30 Eylül 2014 Salı

Değerbilir, teşekkür etmeyi bilen çocuklar yetiştirmek...


Öyle ezbere teşekkürler, rica ederimler değil kastettiğim, içten teşekkürler…
Sadece onu verene değil, ona hediyeleri getiren güne…

Her şeyden şikayet etmek, her şeyi eleştirmek, hep memnuniyetsiz olmak yerine
hayatın, sunulanların keyfini çıkartan, takdir eden insanlar yetiştirmek için ne yapmalı?
Aslında cevap burada belki. Ne yapmalı değil, ne olmalı?

Çocuklar genelde gördükleri şeye dönüşüyorlar. 
Her şeyden şikayet eden bir ailede şikayet etmeyi öğreniyorlar sanırım.

Mızır mızır dolaşan çocuklara bakıp, hiçbirimiz eyvah ne yapıyorum ben demeyelim elbet, 
onlar şu an daha eğitim sürecindeler çat diye olmuyor hiçbir şey.

Geçen doğum günü geldi aklıma.
Herkes paketlerini uzattı. Heyecanla teşekkür ederim, teşekkür ederim diye koşup, 
boyunlarına sarıldı.
Birinci paketi açtı kıyafet çıktı, ikinci ve üçüncüden de…

Son pakette hayalkırıklığına uğradı ve "hiç olmazsa bir tane oyuncak çıkar diye ummuştum" dedi.
Hediye verenler için üzücü oldu tabii.
Çocukca bi tepkiydi. Ama gösterilen tepkiden çok, aslında kendisi için de 
alınan hediyeye sevinmek o kadar önemli ki.
Çünkü hayat teşekkür edeni sever, teşekkür şükürle aynı kökten gelir çünkü.
Polyannacılık mı diyorduk buna?

Nasıl adlandırırsanız artık… Eğer birini "mutlu" yapıyorsa  
  bırakın onu, Polyanna kalsın.

Ne diyordum, konu dağıldı.
konulu şu yazıya rastladım bir yerde.
" 18 aylıkla 3 yaş arası teşekkür etmek ve lütfen demek mekanik bir şeydir. Daha çok hissederek değil, yapmak zorunda oldukları için söylerler bu kelimeleri diyor yazıda.
4 yaş civarında ise hoşlanmadıkları bir şey aldıklarında teşekkür etmeyebiliyorlar.

Çünkü sosyal alışkanlıklar daha tam oturmamış oluyor. Bunların öğretilmesi gerekiyor. Tabii kızmadan, cezalandırmadan… Çocuğa değerbilir olmayı öğretmek "tek vuruşluk" bir şey değil, zamanla yerleştirilen bir kavram.  

Aileler çocuğu teşekkür etmediği zaman utanıyor, çocuğu zorluyor ve sonra da cezalandırıyorsa istenilen sonuç çok da alınmıyor. Ders değil, rol model olmak gerekiyor.  
 İyi sonuç almak için 4 proaktif öneri var yazıda:

MODEL OLMAK, MODEL OLMAK, DAHA FAZLA MODEL OLMAK Sizi bol bol teşekkür ederken duymasını sağlayın. Bir hediye aldığınızda, biri sizin için bir hoşluk yaptığında, kasiyere, garsona… Çocuğunuz, sizin normal zamanlarda verdiğiniz tepkileri görsün.

DETAYLARI İŞARET ETMEK!  Bir şeye baktığınız zaman gördüğünüz, hoşunuza giden şeyleri belirtin. Mesela ne güzel giyindin, resmindeki şu detay ne kadar güzel olmuş gibi. Böylece beğenmediği şeyler hediye edildiğinde ondaki güzel şeyi bulsun, teşekkür etmek için yalan söylemeden de teşekkür edebilir böylece.

YARDIM YAPIN Yazıda evdeki bir kuraldan bahsediyor. Doğum gününden bir hafta önce giysi ve oyuncakları ayırıp, bağışta bulunmak… Böylece döngüyü öğreniyor.

PRATİK YAPMAK Başkaları için sürprizler yapsın, hediyeler hazırlasın. Böylece takdir edilmenin ne kadar önemli ve değerli olduğunu anlar.

Bu yazının altında da bir yorum vardı özellikle 2. şık için ; 
Eeee çocuklar o zaman hep takdir beklemez mi? Ben öyle düşünmüyorum, hakkıyla takdir edildikçe, takdir edeceklerine inanıyorum.  


Yukarıdaki fotoğraf bu konuyla doğrudan bağlantılı değil ama arkadaşlıkta değerbilmek de önemli.
Fotoğraftaki üç arkadaşıyla öyle bir karşılaşmaları var ki, koşarak birbirlerine sarılıyor,
birbirlerini gördükleri için sevindiklerini belli ediyorlar. Eski okulundan arkadaşları… Harikalar…
Bu senenin başında yaz tatili sonrası karşılaştığı arkadaşlarına 
kollarını açıp koştuğu bazı çocuklar, hiç tanımıyor gibi bakakalmışlardı mesela :))
1.sınıfa başlamanın verdiği şaşkınlıktandır tabii o,
 ama demek istediğim başka…

Değerbilen, değerbildiğin arkadaşlıklar da bambaşka bir yere sahip oluyor.
Değil mi ama? 




 


 

29 Eylül 2014 Pazartesi

2 gün böyle geçti!


Ödevlerin arasında 2 şık şık babaanneye makyaj yapıp, 
2 tık tık amcayla ipad'e takılıp, 



… bazen iki seksen yatıp keyif çatarak,


 … bazen dört dörtlük çizgiler yapıp öğretmenden aferin getirerek, 



bazen ah of yaparak,


… biraz özlem giderip, 



… biraz da kudurarak…


Ama çok şükür diyecek onlarca şeyle geçti hafta sonu… 





 Hafta sonunun finalini, anasınıfındaki arkadaşlarıyla yaptık.
Bir araya gelince öyle bi kudurdular ki, 
mekandan kovulmamak için, kulaktan kulağa oynatmayı akıl ettik. 

Çok da eğlendiler.

……


-Bu hafta sonu Yaz'dan kulağıma çalınan enteresan şeyleri de paylaşmadan geçmeyeyim.

- Anne aslında yağmurda ıslanmamak lazım. Çünkü balıklar denize kakalarını yapıyor,
sonra o sular buharlaşıp, üzerimize yağıyor. 

- Köpekbalığının süzgeci :))) (yüzgeci) 

- Duş jöl'ü… (duş jeli) 

(Uzun zamandır Yaz'ın yanlış söylediği bişey yakalamamıştım, ya küçük hanım, her şeyi bilmiyorsun)  

26 Eylül 2014 Cuma

Bir haftanın ardından ( cuma postası )


Arkasından konuşmak gibi olmasın ama enteresan bir haftaydı bu hafta.
Bozulan telefonlar, çamaşır makinaları, tuhaf insan davranışları vs.

Acaba sebebi şu olabilir mi? 



İo8 yüklerken telefonum kitlendi ve sıfırlamak zorunda kaldım.
Bakalım neymiş i08'in 15 yeni özelliği? 



Yaz'ın okulun başından beri kırılan bozulan 3.suluğu oldu. Bu sabah bi baktım 3. olanın kapağı kırılmış. Güzel, sağlıklı, sağlam, uzun zaman kullanacağımız bir şey bulmak amma uğraştırdı.
Geçen hafta sonu yeni matara ararken ilk önce migros'ta daha ucuzca ama Çin malı olan bir şey bulmuştum. Ne olur ne olmaz belki o gün başka bulamam diye aldım, ama satıcı kıza ay hepsi Çin malıymış bunların dedim. Sonra çelik bir matara buldum dışarıda onu almıştım.
Bu sabah o yedek matarayı göndermek isteyince Yaz dedi ki, Çin malını mı kullanacağız?
Al bakalım, su uyur, çocuk uyumaz!
 
Bu arada bu okula göndermelik değil ama su filtreli su şişesi buldum: )) Güzele benziyor. 




Evde çok eski bir bavulum var. Annemlerin gençliğinden… Onu ben de şuradaki gibi bişeyler yaptırabilsem. Nefisler. 


Eski demişken, bir site var eskimiş eşyalarınızı değerlendirebileceğiniz, ister satın, ister bağışlayın. Devir recycle zamanı! 


Recycle her yerde! Bakın mesela mutfakta kullandığınız bazı malzemeler, farklı dertlere deva oluyor. Bir sürü yeni bilgi öğrendim. 


Al sana çok şeker bir recycle örneği daha! Zaten kola şişesinin formunu severim, tatlı olmuş. 
(Bu hafta aklım bu tarafa çalışmış demek.) 


Güzel banyo, güzel mutfak insanın içini açıyor. Bunlar da ne güzel örnekler böyle…



Beyaz kına görmüş müydünüz? Çok değişik olmuş. 


Cumayı gülerek bitirelim. 
Siz siz olun, uçakta uyurken dikkatli olun ; )




24 Eylül 2014 Çarşamba

Ucundan acık...


Dün saat 22.00… Ben yeni reklam filmimiz için dublaj almayı beklerken,
çat bi' telefon. Yaz'ın saçına sakız yapışmış! Çıkartın, buz koyun, ıslatın diyorum. 
Yok, beni bekleyeceklermiş. Kızım, kuzum, ben çalışıyorum şu an gelemiyorum, o zaman sen uyurken yaparım, hallederim ben dedim.

Babası saçı torbalamış, diğerlerinden ayırmış uyutmuş.
Gecenin bir körü eve gittim, korka korka baktım.
Önce önerilen buz operasyonunu yaptım. 

I--ııh bana mısın demedi. Elledim, yokladım, sökmeye çalıştım, yok!
Mecburen bi kısmını kestim.
Gerisini de pamuğa kolonya koyup, onunla temizledim. Valla işe yarıyormuş kolonya.

Bu işlemler sırasında, sakızı tek tek saçtan sökmeye çalışırken,
hayatla da bi ilgi kurdum.
Kurtulmak istediğimiz şeyleri de kesmeden tam kurtulamıyorsun.
Cümlesini duydum içimde.

İlla ki ucundan acık bile olsa kesmek gerekiyor ; )

23 Eylül 2014 Salı

Ödevimiz ödevlerini yapmayı öğretmek!


Aman da aman kızım büyümüş de hafta sonuna 25 sayfalık ödev getirmiş,
o da yetmemiş hafta içi 4 sayfa çizgi çalışması gelmiş. 

Dün akşam halimizi görmeliydiniz. Zaten bi dolu trafik eve gitmişim, saat 20.00'de.
Ne göreyim, yanlış 4 sayfayı yapmış. Top SES diye bir kaynak kullanıyorlar, onun eve gelen sayısında 
işine gelen sayfaları yapmış sanırım, çizgi çalışması olmayan tick atarak doğru/yanlışı soran 4 sayfa yapmış, ödev bitti diye oturuyor. Ama defterinde yazıyordu hangi sayfalar olduğu dedim, bakmamışlar. Neyse bunda onun suçu yok. O saatten sonra, tekrar oturduk masa başına.
(Bu arada odasındaki masayı boşalttım, yer açtım, bütün boyama kitaplarını vs kaldırdım. Hatta oyuncaklar duruyordu yaz tatilinde her köşesinde, sadeleştirdim. 
Masasında ödev yapmaya alışsın diye.)

Nerede kalmıştık, hah, masaya oturduk. Başladı ağlamaya… Ben bütün gün çizgi yaptım zaten, elim yoruldu, zaten geçen gün çarptığım bacağım ağrıyordu, bütün gün bir oraya bir buraya gittim çok yoruldum, zaten fazladan 4 sayfa yaptım. Ühüüüü… 

Binbir şebeleklik, yüzünü güldürdüm. Sonra maalesef pazarlıkla yapmaya başladık.
2 çizgi, iki sohbet, iki su isteği, iki tuvalet molası, yapsa 15 dakikalık iş aslında.

Hak verdim, öptüm, kokladım, ödevi bitirdik. Genel felsefem, itiklememek fazla, bu senin ödevin neticede demek. Bi aşamadan sonra yapmadan gider, kendi hesabını verir. 

Daha ilk günler, biraz düzenini oturtmaya ve bizim düzenini kurmamıza ihtiyaç var.

Ben şimdilik üst kısımda yazan yönergeleri okuyorum ve onun yanında oturuyorum.
Okuldan geldikten sonra serbest zaman geçirecek, 18.00'de ödevin başına oturacak.
Anlaşmamız böyle. Ödev ödev diye kafasının etini yiyip, okuldan soğutmak istediğim son şey.

Bakalım günler nasıl ilerleyecek?

Facebook'tan da görüyorum, anneler ödev sezonu açıldı diye ağlıyorlar.
Biraz bakındım, ödevle ilgili uzmanlar neler öneriyor.



Okuyalım, öğrenelim, öğretelim ; )

Hadi dostlar ödev sezonu hayırlı uğurlu olsun :_ ) 

22 Eylül 2014 Pazartesi

Pazartesi senkronu…


Hafta sonları artık iyice değerli. Çünkü bütün hafta 
dersten derse koşan, bir bıdık var. Hafta sonunu dört gözle bekliyor.
Sabahları soruyor, cumartesi şunu yapabilir miyiz, bunu yapabilir miyiz diye…

Yoğun bir hafta geçirdi bu hafta. Yeni arkadaşlar, 1.sınıfa başlamanın yarattığı az da olsa gerginlik vs.

Babası ilk haftanın sonunda Vialand'e gitme sözü vermişti, sözümüzü tuttuk. 


Bu ikinci gidişimiz. Bu sefer nerede ne var bildiğimizden daha az yorucu oldu.
Giriş özünde pahalı gibiyse de, yurtdışındaki emsallerini düşündüğümüzde ve içeride sınırsız kullanıldığını hesapladığınızda fena değil. Çocuk 60, büyük 70…
İlk bölüm ufaklıklara hitap ediyor. Atlı karınca, daha masum oyuncaklar, park bahçe…
Alt bölümde bizi bile aşan aletler var.
Bir nefes kesen var ki, eskiden olsa bayılırdım, şu an hiiç denemek bile istemedim.
Çok ıslandığınız bölümler var. Botla nehirde gittiğiniz, üstünüze suların fışkırdığı aktiviteler…
Üst baş kurutma üniteleri olsa da benimki kurumadı. Yani çocuklar için yedek aldığınız gibi, kendiniz için de yanınıza bişeyler alın…


Orada çok mutlu oldu, sürekli konuştu, konuştu… 
Sabah gitmeden önce demişti ki zaten :
"Ben istediğim bişey olduğunda çok konuşmak istiyorum…"
Daha önce okuduğum bir kitaptaki bir söz geldi aklıma, Lady Chatterfield'da mıydı neydi,
"İnsan ancak mutlu olduğunda konuşmak ister…"

Bu kızın bazı laflarına çok gülüyorum. Bildiğin komik.
Sokaktan dandik bir telefon almıştık plastik.
Anne benim telefonum modafone dedi:)) Ben de atıyor zannettim, meğer altta gerçekten logo varmış.


Bu arada dün falan merkür geri mi gidiyordu bilmiyorum ama, telefonum cortladı.
Parola hataları falan oldu. Sıfırlamak zorunda kaldık. Merkürü andım.. Neyse ki, halledildi, icloud'u
pek iplemiyordum ama yedekleseymişim, hiç kayıp yaşamayacaktım.

Hafta sonunu devirdik, sabahları artık geçen seneye göre daha rahatız. Daha planlı, programlı hazırlanıyoruz, Yaz hadi deyince izlediği şeyi kapatıp, çıkıyor.
Artık çok daha senkronize biçimde hareket edebiliyoruz. 


Haaa hala ben giydiriyorum, o ayrı; ) Olacak o kadar…  




19 Eylül 2014 Cuma

Cuma postası



Bir hafta nasıl da geçti, telaşlı, heyecanlı… 
Sabahları onu servise indirmeyi seviyorum, ne kadar da telaşlı olsa.
Bu sabah yetişemedim, babası indirdi. 
Ben de tepeden servis gelene kadar seyrettim, kuşbakışı: )



Bu sene geçen seneki gibi değil, bir watsup grubu kurduk velilerle,
herkesin telaşlarına, endişelerine, heyecanlarına daha çok tanık oluyorum.
Bu arada güzel bir uygulama var okulda. Hobi saatleri.
Seçmeli dersler arasından seçim yapılıyor.

Çocuklara sunum yaptılar geçen gün. Hepsini tek tek tanıttılar.
Bunları tamamen çocuklar seçiyor. Biz karışmıyoruz: )
Müdür de özellikle belirtti bunu.
Yapmak istediğiniz şeyleri çocuklara empoze etmeyin. Onların seçimi olsun bu diye…
Doğru da… Anne-babalık bir süreç, bir eğitim.

Bir adım geride durabilmeyi, karşındaki bireye saygı duyabilmeyi öğrenmek gerek.
Liste geldi dün. Ben İspanyolca'yı seçmeyişine, babası yüzmeyi istemeyişine bozuldu mu, evet!
Ama yapacak bir şey yok. Ne isterse onu yapacak :) Güzeli de bu...


Nasıl olmalı bu süreçler diyorsanız, bi' uzmanlık almak istiyorsanız, aşağıdaki program bir arkadaşımdan geldi. 



Anneler, babalar kendileri kafalarında öğrenilmişliklerle bir şeyler kurarken,
çocuklar ne hissediyor peki? Bugüne kadar bloga gelen en güzel reklamlardan biriydi bu
Çok güzel bir içgörü. Tebrik ederim :) Biz blogculara bunlarla gelin işte… 


Başka neler biriktirmişim size bakalım :) 
Geçen haftanın konuşulan bir diğer reklamı da Koton'unkiydi.
Hiç sevmedim kullandığı dili. Çocukların üzerine biçilen o kıyafeti.
Burada güzel bir yorum var. Burada da imza kampanyası. Siz ne düşündünüz?


Çocuk doğum günlerini bir düğün tadında sunmaya çalışan yeni bir sektör var.
Fiyatları geçtim, ne kadar sağlıklı ki bu yaklaşım?  


Sağlıklı ve az kalorili yemek tarifleri bir arada :) 
Not alın bir kenara; )


Çünkü yiyeceklerini peşlerinden koşturan bir anneleri yok,
tam tersine onlar yemeğin peşinde koşturuyorlar. :-P 
Yalan mı ama? 


Sosyal medya kurdu olan anneler, bunlar çok şekermiş, tam bize göre ; ) 


Hayatta alma-verme dengesi önemli… İşte vermek için çok güzel bir fırsat!
Kurban bağışları için çok çok çok doğru bir adres. Lösev… Bizzat reklam ajansı olduğumuz için biliyorum. Gittiği yerden içiniz rahat olsun… Diyanet'ten belge de aldılar. Kurbanım LÖSEV'e derseniz, yüzlerce çocuğun yüzünü güldüreceksiniz. 


Güzel bir etkinlik de Beyoğlu'nda! Beyoğlu Sahaf Festivali bu sene gelirini 
ihtiyacı olan çocuklara eğitim gideri olarak verilecek. Hem kitap, hem çocuk sevindirmek, ikisi bir arada :) 


Güzel bir etkinlikte Bebek'te! 
Bebek parkı, Bebek Çocuk Festivali'ne evsahipliği yapacak. Eğlenceliye benziyor. 


Hoşçakalın. 
Arada olaylara, durumlara, seçimlere 
kuşbakışı bakmayı unutmayın ; )