26 Şubat 2010 Cuma

Hangimiz mükemmeliz ki?

Arıyoruz, soruyoruz, soruşturuyoruz, koşuşturuyoruz,
dolanıyoruz bloglar arasında...
Yukarıdan bakıldığında vızır vızır dolanan, bazen nereye gideceğini şaşıran
karıncalar gibiyiz.
Hangimiz mükemmeliz sorusunun cevabına gelince
hem hiçbirimiz, hem hepimiz.
Ben kendi adıma bakıyorum.
Ne, gecenin yarısı güzel bir kek kokusu olsun evde diye işten gelip
yumurta çırpabiliyorum.
Ne, türlü çeşitli sebzelerden alengirli mama tarifleri yaratabiliyorum.
Ne, tuvalet eğitimine başladım, tez vakitte...
Ne de çok fazla kesip biçip montesseri benzeri şeyler yapıyorum.
Bunların bir kısmını el yordamıyla yapmaya çalışıyorum sadece.
Bakıyorum herkes çabalıyor.
Herkes en doğruyu biliyor.
Yok yok biliyor gerçekten.
Çünkü herkesin çocuğu için bildiği doğru.
Herkes çocuğunu en iyi tanıyor çünkü.
Ayrıca mükemmel olmak da kim istiyor ki zaten?
Tek mükemmel olmak istediğim konu vereceğim sevgi ve şefkat.
Kollarını açarak koştuğunda bulacağı sıcaklık.
Gerisini hallederiz bir şekilde...
Herhalde...

..........................................
Banyoda değişiklik

Bu bebeklik küvetini terkedeli epey olmuştu.
Ben de çok üzülmüştüm açıkçası. Çünkü onunla banyo keyfi yapmayı, köpüklerle oynamasını çok seviyordum. Büyük küveti doldurabiliriz tabii ama ne bileyim, o da büyük geliyor gözüme.
Diyeceğim o ki, geçenlerde bir sorayım dedim, küvetinde dıgıl dıgıl yapalım mı?
-Hı hı diye şaşırtıcı bir cevap geldi.
Yeniden indirdik küveti Şadiye abla'nın kaldırdığı yerden.
İnanamadım ama bu sefer de çıkmıycam diye tutturdu.
İşte bir banyo şebeleği...


............................

Düz mantık!
Bizimki anneanne diyor bir süredir.
Geçen gün anneannesiyle dışarıda gezerlerken, bu arabasında oturmuş şöyle tekrar ediyormuş kendi kendine:
Annanne, baba-baba, dede-dede ...

Doğru valla, anneanne oluyor da niye babababa olmuyor.

Güne neşe katsın umarım:
Dinge dong








25 Şubat 2010 Perşembe

Siz hiç uçak oldunuz mu?

Kanatlarınızı açıp çocuklar gibi uçtunuz mu?

video

Ya da büyük balığın peşinde koştunuz mu?

video

Masa örtüsünü en güzel yemeğe değişmediğiniz oldu mu hiç?

Ya siz benim günlerdir dilime dolanan şu şarkıyı dinlediniz mi?



......................

Kitap ayraçlarım nasıl? Lian arkadaşım almış bana Tchibo'dan...
Çok sevdim, dahası onun sayesinde tchibo.com.tr'yi keşfettim.
Uğrayın, çok zihni sinir ürünler var.




24 Şubat 2010 Çarşamba

Vay başıma gelenler :))


Dün bahsetmiştim, hafta sonu çekimde makyöz abla ona malzemelerini gösterdi.
Eeee teorik bilgileri pratiğe taşımak lazım tabii...
Oldu mu kızım?

video


Akşamları çalıştırıyorum kızı. Eeee yat yat nereye kadar Yaz Hanım?


video

Sevgi kelebeğidir kendisi...

video
Sonra da birbirimize hal hatır soruyoruz ana kız...
Bi de yorgunluk kahvesi yapsa tam olacak:)))

video


23 Şubat 2010 Salı

Dikkat bebek var!

Yeni reklam filmimiz bebeklerleydi.
Şöyle söyleyeyim, bebekli çekim tam bir macera.
Zaten bütün çekim boyunca en favori kelimemiz 'kısmet' oldu.
3 gün boyunca, çocuklarımızın keyfi ne zaman olursa o zaman çekim yapılabildi.
Zaten meşhur laf, en zor film bebeklerle ve hayvanlarla olan...
Tam biri havasında oluyor, öbürü ağlıyor. Biri uykusunu alıyor, öbürü babasını istiyor.
Görmeniz gerek.
Biliyor musunuz, bebekli çekimlerde 'bebek koçu' kullanılıyor. Çocuklarla iletişime geçip, onlara istenileni yaptırmak için. Tabii yine de aksilikler yaşanabiliyor.
Mesela ilk sabah gelen kızın heyheyleri üzerindeydi. Olmadı bir türlü, çocuk değişti.

Neyse son gün, çekim alanımızın ağır misafiri kimdi dersiniz?
Fıstığım geldi benimle. 3 gün boyunca 6'da çıkıp, akşamın köründe gelmişim. Bari dedim, yanımda olsun, bu kadar hasret yeter. Bahçeli mahçeli bir evde çekim yaptık zaten.
Biraz dışarı falan oynar, ortamı inceler.
Gerçekten yüzümü kara çıkartmadı. Gayet usluydu, aynı zamanda gayet de meraklı.
Marka ve bebekler şimdilik sürpriz olsun.
İşte küçüğüm dedim ona, greenbox denen hadise budur. Bu fonda çekilen bir şey, daha sonra farklı bir yere yerleştirilebiliyor. O da şeşil şeşil diye dolaşıp durdu.

Bahçede garip bir bitki bulduk, pamuk gibi çok güzeldi.

Bebekli çekim olunca, oyuncak da vardı etrafta bol bol.
Onunla oynayacak insan da...
Eeh arada sıkıldık tabii, gazete falan okuduk. Meraklı turşucu olarak her yeri dolandık.

Makyöz abla ona daha önce hiç gösterilmemiş oyuncaklar gösterdi.
(sonrasında ne olduğunu gelecek postlarda göreceksiniz.)

Öğlen ve akşam uykusunu Deniz teyzesine borçluyuz.

Yaz'ın geldiği gün hava iyiydi ama bir gün önce ben cereyanda kaldım ve şu an nezleyim üzerinize afiyet. Ama sağ salim bebekli çekimimizi de tamamladık.
Kısmet(!) montaja...


17 Şubat 2010 Çarşamba

Kısa kısa..

Dün sabah fıstığım, Gül ablası onun altını değiştirmeye çalışırken önce cıbıl cıbıl içeri kaçtı.
Sonra da kıyafetini kendi seçme sözü alınca içeri gitti ve bu kıyafeti seçti.
Biraz uyumsuz, biraz küçülmüş, biraz kısa...
Ama kendi seçimi...
Bi' de bir şey giydi mi gelip içeri göstermez mi?
-Baaa(k)


Yeni ve gelenekselleşen sabah taktiği...
Bir iki haftadır yeni bir sabah taktiğimiz var.
Eğer uslu uslu yolcu ederse bizi, sticker sürprizi alıyor benden.
Dikkatlice bakarsanız, defterin kenarındaki Hello Kitty çıkartmasını göreceksiniz.

Geçen gün kızım, bulaşık makinesini boşaltmama yardım etti.
Biraz daha uzun sürdü tabii, farklı şeylerle ilgilenirken ama olsun...
Kız çocuk ne rahatmış canım:-PPP

Eve poşetle girdiğiniz an, o poşet elinizden kapılıyor, götürülüp salona koyuluyor.
Kızım onlar benim her gün ne okusam kardır diye yanımda taşıdığım kitaplarım.
Nereye? dedim. Ama her poşet, onun istediği bir işleve dönüşebilir değil mi...


Bu köşe Yaz köşesi,bu köşe...

Hilal, çok güzel bir mim başlatmış.
Evinizin bir köşesi ve dinlediğiniz müzik mimi.
Ben iki köşeyle katıldım bu mime.
Bi' tanesi Yaz köşesi... Gece bahçesi karakterleri,
emzirme saatlerinden beri takip ettiğimiz saatimiz ve kitaplarımız.

İkincisi de evimizin antre köşesi.
Paşabahçe'den üçlü set olarak aldığım çiçekler...
Biri daha paketten çıkartırken kırılmıştı, o kadar severek almıştım ki içime oturmuştu.
Welcome diyen küçük melek ve
küçük kardan adam...

Ve çok sevdiğim bir şarkı: Jason bilmemkim söylüyor,
Life


Bu mim kime gider?
FULLMOON, SEDA, YILDIZ, FATMA ve ELİFADA'ya...




16 Şubat 2010 Salı

Hamur aktivitesi

Önce defterimize güzelce bir ağaç, güneş, elma ve Yaz'ın yoğun isteğiyle
-Uh uh- yani maymun çizdik.
Sonra da oyun hamurumuzun farklı renkleriyle çizdiğimiz resimlerin içini doldurduk.
Hem renkleri çalışmış olduk, hem de 3 boyutlu resim yaptık.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Sahne tozu yutmak

Pazar günü Yaz'ı bekleyen diğer bir sürpriz de babasının işyerine gitmekti. Babası
İşSanat'ta bir çocuk oyununun provasındaydı. Size şöyle söyleyeyim çıldırdı.
O sahneye, oyuncular da ona.
Prova başladıktan sonra büyülenmiş gibi seyretti sahneyi.
Işıkları, şarkıları, dansları.

En komik an,
oyuncu çocukların ayaklarını aşağı sarkıtarak şarkı söylediği bölümde oldu.
Bücür kalktı yanımdan gitti, onlara seslenmeye çalıştı.
Sonra kızlar perdenin arkasına giderken,
peşlerinden anneee diye ağladı.
Ve oyunda kullanılmak üzere hazırlanan sihirli aynalar...
Hepimizi çok eğlendirdi.




Bir merakımı da yenmiş oldum.
Demek ki artık Yaz'la bir çocuk oyununa gidebiliriz.
.....
Yaz oyuncu olsun çok isterim ileride.
Kendisi sahne tozu yuttu bi kere öyle diil mi;-)