6 Nisan 2011 Çarşamba

Avukatın kızı...


Dün avukatlar günüydü...
Ana avukat-baba avukat biri olarak düşündürdü beni.
Gerilere gittim. 
Çocukluğumu düşündüm.
O zamanlar avukatlığın nasıl saygın olduğunu...
Sözlerinin nasıl önemli olduğunu...
Babamın baktığı fakir-fukara davalarının sonucunda
bir çuval patates, birkaç kilo domatesle gelen teşekkürleri hatırladım.
Öyle ki, Ankara'da ücretsiz baktığı işler nedeniyle, 
nerdeyse para kazanamaz hale gelmiştik...
Hallerini görünce kıyamazdı çünkü.
Her akşam konuşulanlardan takip ederdim, insanların neler yaşadığını...
Bazen duvara bir afiş astı diye bitmeyen davaları olan gençlerden bahsedilirdi yine.
Sonra, babamın 7/24 açık telefonunu, bedavaya verilen danışmanlık hizmetlerini hatırlıyorum.
Ben falancanın tanıdığıyım abi, şöyle şöyle bir davamız var, ne önerirsin?
Böyle bir danışmanın Amerika'daki bedeli kim bilir kaçadır?
Ama babam bilgisini sınırsız açardı etrafına...
İlk defa adliye gördüğümde çok hayal kırıklığına uğramıştım.
Hiç filmlerdeki gibi, jürilerin yer aldığı şık büyük salonlar falan yoktu.
İdealist hakimler, savcılar, yargıçlar, avukatlar vardı...
Sonra çocukların sünger gibi aradan kaptığı kelimelerle mesleğin bozulduğu sinyallerini almaya başladım. Karşı tarafın avukatının hakimi yemeğe çıkardığı, bişeyler vaat ettiği gibi 
olaylar çalınmaya başladı kulağıma.

Üniversite sınavına girerken, herkes hukuk okumamı bekliyordu, etraftan bahsediyorum.
Öyle ya, Avukat Savaş Köker'in kızı... 
(Böyle adıyla sıfatıyla beraber anılırdı.)
Temiz adı, geniş çevresi vardı.
Hiç istemedim, hiç içim çekmedi...
Havalı cübbeleri değil, yıllarca dinlediğim yükü eziyeti geldi hep aklıma... 
Bugün daha sınav sistemiyle başlıyor yanlışlar...
Hukuk fakültesine girerken bile adalet yok artık.
Kim gerçekten hak etti o bile belli değil.
Avrupa'nın en büyük adalet sarayını yapıyoruz.
Ama içini adalet doldurabiliyor muyuz?
Beste güzel bi espri yapmıştı.
Adaleti bu sarayda arasan bulamazsın.
Öyle büyük yani...
Ama kimsenin adalete, sınava, hakime, savcıya inancı güvenci kalmadı.
Hani bi yerde ne yoksa o abartılı olur ya...
Hani inancı olmayanın ibadeti daha abartılı olur.
Adalet sarayımız da ondan mı bu kadar büyük acaba?
Katiller, sapıklar fink atıyor etrafta.
Polis onları buluyor, yakalıyor.
Ama içeride tutamıyoruz.
O yüzden herkes bari asalım da , çıkmayacağından emin olalım moduna girdi.
Oysa can almak insana mı düşer?
Ama en temel hakkımızı, masumun korunmasını istiyoruz sadece!
İnsanın en temel ihtiyacı güvende olmaktır.
Güven ve adalet olmayan yerde 'avukatlar günü' nasıl kutlanır, kutlanır mı?
Kutlananamış zaten, cübbelerine siyah kurdele asmışlar dün.

Yine de, inanıyorum, hatta buralardan tanıyorum, idealist, dürüst, kalbi hür, vicdanı hür 
temiz avukatlar...
Onların gününü kutluyorum.

Ve lütfen pes etmeyin diyorum...

9 yorum:

derya dedi ki...

çok çok çok güzel bir yazıydı...
kalemine sağlık...

Tibetin annesi dedi ki...

artık sadece Amerika'da değil, burada da danışmanlık ücreti alıyorlar Deniz'im ve avukatların neler çevirdiklerine şahit olma şansım oldu biraz. çok şaşırmıştım. azınlıkta kalmış dürüst avukatların gününü kutlarım ben de. umarım hep böyle kalabilirler ve tabii işlerini de hakkıyla yapabilirler...

YILDIZ dedi ki...

Tüylerim diken diken okudum,günlerdir aklımıza takılan,içimizi kemiren cümlelere bağlamdı yazdıkların.

Adaletin gözlerini kör etmiş durumdalar,suçlu suçsuz,suçsuz da suçlu.
Dün haberleri izlerken boğazım düğümlendi bir anda bağırdım nasıl bir ülke oldu burası?Nasıl insanlar olduk biz diye?
Kendimi de yargılıyorum çoğu zaman.
Off Denizim bir çok meslek dalında dürüst insan da kalmadı.Düzen dedikleri keşmekeş herkesi içine aldı.Dürüst kalınca inan işsiz bile kalıyorsun.
Neyse dürüst kalabilen avukatların günü kutlu olsun.
Biz yine de umut edelim.Bu devran böyle gitmez diye!

Adsız dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş.Kaleminize ve yüreğinize sağlık..
Filiz

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

çok güzel yazmışsın Deniz.

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Pek güzel yazılmış bir yazı bu, ahhhh ahhh dedirtiyor, hadi gel kahven hazır bekliyorum...sevgiler

isoon dedi ki...

klavyene sağlık, çok güzel olmuş...Bir umutsuzluk kapladı içimi son zamanlarda git gide de koyulaşıyo, imşallah ben yanlış yorumluyorumdur, olanları, haksız çıkmak istiyorum...

sirâr dedi ki...

5 Nisan doğumgünümdü. Eşimse avukat. Hep bu yönüyle aklımda kalmıştı gün. Yazın dokunaklı ve hakikat. Peki aynı bozulma her yanı sarmadı mı?..

Deniz dedi ki...

:) Saolun beğenmeniz içimizdeki 'iyiye' 'doğruya' özlemden kaynaklanıyor... Evet her yanı sardı bozulma, kabul etmek istemesem de...
Ana babalara daha da çok iş düşüyor artık. Hem doğrularla bir çocuk yetiştireceğiz, ama yanlışları olan bir topluma girecekleri zaman da ezilmemeleri sağlayacağız...