21 Eylül 2011 Çarşamba

Yeterince emdik...


Onunkisi bir aşk. Anne sütünü de çok sevdi, arkasından biberonu... 
Bunlarla vedalaştı, geriye emmenin tek simgesi kaldı; emzik...
Çok da sıkıştırmazdım aslında "şimdi" bıraktırmak için.
Her ne kadar içinizden "yuh" artık.
Kazık kadar olmuş deseniz bile siz.
İki nedenim var, beni acele ettiren. 
Yok öyle damaktı, dişti değil.
Birincisi okulda vermiyor öğretmeni, ama evde serbest.
Hal böyle olunca okul mahrumiyet bölgesi gibi...
En sevdiği şeyden onu mahrum bırakıyor.
Yani beni itikleyen nedenlerden biri bu. 

İkincisi "utanç" duygusunu yaşamasını istemiyorum.
Okulda arkadaşlarından, dışarıda soran insanlardan...
Çünkü biliyor bırakması gerektiğini
ve öğretmeniyle konuştuk soramıyormuş arkadaşlarının yanında çekinip.
Başka türlü soruyormuş, ben uyuyacak mıyım, yalnız uyuyayım??? 

Arkadaşlarının önünde takmak istemiyor haliyle o da.
Hem abla, hem minik :)

Geçtiğimiz günlerde ağladı evden çıkarken,
ben de gel kızım seninle anne-kız konuşalım dedim.
Odasına gittik. 
-Anne neden sabah okula gidiyoruz, akşam eve geliyoruz, neden yapıyoruz bunu? dedi.
Doğru aslında düz mantık.
-Ben de işe gidiyorum, geliyorum, arkadaşların da öyle yapıyor dedim. 
(Eee ne yani, cevap mı şimdi bu :)

Dün daha da anladım ki, bu soruların nedeni, gündüzle gece arasındaki
en temel, en büyük fark: EMZİK
Bu farkı onun hayatından yumuşak bir geçişle çıkartmak lazım.
Utanma duygusunu da yaşatmamak.
Dün eve emziği delme kararıyla gittim. Bir tanesini deldim de...

Ama yatağa gittiğimizde daha benden istemeden,
zuladan yastıkların arasından buldu bitane, yani suya düştü planım.

Hadi dedim, niyetlendik, bari bir masal anlatayım emzikle ilgili...
Dişlerinin şekli bozulan bir kız var masalda.
Ben de bırakayım mı dedi.
Ah nasıl iyi olur dedim. 
Çıkarttı, yandaki kitapların üstüne bıraktı. Biraz durduk, sonra dedi ki,
anne biraz daha büyüyeyim, eliyle yukarıyı gösteriyor, o zaman bırakırım, aldı yeniden taktı.

Sonra sohbete başladık. 
-Sen niye bu kadar emziği seviyorsun? Rahatlatıyor mu seni?
-Hıhıhıı...
-Benim elimi tutmak da mı seni rahatlatıyor, ya da oyuncaklarını tutmak?
-Evet.
- Emziğini bırakırsan başka şeylerle de rahatlayabilirsin yani...

Döndü, uyudu.

Sigara bırakmak gibi bişey herhalde. 
Aslında gerçekten ihtiyaç olmadığı halde beyin bunu bir korunma
ve rahatlama içgüdüsü olarak algılıyor.

Neyse, fikre hazırlanıyor. Bugün yarın haber veririz size... 

Sizden ricam, bugünlerde ,
neden emzik emiyorsun hala, büyüdün sen deyip, 

utandırmayın şekerfareyi...


6 yorum:

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

ne kadar yakıştığını bilse :) duymasın tabi ;)

elif ada dedi ki...

Ne çok insanla kavga ettim ben Ada'nın emziği ile ilgili konuştukları için. Öyle duyarsız ki insanlar. Tabii ki senin kararın ama bence delme emziklerini. Hazır olduğunda zaten bırakacak o. Çok zor ya bu kadar sevdiğin bir şeyden ayrılmak. Severim ben onu

Burcu.. dedi ki...

Canım benim. Emzikleri aynı bizimkiyle:) Bana da emzik bebeklik ve bırkaınca bebeklik bitecek gibi gelir hep. Annem de Ayaz'a bıraktırmaya kalkacak ben olmasam ama ben onu emziğin çok mutlu ettiğini düşünüyorum hala. Yavrusu için en iyisini - her konuda olduğu gibi bunda da- annesi bilir. Sen zamanının geldiğini hissetmişin artık. Kolay gelsin, sancısız olsun bu süreçte :)

ebru özgün dedi ki...

Bu ayrılma olayı o kadar duygusalım ki benim bile gözlerimi yaşartıyor.Bebekler hep mutlu olsun.

Deniz dedi ki...

-Baharcım gerçekten duymasın :)

- Umurcum, zaten çok yumuşak bir geçiş yapmaya çalışıyorum, ama o yoksunluk okulda hayatında zaten

- Burcu, keşke daha aklı az ererken yapsaymışım, 2 , 2,5 civarında, kuş aldı götürdü falan palavraları yutacak yaştayken

- Evet Ebru aynen... Kendisinin yapmasını bekliyorum, bu fikre doğru onu yaklaştırmaya çalışıyorum

burcu dedi ki...

biz de bir iki hafta önce bıraktık.zor olmadı desem yalan olur.ben de en çok sokaktaki sorulardan sıkılmıştım.