30 Nisan 2009 Perşembe

Hızlı yaşamak...

Yok yok öyle James Dean filmleri gibi hızlı yaşamaktan bahsetmiyorum. Sürekli yetişme telaşından, neredeyse ışık hızını yakalamamız gerekmesinden bahsediyorum.
Sabah kuzucum uyanmadan 7.30'a kadar bişeyler atıştırmak...
Mutlaka 8.10'a kadar hazırlanmak...
Levazım'dan aşağı son sürat inmek... En geç 9.15'te ajans kapısından içeri girmek... Acil kampanyalar için bazen ayak üstü fikir bulmak... Öbür toplantıya yetişmek için önceki toplantıyı hızlıca tamamlamak... Öğlen yemeğini 1 saate sığdırmak... Ortaköy sahile inmenin ve geri çıkmanın toplam 20 dakika aldığını düşünürsek aslında 40 dakikada apar topar yemek... İş çıkışı, kızı hiç olmazsa 1 saat doya doya görebilmek için marketten koşarak bişeyler almak... Trafik izin verdiği kadar hızlı E-5'i geçmek... Yaziko'yla banyosuna kadar hızlı hızlı oynamak...
Derin derin nefes almayı unutuyorum bazen. Tatilim mi geldi ne?

1 yorum:

lian dedi ki...

Benim evde bi Yaz'im yok ama AL BENDEN DE O KADAR :))