21 Nisan 2009 Salı

ANKARA, memleketim














Babişko bugün Ankara'ya gidiyor kuzucum. Tema'nın ağaç dikme töreni varmış. Sana söylemiş miydim tatlım, Ankaralı'yım ben. Ankara'da doğdum. Taa liseye kadar
Ankara'daydım. Babam iş için Istanbul'a gitmemiz gerektiğini söyleyince teyzenle ben sinir olmuştuk, dünyamız yıkılmıştı, arkadaşlarımız, okulumuz, bütün dünyamız oradaydı çünkü...
Sonra Istanbul'u görünce, tadınca bu güzel şehri
dönüp arkamıza bakmadık bile.
Ama şimdi Ankara'yı düşününce, çıtır çıtır simidini, (Istanbul'daykiyle alakası yok, hem daha yanık, hem daha ince) Tunalı Hilmi'yi, Kuğulu Park'ı, Atam'ın kabrini, çocukluğumu, Bahçelievler'deki, Maltepe'deki ve Oran'daki anılarımı sevgiyle hatırlıyorum. Ankara'nın da yeri ayrı diyorum.

Babişko'ya da tembih ettim, memleketime selam götür diye :)

1 yorum:

Beste dedi ki...

İstanbul'un taşı da toprağı da altın, doğrudur... Ama aynı zamanda Ankara'nın taşına bak, gozlerimin yaşına bak! Bu daha dogruydu bundan neredeyse 20 sene evvel. Abulam gozlerimiz yasli kalmisti Ankara'dan İstanbul'a yola ciktigimizda... Nereden bilirdik rüzgarini, denizini, sehir kalabaligina karismayi, ama sonra sehirden hizla kacabilmeyi bu kadar sevecegimizi. Vazgecilmez simdi İstanbul. kizsak da bir gun temelli kacmayi planlasak da, vazgecilmez...