11 Şubat 2010 Perşembe

BAKICI DOSYASI

Yaz doğmadan hemen önce bir 'abla' arayışımız başladı. İlk birkaç gün gelip,
sadece ev işlerine yardım ettikten sonra hamile olduğunu anlayan son derece amatör
kızı saymazsak, Gül Abla bizim ilk çalıştığımız insandı. Yani hala öyle...
Yaz 1 aylıktı sanırım. Bir ajanstan ulaştım kendisine. O ajansı da birinin tavsiyesiyle duymuştum.
Ajans sahibi kadınla geldi ilk görüşmeye.
Aaaa burada şunu eklemeliyim, aynı gün ya da 1 gün önce bir başka kadın getirmişti aracı kurum. Kadın bana o kadar bilmiş gözüktü ki hiç içim ısınmadı.
Eminim bana akıl vermeye, hatta çocuğumu nasıl büyüteceğimi söylemeye kadar vardıracaktı işi.
Bi de demez mi, daha önce baktığı çocuk ona 'anne' diyormuş. O kadar çok seviyormuş ki onu.
Yahu zaten lohusayım. Duygusalım. Bana söylenecek laf mı şimdi bu.
Neyse bu kadının üstüne geldi Gül Abla.
Sarı saçları, tertemiz üstü başı, düzgün Türkçesi'yle karşımda duruyor, hiç öyle ukalalık falan da taslamıyordu. Oh dedim içimden.
Üzerine basa basa söyledim, biz bir abla arıyoruz diye. Bu konuda beni birçok kişi tembihlemişti.
'Eve de sahip çıkacak, yemek yapacak bir abla' arıyorduk.
2.aydan itibaren başladı. Ki alışalım, 4 ayın sonunda işe başlayacağım ya...
Sonra bir sürpriz oldu, bir yandan iyi, bir yandan kötü bir sürpriz. Benim iznim 6 aya uzadı.
Biz baş başa 5 ay geçirdik birlikte.
Ben, Yaz, Gül Abla...
Bütün gün, gün gibi çay kahve, yemek, beraber televizyon seyretmek gibi faaliyetlerde bulunur olduk. (Eee Yaz da bir yenidoğan olduğundan, aktivite yapacak halimiz yoktu tabii-)Niye demeyin. Ben öyle aşağıdakiler, yukarıdakiler usulü yaşayabilen bir zihniyet değilim.
Kızımla 6 ay geçirmek keyifliydi ve fekat bu komün hayat az daha getirecekti gelenlerimi.
Neyse bu bakımdan işe başlamak bana iyi geldi.
Biraz özüme dönmek gibi.
Bu arada onu Yaz'la inceleme fırsatım oldu.
Bol bol konuşuyordu Gül Abla.
Okuduğumuz gibi... Her yaptığı şeyi anlatıyordu.
Hadi altımızı değiştirelim.
Hadi mama yiyelim gibi.
Sonra şefkatliydi.
Sonra ve en önemlisi Yaz onu sevdi. Zaten iki aylıktan beri tanıyor kendisini.
Benim işgörüşmemizde yaptığım en büyük hata
cumartesileri en azından yarım gün için anlaşmamak oldu.
Yeni anne psikolojisiyle, anne kaplan şeklinde bebişimin her an yanında olurum ben diyerekten, hiç aklıma bile getirmedim.
Manikürüm mü olur, saçımı mı kestirmem gerekir, yoksa yarım saat kahveye mi kaçmak isterim. Hiç düşünemedim. Sonradan da çok geç oldu. Biliyorsunuz onların katı kuralları vardır.
Bir kere çıtlatacak oldum, ayyy benim hafta sonu hiç işim bitmez, çok yoğunum dedi.
Neyse yeni görüşme yapacakların dikkatine.
Bir de televizyon mevzusu yaşadık.
Çok güzel bakıyordu Yaz'a ama bütün gün TV açıktı.
İlk başlarda engel olamam nasıl olsa, bana yalan söylüyor olmasın bari diye düşünüyordum.
Sonra Yaz'ın aklı ermeye de başladıkça ve Mavi Şeker gibi programların seyredildiğini anlayınca
dur dedim. Neyse ki en güzel özelliklerinden biri, 1 kere söyletmesi.
Bugünlere geldiğimizde, Yaz bütün gün iyi vakit geçiriyor ablasıyla.
Telefon açtığımda sevinç çığlıklarını duyuyorum rahatlıyorum.
Gel gelelim, sabahları kapı çalıp da Gül geldi mi, çığlık çığlık ağlayarak
içeri benim yanıma kaçıyor.
Onu görünce eyvah diyor kendi dilinde.
Aşağıda yabancı bir siteden çevirdiğim yazı var.
Bana olan düşkünlüğünden olduğunu bilmesem, yazının ilk şıkkından şüpheye düşeceğim.
Ama yok biliyorum, beni çok özlüyor ve kimseyle paylaşamıyor.
Neyse nazar değmesin, biz şanslıyız 'gül' gibi bir ablamız var...
Şimdiiii, Yaz nasıl Gül diye sesleniyor duymak ister misiniz?

video
İşte yabancı bir kaynaktan çevirdiğim yazı:

Kötü bir bakıcıyı anlamak için ipuçları

Çocuğunuz onu gördüğünde mutsuz ve endişeli oluyorsa:
Hiçbir bakıcı anne ve babanın yerini tutamaz. Ama çocuğun sevgi ve güveni bakıcısında bulmaya ihtiyacı vardır. Belki çocuğunuza yeterli ilgi ve sıcaklığı göstermiyordur. Her insan ilişkisinde olduğu gibi kimyanın tutması çok önemlidir.
Bakıcınız günlük rutin hakkında sizden bir şeyler saklıyorsa:
Bakıcınızla çocuğunuzun nasıl vakit geçirdiği bir sır olmamalıdır. Eve geldiğinizde doğal olarak çocuğunuzun yaptıkları ve sizden ayrıyken nasıl davrandığını öğrenmek istersiniz. Eğer bakıcınız bilgi vermiyorsa, ya sizinle diyaloğu iyi değildir, ya da sizden birşeyler saklıyordur. Türkçesi az olan bakıcılar bile çocuğunuzun günlük iniş çıkışları ile ilgili size bilgi vermeli ve bunu niye bilmek istediğinizi anlamalıdırlar.
Çocuğunuz çok sık kazalarla karşılaşıyorsa:
İyi bir bakıcının gözü hep çocuğun üzerinde olmalıdır. Uyurken ve oynarken emniyette olmasını sağlamalıdır.
Sizin talimatlarınıza uyulmuyorsa:
İkiniz birlikte bir çocuğun en iyi şekilde yetişmesi için çalışıyorsunuz. Bu nedenle bakıcınız sizden daha iyi biliyormuş gibi davranmamalıdır. New York'tan bir anne şöyle anlatmış:
"Ben bebeğimin zaman çizelgesiyle beslenmesini uygun bulmuyorum" Ama bakıcı ısrar etmiş.
Sonunda yolları ayırmışlar.
Sizinle ve çocuğunuzu yetiştirme tarzınızla ilgili eleştirel davranıyorsa:
Siz bir takım olmalısınız. Siz de tabii dadıdan öneriler alabilirsiniz. Sonuçta o çocuğunuzla çok uzun saatler geçiriyor. Ama iş ana konulara gelince -beslenme, uyku, disiplin, güvenlik gibi- fikir uyuşmazlığı varsa, ilişki uzun sürmez.
Hep geç geliyorsa:
Ya da sık sık gelmemezlik yapıyorsa, bu başka konularda da güvenilmez olduğunu gösterebilir.
Çocuğunuz her zaman pis ve bakımsız görünüyorsa:
Eh zaten bu çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılayamadığını gösterir. ( Daha ne olsun: ))
Hikayeleri bitmiyorsa:
Size yalan söyleyen, çalan, kandıran birini tolere etmeyin. İlişkiniz güven temelleri üzerine kurulmalıdır.

Alıntı: http://www.babycenter.com/0_signs-of-a-bad-nanny-or-babysitter_1463691.bc?scid=momstodd_20100209:5&pe=2Uv8c1Z


8 yorum:

Full Moon dedi ki...

Ben de cok seviyorum Gül ablayı. Oncelikle bucurumuze iyi baktigi icin, onunla konustugu, oynadigi icin... Aklimizi arkada birakmadigi icin, sabahlari gec kalmadigi icin, gelemeyecegini (ki herhalde 40 yilda bir) cok onceden haber verdigi icin, Yaz'in annanesiyle de cok iyi gecindigi icin... Ve her gordugumde guler yuzlu, pozitif oldugu icin... Valla daha once de soyledim (masallah) Gul abla gibiler buyuk sans... İyi var :)

asyaselda dedi ki...

şanslısınız aklın evde kalmıyorsa ne mutlu değilmi:)
ben hiç böyle sorun yaşamadım sağolsun asya doğunca memleketlerini bırakıp burada bir ev tutup buraya yerleşen ailem olduğu için anne annemiz ver bizimde ve iyiki varlar diyorum:)
ama sizde bizim kadar şanslıymışsınız anlattığına göre

Bellek Kutusu dedi ki...

Nasıl da dudaklarını 333 yaparak Gül diyor:))

ela selin dedi ki...

Ne mutlu size. Cok sanslisiniz. Biz de öyleyiz, cocuklarimi cok seven bir yardimcim var. Televizyon meselesinden biz de müzdaribiz ama. Ben evde oldugum sürece actirmiyorum ama ise basladigimda ne olacak diye düsünmüyor degilim.
Güzel ve yararli bir post olmus, devamin bekliyorum.
Bu arada asagida kitapla ilgili postunu yeni gördüm. Ben de ayni konuda yazdim, ayni zamanlarda benzer seyleri düsünmüsüz:)) Önerdigin kitaplarin da bazilari bizde var ve cok severek okuyoruz. Harika secimler. Poldi serisini de kuzenim bana cok tavsiye etmisti. Ama islevine göre cok pahali buldum.

Odil Sezen Metin dedi ki...

Gül diyen ağzını mam yaparım küçük kuş..Yazını dikkatle okudum..Gül hanıma bravo benden..Sevgiler..

ELİF dedi ki...

Harika bir çeviri yapmışsın Denizciğim, o çeviride anlattıkların var ya benim bir önceki bakıcıyı tarif etmiş adeta, zaten çabuk ayrıldı yollarımız.Şimdikini çok seviyor, 3. de rahat ettim umarım böyle devam eder. Ayrıca o Güüül derken, öne doğru eğilen belini de yerim ben onun.

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

izleyemedim bir Gül deyişini :(
açılmadı
Gül hanımda çok şanslı böyle sevimli-sempatik bir bayana baktığı için :)

Deniz dedi ki...

-Evet bestecim büyük şans

-Seldacım sen de şanslılardansın.
Bİzim anneannemiz yakın ama tek başına olmaz. 35 değil, 25 yaşında doğursaydım olurdu.
- Kutucum bi 333 durumumuz sürekli mevcut farkındasın :)))

-Kontrol mekanizması olacak biri varsa, işe başladıktan sonra göz kulak olabilir.

-Fatmacım ne komik diyo di mi:))

- Elif, bu okula kadar götürsün inşallah