19 Eylül 2011 Pazartesi

Burnumuzun dibi...


 Dün Ufucuk'un doğum günüydü. 
Şerefine çok güzel- ve orada bulacağımızı hiç ummadığımız- bir yerde kahvaltı yaptık.
Zeytinburnu Merkezefendi'de, Meryem Ana Balıklı Rum Manastırı'nın karşısında
Manastır Cafe.  


 Güzel, yeşil bahçe, lezzetli kahvaltı...
Gidilesi, aklınızda olsun.
Bu da Cafe'nin sevimli köpüşü, KUKLA.

Böyle koşulacak alanlar olan yerlerde yemek içmek keyif...


Mutlu yıllar Ufucuuuk!


 
Sonrasında da manastırı gezdik.
Burnumuzun dibinde nereler var, görmediğimiz diye düşündük.




 Bu suyun içindeki balıkların şöyle bi hikayesi varmış:
İstanbul'un fethi sırasında, papaz oturmuş balık yiyormuş,
İstanbul elden gidiyor, sen burada oturup rahat rahat balığını yiyorsun demişler.
Ne zaman ki bu balık canlanır, o zaman İstanbul'u fethederler demiş,
ve balığın teki sıçrayıp suya atlamış...
Bilemiyorum aslını, rivayet işte...
Suyu şifalıymış da ayrıca, gözlere iyi geliyormuş.


 Ve her programın sonundaki geleneksel uykucuk!


İyi haftalar hepimize!

4 yorum:

elif-kayra dedi ki...

çok yorulmuş ki böyle mışıl mışıl uyuyor

Nilhan - Küçük Mucizem dedi ki...

o saçlar terletmiyor mu? benim kızım da bağlatmıyor ve onun yerine ben daralıyorum. bir kere de gelip topla anne şu saçlarımı demez.
ama çok yakışıyor YAZ a.

Bellek Kutusu dedi ki...

Ne güzelmiş bir yermiş burası Denizcim, hakikaten burnumuzun dibindeki yerlerden haberimiz yok.

Deniz dedi ki...

-Evet Elif, yoruldu ama arabaya bindiğimiz an, uyku kapıda :)

- aslında hiç böyle kullanmıyoruz, sabah banyo yapmıştı, topuz tutmadı, açıldı, öyle dolandı. YOksa terletir terletmez mi?

-Güzel Kutucum, tavsiye edilir