26 Nisan 2011 Salı

Acıtmadan, sevgiyle...

 İnsanın etrafında "güzel" insanlar olması ne kadar şifalı bişey...
Bir acıtanlar var insanı hem bilerek, isteyerek, 
bir de uyandıran, bir ışık yakan, şifalandıran...

Acıtanlar ve uyandıranların hepsi etrafımızda, ama o kadar rahat seçilebiliyor ki.
Birinin sözü midene yumruk gibi oturuyor,  
birinin hiç alakasızca söylediği bir şey kafanda bir aydınlanma yaratıyor.
İçini ısıtıyor.

Hiç unutmuyorum, doğum iznim yeni bitmiş, çocuğumu evde bırakmışım diye zaten kafam bi dünya,
sütümü ne zaman sağarım diye düşünmekle ve yeni hayatıma alışmakla meşgulüm.
Acıtanın biri, gelmişti yanıma ve şöyle bi' bakıp, sen ikinciyi de hemen doğursana bu arada demişti.
E tabii hemen arkasından da "Hazır daha kiloları vermemişken..." diye eklemişti.
Altındakini anlayabiliyorsunuz di mi? 


Acıtanlardan da bişeyler öğreniyorsun elbet, 
ama bazen kendi bile farkında olmadan bi cümle edip, başka bir açıdan görmemi sağlayan 
insanlar var ki, onlar için şükrediyorum...
Mesela bir tanesi bikaç yıl görüşmesek, görüştüğümüzde kaldığımız yerden 
başladığımız 'güzel insan'... Kızlarımız da kanka olur umarım.
"Gece 10 dedi mi uyuyoruz, hiçbir şeye vakit kalmıyor" konuşmalarımız vardır ya,
"Ben bunun keyfini çıkarıyorum" dedi ve çok doğru aslında, bu ışıklı bir cümle benim için.
Ben de öyle keyfini çıkartıyorum anneliğin, ama niyeyse yaşamın öbür tarafı için de bir suçluluk duymamız lazımmış gibi bizi dürtükleyen boş laflar onlar aslında. Doğru ya...

Ya da güzel insanlardan biri, çok ciddi bir yazımın altına
bir yorum bırakır. Heyyy çok ciddileştin, silkin ve kendine gel mesajını alırım, ben.
O öyle demek istememiş olsa da, bana iyi gelir, şarj olurum ; )


Ya da gece boyu kurarım kurarım bir konuyu, pireler deve olur,
sabah kalkınca anneme deve yüküyle kurduklarımı anlatırım, içimi dökerim.
Bi laf eder rahatlatır beni...

Evin küçüğü, babasıyla alışverişe gider, 
yolda gördüğü çiçekçi amcadan, pembe karanfiller seçer bana,
çiçek alalım mı anneme diye... 
O bir demet, babası da bir nefes hediye etmiş olurlar bana.

Bir bakış, bir temas, bir kelime... Çok iyi gelir bazen... 
Başlarını kapımdan uzatan kızıl kafalar, derinlikli arkadaşlar...
Onlar şifa vermeyi düşünmeseler bile şifalandırırlar, uyandırırlar.
 Acıtmadan, sevgiyle...
(Bu post bazı şifreler içermektedir, gerçek kişilerle gayet de ilgilidir. )

6 yorum:

Gelincik dedi ki...

canımsın ya.... allah bu dost insanları eksik etmesin etrafımızdan :)

Tibetin annesi dedi ki...

kızıl saç derken? :))))
seviyorum seni çokkkkk :)

elif ada dedi ki...

Hani meleğin o uyurkenki fotosu var ya. Al onu koy masanın üzerine. Ne zaman biri canını acıtmaya çalışsa, bak o resme. Masumiyetin, güzelliğin, bilgeliğin resmine. Sonra kaldırıp başını gülümse. Anlasın karşındaki ne kadar sivri olsa da dili, ne kadar zehirli olsa da dişleri senin canını acıtamaz

SiTare dedi ki...

çok hoşuma gitti yazdıkların.uğrarım sık sık.prensese maaşallah pek de tatlıymış kuzu.

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Her yaşta öğreniyor işte insan birşeyler Denizcim, acıtanların canı çok yanıyor hiç merak etme sen, şu yumoşa sarıl 10 da uyu:))

Deniz dedi ki...

-Sibelim kalp kalbe karşı...

-Umurcum zaten ben sevgiyle yaklaşanlara odaklıyım:)


- Sitare bekleriz :)

- Sinemcim, zaten asıl 'sevgililer'in değerini anlatmak için acıtanlara değindim, yoksaaaaaa tın...