2 Şubat 2011 Çarşamba

Memleketimin karları...

Gamzeli güzelliğin annesi tazeledi anılarımı... Ankara kışlarında büyüdüm ben. Karsız kış bilmezdik. Okullar da tatil falan olmazdı öyle ilk beyazı gördüğümüz anda.
Okulumdan eve bir yokuş vardı köyümde, köyüm dediğim Or-an sitesi...
Ama o zamanlar in cin top oynuyor, ilk kurulduğu yıllar.
O yokuş benim kabusumdu. Cam gibi olurdu çoğu zaman.
Bazıları oradan Erzurum'daki kış olimpiyatları gibi artistik hareketler yaparak kayardı,
ben tırsardım ne yalan söyleyeyim.
Ayakkabılarımızın altına çivili bir altlık giydirirdi annem. Şöyle üzeri lastikli, altı çivi çivi.
Kara saplanırdı, kısmen de olsa düşmemizi önlerdi.
Hiç olmadı, bildiğiniz kadın naylon çorabını geçirirdik botların üstüne.
İstanbullu bilmez böyle metodlar. 
Sonraaa Kızılay'da, Çankaya'da arabalar slalom yapa yapa bir birine çarpardı,
çarpışan otomobiller gibi.  Biz böyle yaşamaya alışmıştık kışları.
Tatil olacak diye gereksiz ümitlere kapılmazdık.
Şimdi Yaz'a söylüyorum söylüyorum kar yağacak diye, bir şey değil yalancı çıkıyorum. 
O günleri üşüyerek değil, içim ısınarak anıyorum.
İstanbul'un yalancı karlarına benzemez çünkü memleketimin karları...

foto: geçen seneye ait

8 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

İstanbullu da bilirdi o metodları eskiden... yeni İstanbul'un haberi yok ve sanırım bu gidişle de olmayacak. zaman geçtikçe çocuklarımızı kar görsünler diye Kartepe ya da Erzurum'a götürmek zorunda kalacağız muhtemeldirki...

Tibetin annesi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Tuğra'nın Annesi Emine dedi ki...

İstanbul'lular da biliyor o eski kışları ama şimdiki kışlar eskisi gibi değil o ayrı :)
Birde..Ayakkabının üzerine çorap geçirmek...Annem özenle geçirirdi ayağımıza ki kayıp düşmeyelim diye..
Ah o eski kışlar...

YILDIZ dedi ki...

Ben bilmem şekerler öyle metotları,çünkü Egede büyüdüm:))

elif ada dedi ki...

Oh be Deniz, sonunda benim gibi hatırlayan birini daha buldum. Öyle kar yağardı ki yürüyemezdim ben. Bacak boyu... Hani biz mi kısaydık onun için mi öyle geliyordu yoksa sahiden çok mu kar yağıyordu diye bir ara baya şüphelenmiştim kendimden. Özlüyorum ben o kış gibi kışları... Soğuktan birbirimize sokulmayı, ne bileyim ben kestane falan yapmayı. Bunları söylediğimde garip garip bakıyor bana insanlar, sanki uzaylıymışım gibi. Bir türlü anlatamıyorum derdimi. Bu arada çok sevdim bu sıfatı ben: Gamzeli güzelliğin annesi. Hatta hayatımda bana verilen en güzel tanımlama, sıfat olmuş. Çok teşekkür ediyorum. Kucak dolusu sevgiler karların çoktan eridiği Ankara'dan...

Deli Anne dedi ki...

bizimki daha acı. Selim bebekken kardan gözümüzü açamazdık.. onu çıkartır oynatırdım.. elde kürekler, kovalar, yuvarlanır dururdu... bilemezdi oynamayı .. moskova ve petersburgdaydık.. çocuk anlayacak yaşa geldi.. hevesle bekliyor.. cık! yağmıyor.. üstelik yağmadık.a hastalıklar da gitmiyor..

Deniz dedi ki...

Hadi ya, demek öyle Sibel ve Emine, demek eskiden buralar da karı, kışı tanırdı... Ben Lise 1'de geldim buraya, yetişmedim


Yıldızım demek ben seni ondan seviyom böyle:)Pek bi severim Ege insanını

Biz küçüktük ama karlar da yüksekti: )
Sıfatı beğenmene sevindim... öyle ama gerçekten

Of Deli Anne, ne soğuklar görmüşsünüz siz, bizim Ankara'da gördüklerimiz hiçbir şeydir yanında

Sen Gelince dedi ki...

Deniz Ankara'nın da görüp göreceği bir seferlik kar işte... Geçen sefer yağmasıyla erimesi bir olmuştu. Bundan sonra da yağar mı bilmem:)