5 Nisan 2010 Pazartesi

1 iyi, 1 kötü program




Hafta sonunda yaptığımız programlardan biri iyi biri kötü geçti açıkçası.
Cumartesi günü Emirgan Korusu'na gittik. Geçenlerde Senem'den duymuştum, Istanbul'da yaşayıp da bunca yıldır yolum düşmemiş. Gide gide de Lale Festivali'nde gitmişiz. Ama neyse ki cumartesi gittiğimizden mahşer yeri gibi değildi, en azından bizim gittiğimiz saatte.
Ortalık lale denizi gibiydi, etkileyiciydi, çok az süre açan ve nadir bulunan manolya ağacının önünde poz verdi bizim altın kızlar. Kendimizi bıraktık lalelerin arasına.
Lale satın almak istedi herhalde. Aldı başını gitti, kararlı adımlarla.
Şu güzel mor lalelerden biri evimde şu an. Sadece 1 TL.

Ünlülerin lale yorumları var, bu Orhan Gencebay'ınki...
Ne güzel resim yapanlar vardı, bizim Avrupalı'dan neyimiz eksik,
çocuklarımız keşke daha fazla böyle sanatla, sanatçıyla karşılaşabilseler...


Gözalabildiğine lale... Büyüleyici...

Aşağıdaki fotoğraf Yaz ve ben, yaşlı Muppet Show amcalarından azar işitmeden az önce çekildi.
-Alsana kızım çocuğu, lalelere basıyor.
Dur daha amca tam aman diye ağzımı açtım, bağırdın sen de.



Millet özellikle fotoğraf çekmeye gelmiş valla.


Karıncalar nerdesiniz?Ve pazar... Büyük hayalkırıklığı...
Geçen gün yazmıştım, Nezahat Gökyiğit botanik bahçesinde Kiraz çiçekleri açıyormuş,
keyifle, merakla gitmeyi istiyorum diye...
İnşallah gitmemişsinizdir. Valla duyan gelmiş galiba. Pazar günü ana baba günü. Otopark yetersiz, araçlar dışarıda kuyruk.
Zaten arabanın kliması çalışmadı, çocuk arkada bunaldı da bunaldı.
Neyse bu kadar bekledik dedik, biraz daha bekledik. İçerisi de hayalkırıklığı.
Çok pardon ama iki tane yolunmuş gibi duran kiraz ağacı vardı. Öyle anlatılan gibi değildi.
Ve içerisi çok kalabalıktı. Benim kapıda çok beklemekten sinirlerim mi bozulmuştu acaba?
Ama bence kesinlike pazar gitmeyin.
Yaz da dün bi' enteresandı. Şöyle bir aklıma geldi, ama kovaladım. 2 yaş sendromu falan olamaz... Yok yok...
Neyse o da başka yazının konusu olsun.
Yani 1 iyi, 1 kötü programla hafta sonumuzu böylece geçirdik.


8 yorum:

Defnenin Annesi dedi ki...

Biz gitmedik :-) sabah kaltigimizda planladigimizdan cok farkli ama güzel bir plan yaptik.
Simdi yazindan sonra iyi ki diyorum.

Evet emirgan korusu cok güzel, cocuk parkida gayet basarili.
Biz 2 hafta önce gitmistik, daha sakindi...

Pinky dedi ki...

büyüleyici sahiden. lale denizi gibi :)

NiLaY dedi ki...

gerçekten süper görünüyor laleler, gitmek farz oldu :))

ela selin dedi ki...

Cok güzelmis hakikaten..
Sehirde yasarken ne kadar dogaya hasret oluyor insan degil mi?? Bir parca doga görebilmek icin saatlerce iskence cekiliyor. Ben de burada dag basinda ormanin dibinde yasiyorum diye sikayet ediyorum kimi zaman. Hem doga hem sehir bir arada olsa... ne güzel olurdu.

Kaymacina dedi ki...

tam tahmin ettiğim gibi Denizcim botanik park , ama boşver denemiş oldun. Emirgan korusuna ise bayıldım,haftasonuna plan hazır oldu bu durumda :D

minimalist dedi ki...

lalelerle ilgili okuduğum bu ikinci blog yazısı ama ben de İstanbul'da yaşasaydım kesinlikle giderdim. Resimlere bakınca harika görünüyor...

ikiz Bebek dedi ki...

Yaz la her program güzel olur annesi.

Deniz dedi ki...

-Defne'nin annesi, en güzel planlar spontan olanlar di mi zaten: )

-Evet Pinkycim, pembe olanlar da çok güzeldi;-)

-Nilay görmelisin, bana çok iyi geldi, gidebiliyorsan hafta içi git

-Evet her şey bir arada olsun, şehir, doğa, eğlence, huzur :))

-Kaymacina, tabii gördüğümüz iyi oldu, görmesek içimizde kalacaktı

- Minimalist,gelirsin belki bir lale zamanı: )

- Evett Özgecim haklısın, güzelleştiriyorlar her şeyi