29 Ekim 2009 Perşembe

şaşkınım...

...takip edenler biliyorlardır, reklamcıyım. Hala 29 Ekim'lerde, 10 Kasım'larda ilan vermek isteyen müşteriler çıkıyor. [Bu da bir yerde bitebilir] Bir kısmı ilanlara Atatürk koymayı reddediyor artık. Tüketicilerinin bir kısmını kızdırmaktan (!) korkuyor. Bir kısmı ilanlarda edeceğimiz laflarda son derece hassas. Aman suya sabuna dokunmayalım. Bazısının ise bu özel gün ilanlarıyla hiç işi yok. Geldiğimiz nokta bu arkadaşlar. Atatürk giderek bir tabu haline gelmeye başlıyor. Acı ama bu kademe kademe yaşanıyor. Hangi ülkenin başkomutanı bu kadar dışlanır hale getirilir? Bunun altındaki amaçlar nedir aslında belli.
Bir ülkenin dilini, atasını yok edersen, millet bilincini de yavaş yavaş silebilirsin.
Eeee her şey yıkılsın, baştan kurulsun, taş taş üstünde kalmasın diye düşünenler de var.Öyle baktığımızda tabii doğru yoldayız, aynen böyle devam edelim.

5 yorum:

KiMbırly dedi ki...

yanlış kişilerden korkuluyor malesef, korkmaları gereken şeyden yazımda bahsetmiştim ;)

Fatih dedi ki...

Öle insanlar var ülkemizi bize kazandıran liderimizi, Atamızı hiçe sayıyor artık. Ama ona karşılık vermek isteyen şöyle insanlar da var, Atatürk'ü ilahlaştıran, tanrım diyen, Peygamber efendimizinden daha çok seven. Bu tip insanlarda ne yazıkki Atatürk'e düşman olan kitleyi gün geçtikçe çoğaltıyor. İkiside çok yanlış değil mi ? Açıkcası benimde bir firmam olsa bende özel günlerde suya sabuna dokunmak istemem. Niye aptal gibi ekmek paramdan olayım ki? Çoluğumuzun çocuğumuzun veya ailemizin rıskı bizim için herşeyden daha önemli değilmi?

minimalist dedi ki...

Asıl sorulması gereken soru şu bence:

Atatürk'le ilgili sorunu olan malum kişi ve gruplara karşı ne yapıyoruz? Tepkimizi nasıl ortaya koyuyoruz? Siz örneğin bu tür müşterilerinize "hayır" diyebiliyor musunuz? Ben onların ürünlerine "hayır" diyebiliyor muyum? Biz onların TV kanallarına, gazetelerine "hayır" diyebiliyor muyuz? İşte bütün mesele bu! Demediğimiz müddetçe bu yılanların düşüncelerine ortak olmuyor muyuz?

Deniz dedi ki...

Kimbırly yazın çok güzeldi, eline sağlık tekrar.

Fatih öncelikle hoş geldin: )
Bizim ülkece bir hastalığımız var maalesef. Elmalarla armutları birbirine karıştırırız. Hep bi şeyi bişeyden daha çok sevme, karşılaştırma huyumuz vardır. Anneni mi, daha çok seviyorsun, babanı mı? Yahu anne başka şey, baba başka şey... Peygamber başka şey, ülkenin kurucusu, lideri ayrı şey... Haklısın , bu karıştırmalar yüzünden halkta yanlış eğilimler oluşuyor olabilir, aşırı uçlar her iki tarafta da her zaman vardı. Benim derdim, orta skaladaki, her şeyi olduğu gibi değerlendirebilen, her şeye gerçek değerini verenlerin azalması, iki uca doğru yoğunlaşmalar olması...
( Ha aklıma geldi bak, şu anneni mi seviyorsun, babanı mı konusunda bir post yazmak istiyordum ne zamandır.)

sevgili minimalist,
dur diyebileceğin ısrar edeceğin kişi müşteri olamaz bizim açımızdan. Çünkü para onun, ilke onun... bize sadece ısmarlıyor, istediğini...

Fatih dedi ki...

Deniz hoşbuldum ve sanırım durumu çok güzel özetlemişsin. :) Derdimiz devamlı gereksizce karşılaştırma..