13 Eylül 2011 Salı

Hepimiz torpilliyiz...

Sık sık karşıma çıkıyordu.
Çok popülerdi, raflarda öyle kibirli kibirli duruyordu.

Üzerindeki imaj, takım elbiseli koşan adamlar...
O çok jenerik kişisel gelişim kitapları gibi gelmişti. 

Aman çok da konuşuldu ya, yaklaşmamıştım yanına.
Meğer okumam gerekiyormuş.
Çünkü hiç bilmeden aldığım aynalı kitap, aslında onun ikinci kitabıymış meğer.
Ve aynalıyı okuduktan sonra ilk kitap göz kırptı gel gel diye.
Yani okunacak kitap rafta durmaz, ne yaptı ne etti elime düştü.
"Evrenden torpilim var."


Aslında okuduğum kitapları genelde, kitap blogumda yayınlıyorum ama bunu 
buradan da paylaşmak istedim.
Satır aralarında bazı şeyler bildiğimiz şeyler...
Bize bildiğimizi hatırlatan.
Ama farklı yaklaşımlar da var ki, hoşuma gitti.
Örneğin kişisel gelişime yaklaşımı...
Kişisel gelişim yolunda yapılanların neden bazen işe yaramadığını,
ermenin neden mümkün olmadığını anlatıyor.
Eee çünkü, hayat devam ediyor. Bugün erebilirsin.
Ama yarın yeni deneyimler var, tanışılacak yeni insanlar.
Gelişmeye devam etmelisin.

Ve EGO yaklaşımı. 
Ego kötüdür, kaka Ego şeklinde dolanıp duruyoruz ya,
ego aslında bizi biz yapan şey.
Bazen çok da faydalı diyor.
Örneğin, egon eğer doğru kararlarla donatıldıysa 
senin başarılı olmanı, uzun yıllar bir ilişkiyi, hatta hayatını korumanı vs. sağlıyor.

Ama tataataaa! Yanlışlık şurada: Ego dediğimiz şey, 0-10 yaş arası verdiğimiz kararlarla oluşuyor.
Yani şöyle: Mesela çocukken, bir yemek tenceresini kaldırmak istiyorsun,
annen oradan atlıyor: -Dur duuuur beceremezsin sen!
Hah al bakalım, o küçücük kafanla bir karar verdin kendinle ilgili.
"Ben beceriksizin tekiyim."
Zaman geçti. Becermen gerekli başka bir olay çıktı karşına. Tesadüfen onda da bir engel çıkmadı mı karşına. Kararın perçinlendi. Koca adam olup, hala 5 yaşında aldığın kararla "ben beceriksizim diye dolaşabiliyorsun."  Değiştirmek gereken egonun bu kararı...

Hoşuma giden bir bölümü -yazarın kendi hayatından deneyimleri-
daha paylaşmak istiyorum, bu kez olduğu gibi :
 
"....kendim için çizdiğim imajım bir inek olduğundan, özgüvensizliğimi hep maskeler
kullanarak saklamaya çalıştım. 
Grubun soytarısı hep ben oldum. İnsanları güldürdükçe gerçek halimi fark etmezler belki diye düşündüm.
İşte grup soytarılarının altında ne yattığını şimdi biliyorsunuz.
Herkesin bir şekilde hatalarını bulmaya çaba sarf ettim ve bunda çok da başarılı oldum. Ben onların hatalarını bulursam benim hatalarımın konuşulmasına fırsat kalmaz sanıyordum. 
Grubunuzun içinde bulunan ukalanın aslında ne yaptığını anlıyorsunuz artık.
Hiçbir şeyi beğenmemeye başladım. Bir insan hiçbir şeyi beğenmiyorsa, 
yani kolay kolay hiçbir şeye onay vermiyorsa, çok özel zevkleri olan, çok özel istekleri olan çok özel bir insan olmalıdır. gibi abuk sabuk bir düşünce mantığı ile arkadaşlarım arasında özel bir yer almaya çabaladım. 
Şimdi arkadaşlarınız arasında hiçbir haltı beğenmeyen tipin niye beğenmediğini anlamışsınızdır.
ÇÖZÜM: Gülümse-Odaklan-Değiştir...
 
Devamı da kitapta artık.


Mutluluk bir seçimdir diyor Aykut Oğut. Sizin seçiminiz ne?


5 yorum:

nesli dedi ki...

okudum, hayatıma kattım,mutluyum :)

çakıltaş dedi ki...

ben kişisel gelişim tarzındaki kitapları okurken hep sıkılırım. hep de 'amannn bu kadar mükemmel olmasam da olur' diye kapatmışımdır kaç kitabın kapağını...
ama bu kitap hiç sıkıcıya benzemiyor? devamı da tüyolarla dolu ve akıcı mı böyle? almak istedim...

birtutamkekik dedi ki...

iade,i ziyeret güzeldir:)
bende geldim ve hep burdayım artıkk..
sevgiler...

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

Bu kitap benimde tavsiyemdir :)
Ego denilen şeyi sayesinde anladım
kendi yapamam, edemem, beni kimse beğenmiyorları kitabı okuduktan sonra anladım. O yüzden şimdi büyüyen yavruya asla ama asla yapamazsın, sen dur ben yaparım demiyorum.

Deniz dedi ki...

-Nesli, ben de;- )

-Çakıltaş, böyle akıcı :) Al derim

- Hoş geldin bir tutam kekik :)

- Bahar :)) Zaten en önemli kısmı, okuduktan sonra yaşama katabilmek