11 Ekim 2010 Pazartesi

Yaz havası getirdik!




Araya zaman girdikçe nereden tutacağını, nereden lafa gireceğini bilemiyor insan.
İki haftalık izin bitti. Çok şey öğrendim, çok şey gözlemledim her tatilde olduğu gibi.
İlk hafta Kıbrıs'ta, ikinci hafta yuvaya alıştırma yollarındaydık.
Havaların yüzünü astığı şu günlerde biraz yaz havası taşıyalım size...

Çok şey öğrendim diyorum ya, gerçekten öyle.
Boşalıyor ya kafa, türlü çeşit insan geliyor ya etrafına.
Hem gözlem yapıyorsun, hem düşünüyorsun, hem de felsefe yapıyorsun içinden...

Yaz da daha bi' büyüdü sanki 1 haftada gözümün önünde.
Anlamadığı 5 vakit namaz. Ondan da anlıyor olabilir.
Acayip sosyal bir çocuk oldu orada.
Ortam da müsait buna.
O yüzden her sene gidiyoruz Artemis'e...
Kumsalı, denizi harika...
Ne diyordum, sosyallik muskası oldu iyice...
Masadan masaya gitmeler, yüzü bir gün önceden aşina gelenlere laf yetiştirmeler falan.

Hangi birini anlatayım, mesela bir gece, arka masadaki adama gidip
benim babamın da saçı yok demesini mi?

İkimiz sahile doğru yürürken, hadi çabuk olalım oğlum bekliyor demesini...
Oğlu, babasıymış :))

Gecenin ikisinde rüyasında 'babacım çok akıllısın' diye sayıklamasını mı?

Hemen kankası olan arkadaşının peşinden 'Anastasiaaaa' diye bağırmasını mı?

Çok iyiydi genelde, keyif aldı. Zorladığı olmadı mı? İnat yaptığı... Oldu, olmaz mı?
Ama bir gün sahilde o yandaki şezlongda uyurken,
o doğmadan önceki bir yaz tatilimiz geldi aklıma...
Onu sabırsızlıkla beklediğim, ama henüz gelmediği...
Ne sıkıcı tatildi o! O yüzden, zorlandığım zamanlarda şükrettim.
İyi ki varsın dedim içimden ve dışımdan!

İnsanın algıları, iş yığınından uzaklaşıp farklı bir yere kaydığında
hayat üzerine felsefe yapmaya başlıyor beyin dediğin.
Mesela açık büfede insanları gözlemledim.
Açık büfede insanlar hakkında çok şey öğrenebilirsiniz kanımca.
Büfe sırasında ekmeği keserken, çayını koyarken çok ağırdan alan,
her şeyi aheste aheste yapan birini görüyorsanız kesin çocuksuzdur.
Yoksa böyle oyalanacak vakti bulamaz asla.
Açık büfedeki yemeklere bakarken bile, müzedeymişcesine
el ele dolaşan bir çift muhtemelen balayındadır.
Yine çok süslü- (daha doğrusu süslenebilmiş olarak) yemeğe gelen
kadınlar muhtemelen çocuksuz tatil yapmaktadırlar ya da büyücüdürler.
Tatlı reyonundan alacağını sonraya bırakmayan,
tek seferde yemeğini, tatlısını her bir şeyini almaya çalışan kişi de
ya tembeldir, ya da tatlının kalmayacağından korktuğu için tedbirli...

Bu tatilde Yaz'la ilgili de çok şey öğrendim.
İyice can ciğer kuzu sarması olduk bu arada.
Kızım şöyle böyle diye yazmak beni utandırır,
ama zayıf taraflarını gördüğüm kadar artı özelliklerini de görüyorum
ve yüreğim kabarıyor sevgiden.
Çok sevgi dolu, merhametli bir çocuk Yaz...
Öyle olduğunu gördükçe yüreğim ısınıyor.

Dans, taklit, tiyatro, hafıza ve dil gelişimi yönünden durum parlak ama
atletik yönü zayıf... Hala zıplayamıyor mesela... Ayakları yerden kesilmiyor.
Bi de tatilde fark ettim, ağlayarak yaptırma huyu geliştirmiş.
Yahu yapacağın şey için bile ağlıyor.
"Annneeee süt!" Baştan ben bi ağlayayım da diyor herhalde.
Ama Çocuklarla birlikte büyümek kitabında okudum, uyguluyorum da, işe yaramaya başladı.
"Tatlım ağlarken seni duyamıyorum. Ağlamanı bitirince konuşalım diyorum.
Yavaş yavaş etkisini göstermeye başladı.


Biraz da fotoğraflarla konuşalım...

Bir gün kumsaldayken bir kadın bana sahilde bile bezliyor musun, yazık çocuğa
bak çıkart bezi, iki günde öğrenir tuvaleti dedi. Dinledim, ve bir kez daha içgüdülerime
güvenmediğim için pişman oldum. O gün bezi çıkardım mayosunu giydirdim,
çocukcağız mayosuna kaka yaptı, utandı, söyleyemedi, çıkartmak istemedi.
Biz de o gün odaya 5 gibi çıkmak zorunda kaldık.
Kadına içimden saygılarımı sundum tabii...


Anası yanında, babası yanında çok mutluydu şekerfare...

"Canım kızım, çok tatlısın, çok seviyorum seni..." Hayır ben değil, o bana söylüyor.


Arkadaşlar edindi kendine, Murat'a ikisi için dondurma ısmarlattı.


İki yaşındayım beynn ulan, zaman gelir yaparım aframı taframı.


Kumlara basmak tabuydu yine çok zaman.
Sadece bir abla ve teyze, kumlara basması konusunda onu çok motive etti, son zamanlarda
rahat rahat bastı. Onları gördüğünde de haber verdi onlara: 'Kumlara basıoorum ben."

Beni ne banyoda yalnız bıraktı, ne tuvalette. Gördüğünüz jaluzi banyonun.
"Anneeeee aç, gelebiiilir miyim?"


Büyümüş kızım, sahilde iki saat bile uyuduğu oldu.
Ben de kitap okuyabildim.

Kendi de Tarzan'ın CD kapağını okudu anlattı.


Çıkmadan önce mutlaka aynada kendini görmek istedi.

Ayak izlerini bıraktı sonuç olarak, önceden basamadığı
kumlar üzerinde...


Bir gün durdu durdu, "denizi seyrediyorum anne" dedi.


Sahneyi çok seven bir çocuk.
Mini disco'da iki gün hareketleri gözlemledi.
Valla 3.gün şakır şakır yapıyordu.



Veee geçen hafta da yuvaya alışma haftasıydı. O da yarına artık.
İki hafta yoktum, hööööö diye döküldüm ortaya :)



16 yorum:

elif-kayra dedi ki...

hoşgeldiniz, keyifli bir tatil olmuş ,
yalnız şu açık büfe deki anlatımların çok yerinde olmuş :))

Anne Café dedi ki...

hoşgeldiniz özledimm sizi!

ayşegül dedi ki...

yaz havası iyi geldi :) hoşgeldiniz...

YILDIZ dedi ki...

Hoşgeldinizzzz!

Fotolara hele hele yazdıklarına bayıldım.Sevgi bir dolu çocuk olması normal Denizciğim senin gibi annesi olunca.(diğer aile üyeleri kızmasın,onları tanımıyorum:)))

Son fotodaki yumuk yumuk ellerini öper,koklarım;))

ツ ✁✂✄ Sezgi ✁✂✄ ツ dedi ki...

oy oy kıyamam minik bebek:)
sağlıcakla buyusun :)

Yazgüneşi dedi ki...

Hoşgeldiniz yahuuu
özlettiniz

yerim ki ben onu
zilli
:))

ikiz Bebek dedi ki...

hoşgeldinizzzzzzzz
her resim çok güzel, iyice tatlılaşmış yaz, bacaklarını ısırabilirmiyim :)

KırmıZı WosWos dedi ki...

YaZ havası iyi geldi :) açık büfe tespitlerin çok yerinde olmuş Deniz, kreş ile ilgili pazar günü bol bol dedikodu yapalım :)

Defnenin Annesi dedi ki...

hosgeldiniz... yaz benimde gözüme büyümüs geldi :-)

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Özlemiştim kuzumu,serpilmiş genç kız olmuş:))

elif ada dedi ki...

Ne güzel bir tatil olmuş. Ama bu prenses, en son resimdeki o beyaz elbisenin içinde bir masal kahramanına benzemis. Yerim ben o yumuk ayakları

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

Yaz çok tatlı diye sanada yazmışlığım Zeynep'e demişliğim var :) nazar değmesin
pazar günü sevmeme izin varmı? doya doya :)birde nasıl içim ısındı fotoğraflarla

Deniz dedi ki...

Hepinize çok teşekkürler kızlar :)
Ben de sizi özledim.

Tabii Baharcım, ne demek:) Ben de Yağmur'u mıncıklarım :)

Pinky dedi ki...

açık büfe tespitlerin çok komik ve gerçekten doğru :)

büyümüş vallahi şekerfare. özlemişim maceralarını akıllı bıdığın :)

Adsız dedi ki...

yani ağlarken "tatlım seni duyamıyorum ağlaman bitince konuşalım" demek için kitap okumak mı gerekiyor? Demek ben de kitap yazabilirim. Bunu gencecik bi anneyken kendim akıl etmiştim. Bi de ahkam kesiyosunuz, kimseleri beğenmiyosunuz.

Ayşegül

Sen Gelince dedi ki...

Annesini sevdiği fotoya, ayak izlerini bıraktığı fotoya ve ondan sonraki bandanalı fotoya bayıldım... Hem de ne bayıldım... Tersten gidiyorum... Sanırım bu postta hoşgeldiniz ve sizi özledim demeliydim... Sondan okuyunca böyle oluyor işte:)