16 Nisan 2010 Cuma

Huni başıma...


Sadeleşmek istedikçe bişeylerin yörüngesine giriyorum.
Aman bir bu eksik, hiç işim olmaz derken
tivitıra falan da bulaştım. Kaçan kovalanır misali...
Bir gün gelir, dellenir bütün mail adreslerimi,
feyzbuk hesabımı ve benzerlerini kapatır mıyım acaba?
Hay aksi seviyorum bi de, üstüne üstlük.
Bahar temizliği yapasım var sanırım.
Hem sanalda, hem gerçekte.
Dolabımı elden geçiresim, ne var ne yok dökesim.
Ayağıma ayağıma takılanları kutulara tıkasım.
Bi' de bunlara vakit ayırabilsem...
.............Yaz'ın 1 haftalık antibiyotik kürü devam ediyor. Murat varken tamam da,
yalnız başıma ilaç içirmek deveye hendek atlatmaktan beter.
Şiddetle(!) reddediyor içmeyi.
Geçen gece neler denediğimi anlatayım.
Önce kaşıkla yanaştım, tabii olmadı.
Sonra bir arkadaşımdan duymuştum, şırıngaya koydum ilacı.
Lüp diye ağzına anlamadan fışkırtabilmek için...
Yok anacım, cin bu, yutmadı.Annelik insanın yaratıcılığını artırıyor.
Son olarak ilacı huninin içine
koydum, bak düdük hadi öttürelim diye ağzına götürdüm ki, körolası bir damla
süzüldü süzüldü, dudağının kenarına düştü. Alınca tadını, bu yol da hikaye oldu.
Sonunda yine klasik yol olan itiştirip ağza tıkıştırma metoduyla saç baş batarak bitirdik olayımızı. Bana da huniyi ters çevirip takmak kaldı. Varsa bir yol bildiğiniz, kolay ilaç vermek için merakla beklerim önerinizi.
NOT: Süt de süt... En sevdiği. Yemek vermesen aramaz. Süt canavarı...


...........................

Özge...

Yine, cuma cuma varlığıyla, sürpriziyle içimi ısıttı. İyi ki varsın.



6 yorum:

Pinky dedi ki...

ah canım benim tadı kötü geliyor demek ki. güzel güzel içsin ilacını iyi olsun süt canavarı şekerfare.

kardeşimde süt canavarıydı. büyüyünce ne olacaksın dendiğinde sütçü olucam derdi :)

elif ada dedi ki...

Çok geçmiş olsun. Bir hafta önce Ada da hastalandı biz de ilaç içirmek zorunda kaldık. Ama bu sefer direk konuştuk. İlaçları içmezse düzelmeyeceğini, hastalığının geçmeyeceğini falan anlattık. Yalan söylemiyorum biraz gözdağı verdik biraz da tehdit ettik. Sonra bütün bebeklere içirir gibi yaptık. Onlar düzeldi. Kendi aramızda konuşur gibi yapıp artık Ada düzelmezse tekrar hastaneye gitmek zorunda kalacağımızı bebeklerin iyileştiği için gelmelerine gerek kalmadığını falan söyledik. Bebekleri bahçede kahvaltıya ve uçurtma uçurmaya götüreceğimizi söyledik. Valla içti. bir dene istersen

Bellek Kutusu dedi ki...

Çocukken annemle dövüşmeden ilaç içtiğim tek bir günüm bile olmamış, Yaz'ı çok iyi anlıyorum Deniz'cim:)

asyaselda dedi ki...

ilacı alıyoruz önce muayene ediyoror beni.
sonra ben onu muayene ediyorum.doktorlar kitabımızdan şurup içilen bölümüde gösterip bak şurup içiyor filan diyip içiriyorduk...duk diyorum çünkü geçen seferki ilacın tadı gerçekten çok kötüydü huniyi bizde kafamıza takıp saçsaça başbaşa içtik.
haklı çocuklar çokkötü tadları vr bu ilaçların

ayşegül dedi ki...

ama antibiyotiklerin tadı cidden çok kötü yaa,şu devirde şööyle dondurma tadında bi şurup yapamadılar :)
bende bu portakallı,bu çilekliymiş diye tıkıştırıyorum ağzına :)

Deniz dedi ki...

İki günümüz kaldı antibiyotikle dediklerinizi de deneyeceğim arkadaşlar, saolasınız.
Bu arada Selda, Asya'nın şu doktor kitabından edinmeliyim en kısa zamanda