23 Nisan 2009 Perşembe

Sevinin küçükler, övünün büyükler!

Küçücük bir çocukken, dedem anlatırdı. (Cumhuriyet dönemi öğretmeniydi kendisi) Atatürk Orman Çiftliği'ndeki partileri, Ata'nın okula yaptığı gezileri... O tarihte gencecik bir öğretmen olan dedem, birkaç defa karşılaşmış Atatürk'le, birkaç çift laf geçmiş aralarında. Nasıl gururla anlatırdı, gözlerinin içi parlardı. Biz de kıskanırdık, niye yetişemedik, niye göremedik onu diye...
Ne oldu bize milletçe? Neredeyse Atamızdan utanır olduk(!!!) Bir ülkeyi yok etmenin yolu, onun geçmişini, atasını silmekten geçiyor bence. Buna izin vermemeliyiz, ama ne yapmalıyız? Düşünüyorum sürekli, ne yapabiliriz diye? Karamsarlığa kapılmadan, ama yan gelip yatmadan...
Korkuyorum Atam izindeyiz! demeye...İzindeyizi yanlış anlayıp, yatıyoruz cumhuriyet çocukları olarak...
Kızım, Ata'nı tanı, okuyarak, anlayarak, ezber yapmadan... Fikri hür, vicdanı hür, kılığı, kıyafeti hür bir kadın olduğunda bil ki, bunları Atan'a borçlusun. Türk kadınını yücelten, çağdaşlığı öğreten bu büyük insanı sen de çocuklarına anlat... Yani torunlarıma...
Neyse yine de umut verelim, umut edelim. Güneş balçıkla sıvanmaz diyelim. ÖVÜNELİM, ÇALIŞALIM, GÜVENELİM...

Hiç yorum yok: