20 Nisan 2009 Pazartesi

evden çıkabilmek...















Benim gibi hızla hazırlanan ve öyle uzun uzun süslenip püslenmeyen biri için saatlerce evden çıkamamak çok yeni bir şey... Önce sayısız gerekebilecek şeyden oluşan çantamızı hazırlıyoruz, DVD'mizi seyrederek kahvaltımızı yapıyoruz, sonra yarım saat kestiriyoruz ki, yolda huysuzluk yapmayalım. Sonra tüm direnmelere rağmen kıyafetimizi giyiyoruz. (niye direniyor anlamıyorum, sonuçta dışarıda olmaya bayılıyor.) O giyindikten sonra 5 dakika kalıyor bana, giyinmek için... Çünkü uzun zaman öyle giyinik giyinik oturamaz çocuk, sıkılır... Son olarak artık ayakkabımı giyme aşamasına gelmek, hem mucize, hem de akrobatik bir beceri... Yaz'ı getireceksin kapının önüne, arabasına bağlanmaya tahammülü yok, yere koysan kapının önüne koyamazsın, ayakta da duramıyor garibim henüz. Yürütece koysan, sen ayakkabını giyene kadar o içerilere kaçıverir. (çocuklu ev ya, ayakkabıyla da girmeyeyim diyorum.)
Geçenlerde şöyle bir formül buldum. Emzirme yastığını getirdim kapının önüne, ona paltosunu giydirip, salonla antre arasındaki eşiğe oturttum. Öyle giydim ayakkabılarımı... Komedi :)

Vay be diyorum kendi kendime, daha ne beceriler kazanıcaz bakalım?

Hiç yorum yok: