14 Ekim 2009 Çarşamba

Korku...

Öykü Atölyesi'nin yeni kelimesi üzerine yazdığım öykü...

En çok korkunun kendisinden korkardı. Çünkü korku elini kolunu bağlardı insanın. Kararlarını bile doğru veremez hale gelirdi. Yıllarca korkunun türleriyle değil, tam da kendisiyle savaşmıştı. Ama korku pusuda beklerdi, zayıf anında saldırmak için…


Derinlerde kalmış, üstü kapatılmış tüm korkular da çıkardı böyle zamanlarda ortaya… Geç saatte gelen telefonun korkusu, sevdiği birine bişey olur korkusu, yalana maruz kalma korkusu, kandırılma korkusu, ya güvenmediğimi düşünürse korkusu, hoşlanmadığı, nefret ettiği bir insana
dönüşme korkusu, evrenin akışına güvenmeyerek hayat görüşüne ters düşme korkusu…

Hani korkmazdı hiçbir şeyden? Bütün bu korkularıyla hesaplaşmamış mıydı zamanında? Ama hayat bir bilgisayar oyunu gibi yeni level’lar sunuyordu önüne. Yeniden sevgiye dönüştürülmesi gereken korkular… Üzerinde çalışılması gereken. Pes etmeden… Çünkü iki dürtüden oluşurdu insan , korku ve sevgi… Ve ancak sevgi iyileştirebilirdi korkuyu. Geç olmuştu, gece lambasını söndürdü, okuduğu kitabı yandaki komodinin üzerine koydu, kaldığı sayfayı kıvırıp. Neydi sorun topu topu? 18 yaşındaki kızı ilk defa arkadaşlarıyla tatile gitmek için izin istemişti, yarın cevabını vermeliydi. Kararını korkularla değil, sevgiyle vermeye niyet ederek, uyumaya çalıştı…

Dün farklı platformlarda çeşitli nedenlerle konuşmuştuk 'korku' hakkında... Bugün bir baktım öykü atölyesinin yeni kelimesi 'korku'... Yazasım geldi:
http://oykuatolyesi.blogspot.com/2009/10/yeni-kelime-korku.html

4 yorum:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Ve ancak sevgi iyileştirebilirdi korkuyu... işte bu cümleyi çok sevdim ve aklımın bir köşesine not ettim. Sevgiyle kalın.

sufi dedi ki...

Ben de en çok "korkunun kendisinden korkmak" sözünü sevdim.Korkmaktan korkulmadığında sevgi yerleşiyor onun koltuğuna.Ellerine sağlık sevgilerimle.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

İki dürtü, korku ve sevgi.
Devamlı birbirini tetikliyen.
Ellerine sağlık,
Sevgilerimle...

Tabiat Ana dedi ki...

korkusunun asıl sebebini okuduğumda nasılda hak verdim kendisine....oysa şu andan belki 5-6 sene önce (kızım doğmadan)böylesi birşeyin korkutucu olacağı aklıma bile gelmezdi.Zamanla baktığı pencere değiştikçe ne çok değişiyor insanın korkuları....