1 Kasım 2009 Pazar

Paytak!

Cumartesi dikişleri aldırdık. Doktor plastik cerrah ya, muhatap olduğu kişiler herhalde genelde, burnuna estetik, dudağına botoks yapanlardan olacak ki, çocuklar karşısında pek bi' donuk, pek bi' sertti. Dikişi almadan önce, bir iki şaklabanlık yapsa bizimki tav olurdu belki ama bodoslama olaya girişince bizimki biraz asabileşti. Haklı da garibim. Neyse küçücük bi veletten dikişi alması bile bir dert. Benim kucağıma verdiler. Ben onu kollarından sıkıca tutarak yatağa yattım. Bacaklarını da bacaklarımın arasında kilitledim. Bir hastabakıcı başını tuttu. Başka bir adam da tutmaya yardım etti. Doktor dikişleri aldı. Babası da gözlerini kapadı. Kendi gözlerini ;-)
Çığlıklar Amerikan Hastanesi'ni çınlattı tabii. Acı macı yok aslında ama tırsma vardı sanırım.
Neyse atlattık.

Çıkışta da babanne-dedemize gittik. Fotoğrafını gördüğünüz büyük babaanne, yani Murat'ın babaannesi... Yanındaki de babaannenin bakıcısı Gül. Çok ilginçtir, Yaz bu ikiliye acayip meraklı yaklaşıyor. Ya bu kadar yaşlı birini görmediğinden... Ya da başka birinin büyük bir insanı yedirmesi değişik geldiğinden. Ve çok ilginç bir şey daha. Gül'ü öyle çok fazla gördüğünden değil. Çok arada... Ama nasıl bir elektrik alıyorsa ondan... Sürekli onun peşinde, ona gülmeye çalışıyor, ona dokunuyor, onu takip ediyor. Gül çok konuşkan biri de değil aslında. Gerçekten çok değişik bir şey. Kimseye yüz vermiyor, ona bakarken gözlerinin içi gülüyor.Çocukların sezgileri çok güçlü... bir şey seziyor ama ne?
işte böyle yoğun bir cumartesinin ardından ne gelir? Cumborlop yatak tabii ki...
Haaa bu arada, TRT çocuktaki Gece Bahçesi'nden önce yayınlanan Paytak, yeni takıntımız... Söylemiştim zaten kendisi de paytak diyor, kendince... Sensin paytak şaşkınım :))

1 yorum:

Bellek Kutusu dedi ki...

Tekrar geçmiş olsun Deniz'cim. Yalnız şunu eklemeden geçemeyeceğim, ilk fotoğraftaki o minicik kuyruğa bayıldım:D