31 Ekim 2014 Cuma

Duygular ve çocuklar


Duygular, Osho'nun dediği gibi bulutlar gibidir. Sen ise gökyüzü…
Gökyüzünden bulutlar, geliiiir, geçer.
Duygular geçicidir, duygular "sen" değildir.

Onları hissedersin, evirir, çevirirsin, kullanırsın, gelişirsin. Yollarsın…
Duyguları "kimliğine" eklemlendirmeden… Pufff, üfle gitsin…

Güne çok iyi de başlayabilirsin, biraz üzgün de…
Ama iyi başlasan iyi edersin ; )


Günü üzgün bir yüzle de bitirebilirsin. 
Ki bence ödevini yapmış olman bile o yüzü güldürmeye yeterdi ama olsun :)


Ya da böyle bitirirsin. İkisi de seni çok etkilemesin.


Kemal Sayar bir kitabında demiş ki:
5-7 yaş aralığında çocuklar kesin düşünce kalıplarına sahiptirler, yeteneklerini ve kendilerini eşsiz addederler. Başka insanların ve kendi benliklerinin olumlu ve olumsuz taraflarını aynı anda algılama yeteneğine sahip değildirler. Kendileri hakkında tamamen iyi ya da tamamen kötü düşünceleri vardır.

Bu dönemdeki çocuklar için yetişkinlerin kendileri hakkındaki düşünceleri çok önemlidir. İzlendiklerini ve yetişkinler tarafından değerlendirildiklerini bilirler. 
Çocuğa kendisinden beklenen davranışlar aktarılırken mümkün olduğunca sıcak bir tutum sergilemek gerekir. Kötü davranışları veya başaramadıkları için eleştirmek olumlu sonuç vermez. Olumsuz cümleler kullanmak, çocuğun durumunu genellemesine ve kendini bencil ya da beceriksiz hissetmesine neden olur. Bu dönemde bencil, kendine dönük ve hareketli olmak gayet doğaldır.
Çocuk kendisi hakkında birden çok değerlendirmeyi aynı anda yapamayacağı için olumsuz bir konuşma biçimi, suçlama veya eleştiri kendisi hakkında yalnızca olumsuz bir değerlendirme yapmasına neden olacaktır.

Ben de onayladım içimden Kemal amcayı, sen de kulak ver,
duygularını da hep dile getir bu yaşında olduğu gibi.


Sonraa, üvey duygu olmaz. Her duygu bize bir şey öğretir. Öfke de bir duygudur mesela.
Doğan Cüceloğlu da demiş ki :
Olgun insan kızmayan değil, öfkesini iyi yönetebilen insandır. İyi yönetilememiş öfkenin bedeli büyüktür. 
Öfke nasıl mı yönetilir. Doğan Amca şöyle anlatmış bak.

Birçok duygu yaşarsın ömür boyu. Neşe, kıskançlık, öfke, mutluluk, üzgünlük… Nasıl başa çıkar insanlar bunlarla? 
•Her olay, asker gibi hazırolda istediğin tarzda gerçekleşmeyebilir, bunu bilirsen…
•Her şeyi kontrol etmeye çalışmazsan…
•Hoşuna gitmeyen şeyleri gelişmen için fırsat olarak görürsen…
•Duygularını kabul edip, onları yaşatıp tüketmeye izin verirsen…
•Başkalarını suçlamazsan…
•Yaşamındaki herkes için şükran duyarsan…
•İnsanız ve bütün duygular insanlar için, yalnız değilsin… Bunu unutmazsan.

Duygular, gelir geçer. Genel olarak mutlu bir insan olursun.
Sen hancı olursun, duygular yolcu :))
   
Hadi şimdi seni izleyenlere bi' merhaba de bakalım…


30 Ekim 2014 Perşembe

Zorlu PSM'nin ücretsiz oyunları


Biliyor musunuz, Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde
her yıl ücretsiz çocuk oyunları oluyor.
Geçen seneden beri, Kibritçi Kız var mesela.

Bu yıl bir de Karlar Ülkesi var.
Müzik ve kostüm inanılmaz başarılı tavsiye ederim.

Sadece, filmiyle alakası yok, başka bir senaryo.
Çocuk onun beklentisine girmezse inanılmaz keyifli 
tavsiye ederim.

Hem de ücretsiz : )

İki oyunun da bundan sonraki tarihlerini linkledim. 

İyi seyirler...

Karaman'a...




Soğuktu ve yağmur çiseliyordu.
Ve toprak yuttu sanılıyordu.
Karanlık ve sarıydı gök.
Yeraltının ruhunu yansıtıyordu.
Soğuktu ve yağmur çiseliyordu.

Yer yerliğinden, gök göklüğünden utanıyordu.
Bir bebenin çığlığı yükselirken
Ateşin sıcaklığı yürekleri dağlayıp,
Beyaz camı yalıyordu.

Soğuktu ve yağmur çiseliyordu.
DK. 30 Ekim 2014


29 Ekim 2014 Çarşamba

İyi ki doğdun cumhuriyetim!



"Cumhuriyet demek okumak, insan olmak, doğru yol olan bilmin yolunda yürümek demektir. 
Ve o bakışı unuttuysak, onun bedelini öderiz."

Sunay Akın'ın Atatürk ve cumhuriyet konulu şu küçük sohbetini dinlemenizi çok isterim. 




28 Ekim 2014 Salı

Neden el yazısı öğreniyorlar? Okul ve okuma maceramız


Okuma maceramız hızlı ilerliyor.
Bilmiyorum diğer 1'ler ne durumda?
Rırrr'lardayız :- )

Bakarak yazarken iyi, ama bir kelimeyi duyup yazma konusunda hata yaparım diye tereddüt ediyor.
Bir de hece hece okuyunca, okuduğu şey anlamsız geliyor bazen. Tonlama yüzünden de olabilir.

Mesela geçen gün:
"Talat o, Ata o." 
kelimesi vardı. Heceleyerek okumayı başardı.
Ama tonlama bi tuhaf oldu, o da bu ne demek gibilerinden baktı.
Biz de şöyle bir yol geliştirdik.
Okuduğumuz şeyi oyunlaştırıp, hikayesini kuruyoruz.

Biri gelmiş, Yaz'a işaret edip, ilerideki iki kişinin kim olduğunu sormuş. 
Hangisi Talat, hangisi Ata demiş. 
Yaz da eliyle işaret etmiş, "Talat o, Ata o." 
Okuduğunu anlaması önemli, yoksa anlamsız bulduğunu okumaktan keyif almaz doğal olarak.

En eğlendiğimiz 

"Eşek ot neli?" 
Tabii onun başı var. "Ata pasta neli?" Pasta resimle tabii, daha pastaya gelmedik.
Ali et neli?
Eşek ot neli? 

Eşeğin cevabı ne? "Ai Ai Ai" :)))))


Okuma, yazma ve sessiz oturma başarılarında 
"sticker" alıyorlar. Bu yöntem iyi mi kötü mü bilemedim.
İyi yönleri de var, tuhaf tarafları da.

Geçen gün, sticker aldığı sayfayı bir şevkle okuyor ki, sormayın.
Bu iyi yönü.
Sticker odaklı öğrenme ne kadar doğru onu bilmiyorum.
Bir de en çok sticker alan kız için en akıllımız, en çok sticker onda var dedi.
Ben de ona aklın stickerla olmayacağını anlatmaya çalıştım dilim döndüğünce.

Dün gece de kabus görmüş, stickerlarını alıyorlarmış, ya da kaybediyormuş.! 
Al bakalım… 

Bi' de siz de neden el yazısı öğrendiklerini, bizim gibi dik harflerle öğrenmediklerini merak ediyor musunuz? Nedenleri şurada anlatılmış! 

Atatürk de harf devrimi yaparken el yazısı ile başlamış hem.



………………….

Bir de okula giderken fiks yaşadığımız maceralarımız var.
1. Çorabın önündeki çizginin doğru yere gelmesi sorunsalı. Bin defa düzeltiyorum, 
öyle bir noktası var ki o çizginin, oraya denk gelmedi mi rahatsız oluyor, takıyor kafayı.
2.Saçın sıkı toplanması. Kaç defa ideal sıkılıkta olsun diye topluyorum, Allah bilir.
3.Ayakkabı cırt cırtının ideal sıkılıkta kapatılması. Onun için de koy bir 5 tane :) 

Bir arkadaşıma anlattım, bu kadar olur aynıları bizde de var dedi.

Hepsine şükürler olsun, en büyük derdimiz bu olsun tabii… 

Sabah ona sus küçüğün, söz büyüğün lafını öğrettim.
Beğenmedim, söz küçüğün olsun dedi.
Pışııık diyordum, sonra gelen cümlede sustum, kaldım!

Okulda zaten susup duruyoruz:
Canım onlar ya...

27 Ekim 2014 Pazartesi

Kışa merhaba!


Tam da zamanında! Havaların bozmasından az önce, saatlerin alınacağı gün
blogcu arkadaşları bir araya getirdi; Seyhan ve Füsun...
Her şey o kadar özenliydi, çocuklar o kadar eğlendi, biz o kadar bilgilendik ki,
ikisine de çok teşekkürler...


Atölye Luna çok hoş sloganlar hazırlamıştı.
Herkes işine geleni üzerine aldı ; )





Bu arada bize evsahipliği yapan mekan Happy Nest'e bayıldım.
İlk gidişimdi. Hem oyun, hem kitap, hem bahçe… Çok keyifli bir yer.
Hele o küçük buz olmayan buz pateni yapılan alan çocukların kalbini fethetti.
Yaz günün sonunda, öğretmenime söyleyeceğim, cumartesim çok harika geçti diyeceğim dedi.
Eee tabii biz anneler sohbetteyken, onları 4M'in çok hoş etkinlikleri eğlendirdi, 
ya da dizginledi diyelim :)



Keşfettiğim markalardan biri PlanToys'du. Sağlıklı oyuncak aranıyoruz ya hepimiz, malzeme seçiminde gerçekten çok hassas bir marka olduğunu öğrendik. 



Farmasi'den bir uzman dinledik sonra… 
Nasıl farkında değilmişim, ben böyle bir markanın…
Hem eczane kökenli bir kurucusu var, hem çok kaliteli ürünler, hem de fiyatları ekonomik ; )

Reklamcı iki gencin kurduğu bir defter markası olan Paperus'un hikayesini dinledik.
Ya bu reklam dünyası niye hep kaçırıyor ki insanlarını; ) 

Eşleştirme kartlarından tanıdığımız Gün Yayıncılık, yeni çıkacak olan bir ürünün müjdesini verdi ve bizimle de paylaştı ki, çok beğenecek çocuklar kesin. 

Onun dışında, Bebak'ın insanın cildini bebek cildi gibi yapan kremlerini, Hepsi Enteresan'ın minik baykuşlarını, Zeyland'ın yumuş yumuş pijamalarını çok beğendik. 

Pazar günü de, bu güzel günün ardından ödev yapmak daha kolay oldu ; )



Pazar öğleden sonra da aileye bi' okuma şovu yapıp alkışı kaptı ya,
hafta güzel gider artık :)


İyi haftalar herkese… Güzel çok güzel geçsin… 






24 Ekim 2014 Cuma

İşte bir hafta sonu daha geldi :)


Bu sabahın meraklı minik sorusu:
"Ben neden gözlük takıyorum?"

Tam da servise yetişmek için asansöre binmek üzereyken…
Önce biraz saçmalar gibi oldum.
Çünkü gözün bozuk demek istemiyorum. Bozuk mozuk çocuk için negatif kelimeler bana göre.

O da hiçbir şey anlamadım dedi doğal olarak. Ben sana akşama anlatacağım canım dedim.
Siz olsanız, bir çocuğa niye gözlük takmak zorunda olduğunu nasıl anlatırsınız?


Havalar soğumaya başladı. 
Çocuklara iyi gelecek, bağışıklığı güçlendirecek kış çayı tarifleri var burada ; )


Ve yine kışa hazırlık için muhteşem bir adres. LÖSEV Dükkan. 
Sağlıklı, doğal, ev yapımı tarhanalar, erişteler ve daha neler neler
Hem "iyi" bir şeyler yemenin, hem de "iyi" bir şeyler yapmanın tadına varın. 



♥♥♥♥♥♥♥

Bugünlerin en güncel konularından biri de ödevler.
Özgür Bolat gene çok güzel yazmış.


♥♥♥♥♥♥♥

Pekiyi zeka denince akla ilk gelen insanlardan biri olan Einstein
çocukluğunda nasıldı? Bilinmeyen yönleri nelerdi? Çok mu çalışkandı mesela? 


♥♥♥♥♥♥♥

Hepinize ve hepimize sıcak, keyifli, huzurlu kış günleri diliyorum.
Mutlu hafta sonları :)