayelerle içli dışlıyım da,
iyice içine daldım. 

Masal Terapi kitabını görüyordum beni çekiyordu da kendine
ama günü varmış demek.
Tavsiye Evi'nde kitabın yazarı Judith Malika Liberman'la gerçekleşecek sohbete 
davet edilince çok sevindim. 

Hiçbir şey tesadüf değil di mi? Hiçbir yol, hiçbir kişi tesadüfen çıkmıyor karşımıza.
Bana da bu dönem masallar çok iyi geldi.

Judith'i tanıyarak başladık sohbete. Masalların şifalı olduğunu söyleyen Judith Liberman, 
masalların içine doğmuş resmen. Birer hippi olan anne ve babası Fransa'da bir komünde yaşıyormuş. Judith de orada doğmuş. Akşamları ateş başına toplanır masallar anlatılırmış.
Sonra kendisini çeşitli tesadüflerle Türkiye'de bulmuş. 

Yoga öğretmenliği yaparken, derslerde masal da anlatmaya başlamış.
Ve bu sohbetleri yapacak yerlerde masal gecelerine katılmış daha sonra.

Dünkü sohbette masallardan, kitaptan bahsettik.
Masallar, yüzlerce yıl öncesinden gelen, anlatıla anlatıla nesillere taşınan
çok güçlü "içgörüler" saklıyor içinde. 
O yüzden de hepimize ışık tutan izler taşıyor.
Yani günlük hayatımızdaki sorunlarımıza veya sorularımıza misallerle karşılık veriyor.
Sahi masal ile masal aynı kökten mi geliyor acaba ; ) 
Ve tam isabet! İsimlerin soyağacı sözlüğüne bakıyorum, evet! 
Masal=mesel...


Harika değil mi, masallar bize en güzel misal.. Emsal yani...

Pazar günü almıştım kitabı. Kitaptaki masalları sırayla okumayın diyor Judith.
O günkü niyetinizle bir sayfa seçin rastgele, oraya denk gelen masalı okuyun.
İhtiyacınız olan masal size geliyor. 

Bana pazar günkü ruh halime iyi gelecek, cuk oturan bir masal geldi. 
Ve ruhum yıkandı sanki. 


Judith dilimizi sonradan öğrenmesine rağmen, o kadar hakim ki. Konuşmayı bırakın
masal anlatmaya geçmiş düşünün. Çok keyifli bir sohbet oldu.


 Ve işte bir örnek size... 




Teşekkürler Judith, teşekkürler hayat, teşekkürler masal
teşekkürler Tavsiye Evi... 

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine... :) 



8 Mayıs 2015 Cuma

İLK 1000 GÜN BEBEĞİNİZİN GELİŞİMİ İÇİN NEDEN ÖNEMLİDİR?

Bebeğiniz karnınıza düştüğü ilk günden itibaren, birlikte birçok ilki deneyimlersiniz: ilk kalp atışı, onu karnınızda hissettiğiniz ilk an, başını göğsünüze ilk yaslayışı, ilk gülümsemesi, ilk adımları… O anlarda daha da iyi anlarsınız ki anne olmak; paha biçilemez bir histir ve yalnızca bebeğinizin dünyayı keşfettiği değil, sizin de anne olmayı tüm kalbinizle hissedip tecrübe ettiğiniz, bitmeyen, harikulade bir yolculuktur.

Bebeğinizle geçirdiğiniz ilk 1000 gün, yani hamileliğinizin ilk gününden bebeğinizin 2 yaşına kadar geçen süre, onun sağlığında ve gelişiminde büyük paya sahiptir. Yaşamın bu ilk 1000 gününde bebeğinizin büyüme hızı mucizevidir; ilk 1 yılında kilosu 3 katına çıkar, 2 yaşının sonunda beyin gelişiminin %85’i tamamlanır.



Bu fiziksel ve zihinsel gelişimi etkileyen en büyük faktörlerden biri ise bebeğinizin iyi beslenmesidir.  Bir anne olarak bebeğinizle geçirdiğiniz ilk 1000 günde beslenme düzeninizde sağlıklı alışkanlıklar edinmek ve bu alışkanlıkları bebeğinize de kazandırmak, bebeğinizin hayatının geri kalanında sağlıklı bir birey olarak gelişmesinin temellerini atacaktır.

Aptamil devam sütü, 30 yıldır anne sütü üzerine yaptığı sayısız araştırmalar, uzman kadrosu ve şimdi de ilk1000adım.com'la bu önemli ve keyifli yolculukta tüm annelerimizin yanında.

ilk1000adım.com bebeğiniz ve sizin için önemi büyük olan bu süreçte tüm uzman kadrosuyla yanınızda olmak amacıyla yaratılmış bir web sitesidir. İlk 1000 Adım’da hamileliğiniz boyunca geçireceğiniz fiziksel, psikolojik gelişim ve değişimler, emzirme dönemi ve faydaları, ek besinlere geçiş dönemi ve yürümeye başlama yıllarında doğru beslenme, bebeğinizin fiziksel ve psikolojik gelişimi gibi konularda adım adım bilgiler ve ipuçları bulabilirsiniz.

Bunun yanı sıra bebeğinize özel sağlıklı ve pratik tarifler, size özel sürprizler de ilk1000adim.com’da sizleri bekliyor. Web sitesinin yanı sıra İlk 1000 Adım her an Facebook, Twitter ve Instagram’da da yanınızda.

Şimdi siz de filmimizi izleyin ve #AnneOlmak hashtag’iyle paylaşın... Bebeklerinin tüm ilklerinde yanında olan ve onlar için hep iyisini isteyen annelerimize teşekkürlerimizle.




Bir boomads advertorial içeriğidir.

Doğru ya, benim de günüm. 'Anneler Günü'



Zaman hızla ilerlerken, bazı "gün gibi açık olan" şeyleri yeni fark ediyorum. Anneler Günü'nün bana da ait olduğunu unutmuşum mesela... Hep çocukmuşum sanki... Çocuğum olmuş haberim yok.
Oysa yemedim, yedirdim, içmedim, içirdim ben de... Ama bazen yaşadığımız realiteyi zamanın akışkanlığında kaybediyoruz. Bebek annesi ne zaman oldum ben derken, bi bakacağım ergen annesi olmuşum...

Annemle köklerimi, kızımla kanatlarımı buluyorum. Kendimi tanıyorum ikisinde de. Geçmişle gelecek arasında köprü gibiyim ben de. Köklerimden kanatlarıma giden rüzgarı üflüyorum yapraklarımdan...

Bazen anneme benzerken, bazen kızıma daha çok benziyorum. Dün kızdığım şeyleri bugün daha iyi anlıyorum. İkisiyle de daha uzun saatler geçirmek istiyor, olanla yetiniyorum, olana şükrediyorum...

Annemin enerjisini örnek alıyor, kızımın enerjisiyle harmanlıyorum. Kökten alıp, yeni filizlere taşıyorum.

Yapılan her şeyin nasıl büyük fedakarlıklarla yapıldığını görüyorum bugün. Daha iyi anlıyorum. Bir yandan bunların fedakarlık olmadığını düşünüyorum, kendim yaparken.

Ne bileyim işte... Anneliğin 1001 türlü hali var, bazen anneler günümü kutlamayı bile unutuyorum.
 : )


1 Mayıs 2015 Cuma

1 Mayıs



İşçinin ne gibi sorunları var, olması gereken neleri yok her gün görüyoruz zaten.
Güvenlik ve sosyal haklar dışında...

Bi de şöyle olsa...

"Çalışanla arasında sınıf farkı olduğunu hissettirir gibi konuşmayan, empati kurabilen, ebeveyn-çocuk değil, omuzdaşlık ilişkisiyle liderlik yapan işverenlerle hayat daha güzel olmaz mı?" 

İşçisin sen, sabah belli bi' saatte kart okutman, parmak basman, hiçbi şey olmasa da işte olman lazım. Uyku önemli tamam mı? Uykuda mı geçecek ömrüm deme. Ben demiyorum, uzmanlar diyor.

İşin için yaratıcılık önemli tabii, kalanı da yaşamını renklendirmek için kullan!


İş yaşamınız balon patlatmak kadar eğlenceli geçsin. 1 Mayısınız kutlu olsun.

video

30 Nisan 2015 Perşembe

Kiraz Mevsimi



Yaz'ın okulunda bi Kiraz Mevsimi modası var. Çocuklar seyredip, çok seviyorlar. İlk başta biz dizi seyretmiyoruz falan dedim, sonra Murphy oldu, benim Kiraz Mevsimi'yle bir işim oldu.

Çekim setine gideceğimiz zaman Yaz'ı da götürsem onun için güzel bir anı olur diye düşündüm.
Şarkılarını falan öyle ezberlemişti ki... Meşhur Öykü ve Ayaz'ı gördü tanıştı, fotoğraf çektirdi.

Başta biz dizi mizi seyretmeyiz diyordum, büyük konuşmamak lazım. Dizinin ortasına düştük :)  

Bu da çok hoş bi' şarkı canım... 



Bu da Yaz'ın yorumu... (Buraya yazdıklarım kendim için, herkes için... Ama çıkış nedeni Yaz için :) 

İleride duymanı istiyorum, öyle kalpten söylüyorsun, sesin bana dünyanın en güzel sesi geliyor kuzum. Benim kulağımla duymanı istedim yıllar sonra... 
Bu arada keşke bu hazırlıklı çekim değil de, senin kendi kendine söylediğin anlarda yakalayabilseydim, onlar çok daha kendiliğinden, çok daha duygu yüklü. )

video