22 Nisan 2010 Perşembe

Patron kim?


Çocuğunuz önüne koyduğunuz yemek yerine illa bir ekmek dilimini
kemirmek istiyor. İki kere hayır dedikten sonra, mızmızlanmaya karşı koyamıyor ve veriyor musunuz?

Ağzına götürmemesi gereken bir şeyi 2-3 defa çekiştirmeye çalışıp,
kıyamet kopunca elinde mi bırakıyorsunuz?

Televizyonu göstererek -aç, aç diye bağırınca en fazla bir iki direnip,
sonuçta açıyor musunuz?



Kendi istediğiniz dükkanlara asla giremeyip, oyuncakçılarda
2 saat mi geçiriyorsunuz?

Gece yatmadan önce bir kitabı okuyup, bi daha, bi daha dediğinde
dayanamayıp bilmemkaç defa daha okuyor musunuz?

Cevaplarınız evetse patron siz değilsiniz.

Yaş 2'ye yaklaşınca temel ihtiyaçların karşılanması telaşının yerini davranış modellerini irdeleme, şekillendirme telaşı alıyor.
İlk dönemde, yani bir yenidoğanla karşı karşıya olduğunuzda her ağlayış bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Ve gık ettiğinde yanına koşuyorsunuz, bu ihtiyaçları karşılamak için.
Ama şimdi... İsteklerini yaptırtmak için ağlamayı öğrenen bir bücürün elinde oyuncak olmamak için ne yapmalı?
Örneğin televizyon konusunda ısrarla aç aç aç diyip ağlıyorsa, sofraya gelmemek için direniyorsa ne yapmalı? Duymamazlıktan gelmek? Açıklamaya çalışmak? Seyredip, sakinleşmesine ve başka seçeneği olmadığına inandırmak? Onun istediğini yapmak? Hangisi?
Hangisi, patronun kim olduğunu ona öğretecek?
Sınırları olan çocuk kendini güvende hissedermiş. Sınır koyabilmek de büyük yetenek.
Direnebilmek. Bir markette ya da lokantada ağlayan bir çocuk sussun diye pes etmemek.
Bilmiyorum, çocukluğa geçiş aşamasındayız. Yaşaya deneye öğreneceğiz herhalde.
Bugünlerde evdeki popüler kelimemiz. -Dok(!)
Türkçe meali : YOK...



2 yorum:

Mlke-Btkn dedi ki...

zaten bu aralar karmakarışı durumdayım, snırlar, inatlaşmalar, zorluklar,lar,lar,laarrr :))

Kaymacina dedi ki...

Çabuk geçiyor bu durum Deniz dert etme :)