13 Ekim 2009 Salı

Saat 08.10...




















...sabahları çıkmam gereken saat! Yaz uyanalı sadece 10 dakika olmuş. Henüz yatakta keyif yapıyor. Elimi tutuyor, şirinlikler yapıyor, cilveleşiyor. Daha kendisi de yataktan kalkmaya hazır değil. Ve benim onu ayaklandırırsam, malum saatte çıkmam imkansız. Öpüşler, kokuşlar, paçaya yapışmalar en az 25 dakika...
Bugün bay bay'ımı yataktayken yaptım ona... Öpücüğümü verdim, ben işe gideyim artık, akşama bol bol oynarız dedim. Sonra da oyuncak verdim bir tane eline... Kandırmak gibi gözüküyor ama teselli etmek diyelim... Ama dönüp çıkmak zorunda kaldım odadan, ağlıyordu.
Ablası kaldı yanında. Kapıyı çektik, çıktık. O da ne kitabımı unutmuşum. Geri döndüm, onca uğraştan sonra... Bizimkiler gelmiş, salona oturmuş. Bİzimkinin yanakları sırılsıklam yaşlardan. Beni görünce uzanmak ister gibi elini uzattı.

Biz bir kez daha kapıyı kapatıp çıktık. Ama bir şey evde kaldı, çok önemli bir şey; kalbim:-(

6 yorum:

ELİF dedi ki...

offff ne zor biliyorum...Kalbinden bir ip çıktı sanki, bir ucu sende yol boyunca uzadı di mi...

Deniz dedi ki...

bir laf okumuştum, şimdi kimin hatırlamıyorum:
Annelik kalbin dışarıda yaşamaya alışmaktır. diye...
ne doğruymuş

bestofbeste dedi ki...

insan bile bile kendine bunu yapar mı , yapar degil mi hem de bayila bayila :)

Tibet'in annesi dedi ki...

annelik biraz bencillik biliyor musun? ben arkamdan ağlayacağı günü bekleyip durdum... sonuçta, yüzüme kapanan kapılarla karşılaştım :P

Sen Gelince dedi ki...

Ara ara yaşıyorum bunu ama her zaman olmuyor... Şanslıyım bir anlamda... Ama okurken bile içim acıyor benim:(

Deniz dedi ki...

aslında bizimki bakıcısını seviyor ve ben yokken başkalarının yanında bakıcısını tercih ediyor mesela...
Ama bir dönem herhalde, ya da tatilde çok alıştı o yüzden...