24 Ocak 2011 Pazartesi

2,5 hafta, 2,5 yaş...

İki buçuk hafta, nasıl bulaşık teli gibi geçti anlatamam. 
Her şey aynı döneme geldi. Çekim, ekim, düğün, düğüm...
Hepsi bir araya toplaştı. Ben de aklıma gelen konu başlıklarını yazayım dedim bu sefer.
- En başta Beste evlendi, artık hepinizin bildiği gibi. 
Düğünün bir gün öncesinde, Murat ve damat, iki gün öncesinde 
Beste 39 derece ateşliydiler.
Çok ateşli bir evlilik oldu yani:)))
-Düğünden bir gün önce grupfoni midir nedir oradan manikür almıştık ona gittik, 
öyle bi klinik havası verilmiş, öyle havalı duruyordu ki... Ama fos çıktı.
 Ürün ve marka alışverişinin hastasıyım, ama hizmet sektörü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
- Düğün, bütün koşturmacaya değdi.
Keyifli geçti. Yaz, düğünde çok komikti.
"EVET" deme aşamasında Beste'nin yanına gitmek istedi, ama onlar dans etmeye başlayınca çok bozuldu onlara doğru bağırmaya başladı, "sizinle oynamıycamm!" diye...
- Sonrasında iki gün izin kullandım, burada olay oldu. Düğünün üstüne al sana düğüm.
-Onun da üstüne iki gün reklam filmi çekimimiz vardı. 
Çekimden önce bir bardak suda fırtına kopmuş, oysa iş öyle güzel çıktı ki.
- Çekimler 03.00'lere kadar sürdü. Uykusuzluk kabus gibiydi.
Hele düğünün üstüne...
-Yaz'ın doktoru vardı cumartesi... 2.5 yaş kontrolü. Her şey yolundaymış, şükür ki...
Aşı yapılırken, cesurca kolunu bi uzatışı vardı ki... 
Doktorunun dediği 'sinek ısırığı' gibi lafını herkese sattı gün boyu.

 
Veee Yaz 2.5 yaşında!  Onunla ilgili yazmaya bile yetişemiyorum. Öyle keyifli bir dönem ki...
Onun her şeyi bilerek doğduğundan şüpheleniyorum. O da değilse, içine büyük adam kaçmış.
Annecim diye diye bişeyler yaptırtmasını, herkesin gönlünü alacak lafları özenle seçmesini,
bazen politik olsa da, çoğu zaman empati kurabilmesini, yengeçliğini, evseverliğini, ama gezmeye de bayılmasını, hiç ummadığın bir anda iskeletlerden bahsetmesini, kafamızın içinde beyin olduğu bilgisini vermesini, kitap arabası değil, kitap otobüsü o diye anneannesini düzeltmesini...
Aman hangi birini sayayım işte... Aynısından sizin evde de var işte, tahmin ediverin.

Bi an bakıyorum yüzüne, mimiklerine... Hepsini fotoğrafla yakalayamayacağıma göre, 
gün gelecek unutacağım bunları diye düşünüyorum. Detayları, ince ayarları...
Her anımız bu kadar değerliyken, eften püften hayat telaşlarını sırtlanmak ne gereksiz
ne müsriflik geliyor bilseniz... 
Ama Manga'nın dediği gibi hayat bu işte...

8 yorum:

isoon dedi ki...

tebrik ederim, fotolara da bayıldım...

içimizdeki karnaval dedi ki...

Maşallah Yaz 'a , cesur bir bayan olacak...ateşli evlilik hikayesine bayıldım...Traji komik olmuş gerçektende...Sağlıklı günler sizinle olsun...

YILDIZ dedi ki...

Ben de diyorum ki Denizim nerde,düğünden sonra da çıkmadı ortaya:)
Mutlu yaş,ay dönümleri olsun akıllı bıdığımın,o tatlı yanaklardan öper koklarım

Ama unutuyor insan ben 1-2 ay öncesini unutunca fotolara bakıyorum,aa diyorum ne minikmişsin oğlum:))

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

ateşli evlilik benzetmesi çok hoş olmuş :)
Bizde böylemiydik acaba büyürken. içine büyük adam kaçmış çok doğru. suya götürüp susuz getirirler gibi bizi :)
hayat bu işte uzun zamandır dinlemiyordum. iyi hatırlatma

M! dedi ki...

Yaz'a bir sürü maşallah... bir de Deniz abla büyüdükçe sana daha mı çok benziyor ne :)

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Fırsatlardan hizmet aldım benim de ağzım yandı denizcim, şehir fırsatından aldığım bir eğitimde firma batmış canım çıktı paramı iade alacağım diye,yaz kuzuma bayılıyorum ben demişmiydim:))

Deniz dedi ki...

Saol Aysun :)

İçimizdeki karnaval, sorma:)Neyse ki ateşliler, düğünde dirildiler

Bize de mail atsana, kelebek kardeş :)

Dinle şekerim, dinle çok güzel şarkı

Kedicik, valla tam tersini de söyleyen çok, bilmem ki

Sinem, firma mı batmış, yuh artık

Bellek Kutusu dedi ki...

Mutlulukları daim olsun Denizcim:)