27 Haziran 2010 Pazar

Balayından döndük biz...



El ele, diz dize, hatta göz gözeydik bir hafta boyunca.
Yok canım, kocamla değil.
Kızımla sanki balayı gibi bir hafta geçirdik.
Son gün konuşuyorduk da altın kızlarla,
dalga geçtim kendimle ve durumla.
Bana olan aşkı bir alevlendi ki 3 saniye ayrılmadı dizimin dibinden.
Hatta yeni bir süreç başladı yaşamımızda.
"annem yapsın!" dönemi...
Ayakkabısının cırt cırtı açılsa, emziğini arasa bile teyzesine falan yaptırmayıp,
anne yapsın, anne bulsun, anne versin.
Sahi böyle bir evre var mı literatürde acaba?
1 hafta boyunca çok farklı yüzlerini gördüm Yaz'ın.
Velhasıl birçok şey değişti hal ve gidişte.
Değişmeyen tek şey mi?
Rengim...
Çünkü bulunduğum yerler genellikle deniz kenarı ya da kumsal değil,
mini club, lunapark, çocuk parkı, çocuk büfesi tarzı yerlerdi.
Tabii bunda, minik meraklılarla çocuk dostu bir mekanda olmanın dezavantajı, kumlara asla ayak basmak istememesi ve 1 gün yükselir gibi olan ateşin de etkisi var.
Birçok defa beni çok şaşırttı bu tatilde.
Benim onun bildiğini sandığımdan çok daha fazla şey bildiğini öğrendim.
Ben uçakla ilgili bilgi vermeye çalışırken,
dönüp pilot nerde dedi.
Bir şeye el atmadan önce -benim mi? diye sormayı adet edindi.
Ya da senin mi? :-)
Tatil mi onu büyüttü biraz daha, zaten büyüyeceği vardı da tatile mi denk geldi bilinmez. Ama döndüğümüz gece yani dün ise her horoz kendi çöplüğünde öter lafını kanıtlar cinstendi.
Söylemesi ayıp, binbir çeşit olan açık büfeden hiçbir şey yememekte direnen
küçük cadı, eve geldiğinde yaptığım dandik IKEA köftelerini sildi süpürdü.

Biraz da fotoğraflarla tatil...

Şu sofraya bakıp da kıskanmayın sakın. Lakin ben de 2 dakika sonra kalkmak zorunda kaldım
ve bir daha da geri dönemedim. Aklımda kalmadı desem yalan.
İşte ayakta çekebildiğim birkaç fotoğraftan biri.
Çünkü hatun kişi, tatilin çoğunu kucağımda tamamladı.
Nazik ayaklarıyla yol tepmedi boşu boşuna.
-anne kucağamaa!


Akşamüstü şık bişeyler giymek lazım tabii...
Tatilin en güzel saatleri... Günün kavurucu sıcağı bitmiş, nemli saçlarla
ferah ferah çıkılmış dışarı.


Çok çalışkan kızım çok. Mini Club'a okul dedi ve ikide bir okula, okula diye tutturdu.


Ama her zaman gönül almayı bildi.


Affedersiniz ama kendisine sefa bilmemnesi diyebilir miyiz?


Ayaklarının kuma değmesine tahammülü olmadığı için çorap gibi deniz ayakkabısı almıştım, ama o da yemedi, çimende takıldık biz de.

Yarın tatildeki gözlemlerimden hareketle aklıma takılan birkaç soruyu
paylaşacağım sizlerle, kısmetse...





11 yorum:

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

tam balayı olmuş :D

maiDerin dedi ki...

Özledik sizi yaa :)

maiDerin dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
maiDerin dedi ki...

Özledik sizi yaa :)

elif ada dedi ki...

Nasıl güzel tatil resimleri bunlar. Ben de gitmek istiyorum. Yaz'ın dombili ayacıklarını öptük

ELİF dedi ki...

Özlemişim sizi..Ah ben de bi gidebilsem...Balayı tadında olmasın ama gözüm korktu:))

burcu.. dedi ki...

Bizim tatil balayından çok anne-oğlun birbirişnin en kötü yüzlerini gördüğü bir zaman oldu :))
Ama sizinn fotolara bittim, çok güzel.
Kuma basmamak da ilginç :)

NiLaY dedi ki...

bende seneye nil'le yalnız bir tatil yapmayı planlıyorum ki şimdi bu fikri daha da bir sevdim :)

Deniz dedi ki...

-Şule tam balayı gibi romantik deniz manzarasına karşı el ele:))

-Maiderin, biz de özledik sizi

-Ada'nın anneciği siz de gidersiniz inşallah tez vakitte

-Biz de özledik Elifcim, ama sizin durumdan da anlaşılan sizinki de balayı tadında olacak

-O balayı olayı çok ince bir çizgi zaten Burcucum, her an her şey olabilir :))

-Yapın yapın Nilay, ayrı bir tecrübe: )

ikiz Bebek dedi ki...

hoşgeldiniz, o sefa yapıştıktaki, bacağı ısırırım benden söylemesi.
tatilde çocukların biraz daha büyüdüğüne inananlardanım.

Bellek Kutusu dedi ki...

Hoşgeldiniiiizzz:)
Yaz'ın heykele bakışı ne kadar güzel:)