27 Şubat 2015 Cuma

2.cemre suya düştü bugün.


 





























Bahar yaklaştı şaka maka. Konuştuğum herkeste bir moral bozukluğu, umutsuzluk var. Görmezden gelemeyeceğimiz şeyler vardır elbet. Ama hayatımızı iyi günlere ertelersek, çok geç olacak.
O yüzden umut ettiğimiz yarınları cepte tutup, günlük yaşantımızı mutlu tutmayı ihmal etmemek gerekiyor. Hiçbir şey olmasa, günler geçiyor. Çocuklarımız bir daha 6 yaşında olmayacak. Biz endişelenirken, o bir anda 7 olacak. Müdahele edemediğimiz şeyler bir yana, kendi evimizi            sevgiyle dolduralım. Napalım...



























Bırakalım dağılsın evler, dert etmeyelim o kadar... Bakın ne mutlu bir ev bu.

Çocuklar, kediler koşsun evlerde neşelendirsin bizleri.  
Çiçekler alalım vazolarımıza kokulu kokulu...
Bugünler gelir geçer, geri gelmez...

25 Şubat 2015 Çarşamba

Çocuk gözünden televizyon...



























Komik mi desem, trajik mi? Geçen gün babasıyla şöyle bir diyalog geçmiş aralarında: Anneannesinde birkaç kez Bu Tarz Benim görmüş efendim, yine seyretmek istiyormuş.
Babası da demiş ki, kızım iyi bir program değil o. İnsanların kıyafetlerini eleştirmek doğru değil demiş.
Hatun da sormuş o zaman: Baba sen televizyonda ne seyretmeyi seviyorsun?
Ben tartışma programları seyrediyorum mesela...

Eee Bu Tarz Benim de tartışma programı işte...


Çocukların gözünden realiteyi anlamak daha kolay oluyor bazen.

NOT: Bu arada ciddi ciddi bu programı biyerlere şikayet etmeyi düşünüyorum.

LÖSEV yeni tuğlalar bekliyor... Sıra cihazlarda...



LÖSEV'in spotlarını biz yapıyoruz. LÖSEV'i yakından tanımam ondan. Ankara'ya gittik. Orada yaşanan mucizeleri gördük.  Rahatça yazabilmem bu yüzden. Çocuklarla tanıştık orada, aileleriyle tanıştık. Çocuklar Üstün Amcalarını öyle seviyorlar ki...
Tedavide %90 başarı sağlayan LÖSEV, tedavinin yanı sıra, ailelerin kalabilmesi için de bir köy yapmış. Tedavi süresince aileler çocuklarının yanında sosyal tesislerde kalabiliyorlar. 
Diyorum ya, bugüne kadar yapılan bağışlar, gönüllülerle yürüyen bu dava artık kocaman bir 'mucize'ye dönüştü. 
Büyük bir kanser hastanesi yapılıyor Ankara'da. Türkiye'nin en modern onkoloji hastanesi olması planlanıyor. Ve hastane bina olarak bitse de, cihazlar için ve bu sistemin ücretsiz işleyebilmesi için
hala hepimizin bol bol tuğla koymasına ihtiyaç var. 
Aşağıda yeni filmimiz ve Cem Yılmaz'ın katıldığı basın toplantısından görüntüler var. 
Ha gayret Türkiye! Yeni mucizeler için el ele verelim... İyiliği çoğaltalım. 
video





 Nasıl bir hastane olacak derseniz...












23 Şubat 2015 Pazartesi

Yaz'ın kış tatili...

























Hayatımda kar tatili yapmayı düşünmeyen, kaymayan etmeyen ben, keyifli bir ekiple gitme fikri ortaya çıkınca, üstelik 4 yaşıt miniğin mutlulukları gözlerinden okununca pes ettim. Bi daha da büyük konuşup, kar tatili falan yapmam demem.
…..

Niye hiç aklıma bile gelmezdi kar tatili derseniz, Ankara'da büyüdüğüm, hem de en soğuk semtlerinden biri olan OR-AN'da yaşadığımız için, karda buzda okula gitme anlarım, üşümelerim, düşüp popo üstü kalmalarım gelir aklıma da ondan…

Neyse efendim, biz 40 yılın başı kar tatili yapalım dedik ya, İstanbul'u kar bastı. Biz Erzurum'a gideceğiz derken, Erzurum bize geldi. Sabah çoluk çombalak havaalanına gittiğimizde, yok canım uçak dediler bizi gerisin geri yolladılar. Aşağıda gördüğünüz bahtsız bedeviler olarak neşemizden bişey kaybetmedik, ama çocuklar hiç gidemeyeceğiz diye panik oldular. Neyse ki, ertesi sabaha biletleri değiştirebildik.

…..




Bu arada, üşüyeceğim diye öyle abartmışım ki, termal üstüne termal, hiç gerek yokmuş o kadar üşüyeceğim paniğine. Tamam soğuk ama İstanbul'un nemli havası kadar üşütmüyor insanı…
Palandöken'de Polat'ta kaldık. Memnun kaldık, aklınızda olsun. 

Benim gibi deneyimsizseniz, kar tatili için aradığınız her şeyi "ekonomik" olarak Decathlon'da bulabiliyorsunuz, şu dönem biraz sezon finali gibi olmuş, ama normal bir zamanda her şey mevcut ve ekonomik.  


Ve Yaz ilk defa kaydı, bacakları tutuldu ertesi gün ama sevdi olayı…  Ben mi? Denemedim bile : )




video

Pegasus'tan Müthiş Doğum Günü Sürprizi


Düşününce biz annelerin hayatta en çok heyecanlandığı ve hiçbir zaman da unutmayacağı (unutmak da istemeyeceği) an, bebeklerimizin doğum anıdır! Doğumda bebeğimin ilk defa ağlarken çıkardığı ses hâlâ kulaklarımda. :)

Doğumdan sonra yüzlerine her baktığımızda bu heyecanın onlarla birlikte hızla büyüdüğünü de hissederiz. Bu yüzdendir ki bebeklerimizin doğum günleri hem onlar hem de bizim için çok önemli! :)

Pegasus bu heyecanımızı görüp yaşadığımız bu mutluluğu daha da artırarak çocuklarımızın doğum günlerini uçaklarında kutlamaya başladı! Hem çocukları hem de bizi çok mutlu ediyor!

Tüm anne babalar bu videoyu izlemeli. :) http://youtu.be/hKi6S_iZxLM


Bir boomads advertorial içeriğidir.

18 Şubat 2015 Çarşamba

Alıcımızın ayarlarıyla bu kadar oynamayacaktık...

Günlerdir sustum kaldım. Havayla eş zamanlı dondum kaldım. Ağladım, üzüldüm, umutsuzluğa kapıldım önce. Ama yok yaşayamam ben öyle. Özgecan'ın babasının bilgeliğini umut yaptım. Ben Anadolu insanının bilgeliğine inanıyorum.
Tek bildiğim, ülke şu anda depresyonda. Depresyonda olan bir ülkenin doğru düşünmesi zor. Sapkın davranışlardan ve katillerden bahsetmiyorum. - Toplumun genel ruh hali bahsettiğim. Aşacağız. Ama daha ne kadar dibe vurmamız gerekiyor bilemiyorum.
......

Çok çok şeyler var söylemek istediğim. Şiddetin cesaret aldığı yerler ve sözlerle ilgili. Ama onları çokça konuştuk zaten. Ben sadece şunu söylemek istiyorum; gözünün içine bakıp, dinleyemeyeceğimiz, vakit ayıramayacağımız, sevgimizi aktaramayacağımız 3 çocuk, 5 çocuk bu toplumun katili olacak. Çünkü şiddetle büyüyen, şiddet saçıyor. Çünkü sevgi göremeyen, kimse sevmesin, sevilmesin istiyor. Kartopu oynamasın, gülmesin, okumasın, çalışmasın, dans etmesin istiyor. Olmuyor, olamıyor...

.....

Her şeyin bir nedeni var. Mutlaka. Sadece büyük resimde olan, bitenler, o resmin içinde küçük zerrecikler olan bizlerin anlamayacağı kadar girift. Dönüşüm için belki de farkındalık, belki de uyanış için belki olanlar...

....

AŞK... İlahi aşk. İnsan aşkı... Canlıya, çiçeğe, böceğe her şeye, her 'an'a duyulan aşk. Her andaki mucizeyi görmek. Aşkla yapılan iş, aşkla büyüyen çocuk, aşkla yaşamak gerek. Pes etmek yok.


11 Şubat 2015 Çarşamba

Hayatı güzelleştirenlerden misin?



Çocuk, hayatın her anını güzelleştirmeyi öğretiyorsun ya da hatırlatıyorsun bize. 
Gümüş tepsileri kendin için de kullanmayı...
Suyunu bile kadehte içmeyi...
Karşına değerlilerinin fotoğrafını koymayı...
Zevkli bir tabağı özel günlere saklamayıp,
 herhangi bir gün için de düzenleyebilmeyi...



Hayatın her anını güzelleştirenlerden olmak...
Öyle anılmak. 
Sevdiğin kadar sevilmek...

Hep böyle hayatı güzelleştirenlerden ol, ne olur...



Ne demiş Can Yücel?



Her şey sende gizli...