31 Aralık 2009 Perşembe

Abilerim, ablalarım....























"Merhaba, ben Yaz! Annem bıdı bıdı konuşup duruyor. Oysa ben olmasam blog mlog açacağı yoktu. Şimdi konuşma sırası bende! Beni izleyen herkesi çok seviyorum, annem yeni insanlar tanıyor, onlarla seviniyor, paylaşıyor. Hem beni yazıyor, hem kendini... Bu yıl açıldı bu blog ama sanki bir ömür yazılmış gibi:-PPP Boyumdan büyük laf ettim sanırım. Neyse, annem gibi geveze olacağım galiba. Hepinize iyi seneler, yeni yılda da benimle ve annemle birlikte olun. Yine birlikte gülelim, eğlenelim, paylaşalım... Birlikte büyüyelim. Bugün tam saat 24.00'de, canınız sıkkın bile olsa yüzünüze gülücükler yerleştirin, sene öyle geçsin. İyi ki varsınız..."




"Bu arada Milli Piyango diye bişey varmış... Hepimizin payına düşsün bişeyler inşallah... Ne oyuncaklar alınır o parayla değil mi ama...
Hadi rastgele..."

Bu kadınlar ne yapıyor?


















Dün bir müşterimizin reklam filmini çektik. Yılın son çekimi... Ne olduğunu şimdilik söylemeyeyim. Şu komik sahnede ne olduğunu tahmin edebilecek misiniz bakalım? Doğru bilene benden yılbaşı sürprizi var;-)


Çekim güzel geçti ama stüdyo soğuktu, akşam ısınamadım bi türlü.









Neyse ki teknik bir arıza yaşanmadı, ki çok mümkün olabiliyor.





















Prodüksiyon şirketi vitaminimizi eksik etmedi saolsun.































Ve bu sabah beni karşılayan sürprizler... İçeriden ve dışarıdan sürpriz yağmuruna tutuldum. Sedacım ne kadar incesin, Yaz'ın cicilerine bayıldım. Benimkiler ise.... En bayıldığım, koleksiyoneri olduğum şey 'melek' ve paketimden bir çift melek kanadı çıktı yaşasın :) Ve beyin fırtınası yapan şu üçlüye bakın. Geyik, Noel Baba ve Kardan Adam... Harika :)


Ve odamdan manzaralar, güzellikler : ) İyi ki varsınız...

30 Aralık 2009 Çarşamba

Annelerin dünyası

Yeni keşfettiğim, annelerin dünyasının içinde dolaşmayı, mümkün olduğunca çok anneye ulaşmayı, aynı şeyleri düşünen, paylaşan kadınları bir araya getirmeyi amaçlayan bir blogdan bahsetmek istiyorum size. Annelerin dünyası... Kolektif bir blog bu... Birçok yazardan oluşan... Şu an itibariyle benim de içinde bulunacağım...
Farklı konulara farklı bakış açıları bulmak isteyen anneler buyrun size adres:
http://annelerindunyasi.blogspot.com/

28 Aralık 2009 Pazartesi

Koptum...















Ikea turu yaptık ya biz hafta sonu... Asıl en güldüğüm noktayı kayıtlara geçmeden atlamayayım.
Dolaştık, şebeklik yaptık, yorulduk. Geldik kafeye. Yedik içtik, küçük hatun, anneannenin kapuçinosunun köpüğüne göz dikti. Verdim 2-3 kaşık. Hala gösterip istiyor. Köpük mü istiyorsun diyorum, başını sallıyor. Ben de gıcıklık değil mi, ne istiyorsun kızım diye bi daha soruyorum. Cevaba yıkılıyorum: Hav hav hav....
Köpükle köpek karıştı... Siz de yani, niye anlamıyorsunuz :))))















( Şu çekiçle vurulan zımbırtının başından kaldırana kadar akla karayı seçtik. Bıraksak sabaha kadar oturacaktı.)



Bu da Yaz'ın tarihinde bir ilk! Anneyle teyze düğüne hazırlanıyorlar. Yaz da kuaförü keşfediyor.
(Bu kız megaloman mı ne??? Aynaları öpüp duruyor. )

Sayenizde...



















Yılbaşı havasına girmede, bir üşengeçlik, bir adam sendecilik, bir boşvermişlik içerisindeydim ki sormayın gitsin. Ağacım var evlendiğim günden beri kurduğum, atmışım dolabın bir köşesine...Süslerimin herbiri bir yerde... Torbaların içinde tıkış pıkış.


















Ama Özlem'in, Elif'in ve ve daha bir sürü kişinin blogunda bi baktım ağaçlar yerlerini almış.
Eee onların yazılarından anladığım, Yaz dağıtır bahanesi de pek geçerli gözükmüyor artık. Üşenme, Erteleme, Vazgeçme prensibinden hareketle, biraz da gaza gelerek, kızım da ağaç görsün diyerek üzerimdeki ataleti attım ve ağacı kurdum. Haaa başım göğe erdi mi, Yaz sevinçten bayıldı mı? Hayır! Şöyle bi baktı, bana ayıp olmasın diye Aaaaaaa! dedi, döndü poposunu gitti. Ama bu da bizim için bir güzellik olsun.








Sibelkuşumun Yaz'a aldığı eldivenler de çok eğlendirdi küçük hanımı. Üzerine basınca tavşandan bip bip sesi çıkıyor. Teşekkürler Zibelim.


















Yani çevre faktörleriyle, bu yıl da ittire kaktıra yılbaşı ruhuna bürünüyoruz hafiften.


Bir D.I.Y (Deniz-Ikea-Yaz) Projesi


















Canikom resim yapmaya bayılıyor. Neyle meşgul olursa olsun, hadi resim yapalım de, koşa koşa geliyor. Ama evde boyuna uygun bir masası olmadığından çocuk, halı üstünde takılıyordu düne kadar. Ya da daha fecisi, bej koltuklarımın üstünde... Bu gidişe bir dur diyelim dedik. Veee
soluğu nerde aldık? Tabii ki "Evimizin her şeyi"nde... İkea'da çok eğlendik, bütün koltuklara oturduk kalktık. Saklambaç oynadık. Daha önceki gidişlerimizde, arabada tutuklu oluyordu, zincirlerini kopartınca ne yapacağını bilemedi sevinçten... 2 küçük sandalyesi olan, beyaz bir bücür masası bulduk. Fiyatı da bir uygun ki... Kış indirimi de varmış zaten. Kaptığımız gibi eve geldik.
Çöktüm yere. Kutuları açtım. Tatlım benim, gözleri kocaman büyümüş seyretmeye başladı. Masa sandalye ortaya çıktıkça bi' sevindi ki... Tanıdı da zaten, çocuk bölümünde gidip oturmuştu İkea'dayken... Bana parçaları uzattı yaparken, kendine bişey yapıldığını anladığından, gitti geldi boynuma sarıldı. Canım canım diyerekten. Neyse, bitirdik. Elinde kalemlerle, ilk defa başına oturduğunda pek bi beyaz geldi üstü galiba. Sandı ki , kendi dolduracak üstünü. Daha yeni yaptığım masanın üzerini bi güzel karaladı. Silgiyle çıktı Allahtan...
Ahaaaa... Birden aklıma taaa Yaz doğmadan önce Paşabahçe'den aldığım, fakat sonradan duvarları kalabalıklaştırmamak için yapıştırmadığım sticker'lar geldi.
Bi' güzel yapıştırdık üstüne... Oh , bizimki iyice havaya girdi. Bu, bu, bu diye hayvanları tek tek gösterdi.
Masamıza bir köşe yaptık, elimizde kalan stickerları da ana-kız beraberce kapımızın arkasına yapıştırdık. Tam bir ekip ruhu içindeydik :)) Giderek seviyorum ben bu anneliği yahuuu...

25 Aralık 2009 Cuma

Sıkı dur 2010 geliyoruz!


















Ne kadar da tonton bi yıl değil mi şu 2010. Şöyle dışarıdan bakınca. Yuvarlak hatlı, babacan. Eminim ne istersek verecek. Eli açık olacak. Valla ben isteklerimi saymaya başlayayım da kendisine, eli çok dolmadan, benimkilerle ilgilenebilsin... ÖNCE SAĞLIK diyerekten giriş yapayım bakalım...
( Haaaa bu arada, sakın bu sene piyango bileti almayın. Bana çıkacak da o bakımdan, boşa para harcamayın :) )


2010'cum dinle bak... Şöyle bir ev verirsin artık havuzlu mavuzlu.
Sen nasıl bulacağımızı düşünme, Kutu bize alternatif sunar.








Eeeee aşk olmadan bi' şeye yaramaz tabii ev...





Aile üyeleri olmadan da elbette...

















Seyahat de olsun bak... Burası Çin'deymiş Miao diye bir yer. Masal gibi değil mi?





Kahkaha ver bol bol... Bak Elif fark etmiş, pek bi romantik yazıyormuşum bugünlerde.










Yeni hayaller, yeni sevinçler olsun... Yeni çiçekler açsın.













Haaa, 2010'cum aklımdayken hafif olsun ruhumuz. Hafife alalım biraz eften püfteni...








Sen bize yine bişeyler öğretirsin muhakkak da... Fazla hırpalamazsan sevinirim.








Renkli olsun biraz da a canım... Yaratıcılık ver, e mi?








2010'cum, rüşvet ister misin şekerim?

24 Aralık 2009 Perşembe

sıcak-soğuk

Nasıl da heveslisin yeniyi deneyimlemeye.
Korkmadan, cesaretle... Bayılıyorsun rüzgar yüzüne çarpsın, parmakların sıcaklığı tanısın... Çocuk merakı ne güzel ve seninle meraklı olmayı yeniden öğrenmek.

Titreşimli emektar!

Doğumunda gelen en faydalı, duacısı olduğumuz armağanlardan biriydi. Kolik etkisi altında, akşamüstü gaz sancısıyla ağlama krizlerine giren miniğimizi sakinleştirdi. Titrete titrete uyuttu, gazını çıkarttı. 5-10 dakikalı molalar verdi anne-babacığa. Yani bunu taaa uzaklardan gönderen Chris'e gıyabında çok dua ettik. Sonra da, ufaklık büyüdü diye, vefasızca bizim yatak odamızın bir köşesine attık. Ama o da ne, bizden daha vefalı biri çıktı, kenarda köşede kalmış emektarını buldu, şimdi tekrar üstünden inmiyor. Yeni doğum yapmış birilerine hediye arıyorsanız, bu titreşimliler gerçekten nefis bir seçenek. Duacınız olurlar bakın :)

-BAP!


















-Yaaaz, sana ağaç yapayım mı?
-BAP!

22 Aralık 2009 Salı

Bir sıcak el uzatalım















Canım arkadaşım Ebru, şu an Bosna'da yaşıyor. Oralardan haberleri takip etmiş ve geçen gün Show TV'de bir habere rastlamış içi cız etmiş. Yüksekova'da bir köy okulunda soğukta titreyerek okula gitmeye çalışan öğrenciler ve Cuma öğretmen varmış haberde... Paltoları, ayakkabıları yokmuş bu güzelliklerin :( Bizimki de üşenmemiş Show TV'ye ulaşmış, oradan da Cuma hocanın telefonuna...
Sizlere de aktarmamı istedi. Biz kendi çapımızda bu adrese ihtiyaçları yollamaya çalışacağız.
Yılı sıcacık bir iyilikle karşılamak isterseniz, siz de yollayacak bir şeyler bulabilirsiniz belki...

Aşağıdakiler Ebru'nun mailinden:
" Şimdi Cuma Hoca ile görüştüm. Bölge çok soğuk olduğu için 10-15 yaş arası kız, erkek kışlık giysi, mont, kazak, atkı, eldiven, bere vs. ihtiyaçları varmış çok. Eğer gönderileri Yurtiçi Kargo Yüksekova Şubesi'ne Kısıklı İlköğretim Okulu, Öğretmen Cuma Köklüce adına yaparsak kendisi buradan alabilirmiş. Kendisine 0507 291 77 08 veya cuma_kokluce69@hotmail.com adresinden de ulaşılabilimiş. Gönderilere kendisinin telefon numarsını da yazarsak sanırım daha iyi olur."

senden,benden, bizden...












Senden: Toz almaya devam... Çok hamarattır kızım benim çok.









... Aman da aman, bir sevgi kelebeğidir aynı zamanda...



Benden: Manikür setimi yanımda getirdim, öğlen bir ara bulursam burada halledicem. Yok yok, evde vakit bulacağım yok... ( Aman Yazcım yanlış anlama, senin için saçlarımı süpürge ettim sözünü asla duymayacaksın benden... Sen de, ben mi doğur dedim sana demezsin herhalde di mi?)



Bizden: Kocacım sevgi sözcüklerine yenilerini ekledi.
-Bayan Geveze... - Sen zaten şimdi blogunla ilgilenirsin...
- Bazen antidepresan gibisin, bazen depresan...
Ne kadar yaratıcı diil mi?
Seviyor beni bu adam, kesin çok seviyor;-)