24 Ocak 2012 Salı

İnsan her sabah aynı uyanmaz...




Sanırsın dramatik bir film sahnesi... 
Babasının kucağında elleri öne doğru uzanmış,
-anne, anneee diye ağlıyor.
Anne, bir yandan kollarını uzatıp, küçük kızı kendi kucağına geçirirken
giderek artan dramanın önüne nasıl geçeceğini planlıyor.
-Anne gitme işe!
Normalde giyinene kadar açık kalan televizyon kapanıyor. 
Giyinmiyor inatla... Televizyonu geri istiyor.
Annenin gözü sürekli saatte... 
Fondaki saat tiktaklarını hayal edin artık siz. 
Kahvaltısını anne yedirsin istiyor. 
Süreyi uzatmaya çalışıyor aklınca.
"Bugün gitmek istemiyorum okula, giyinmek de istemiyorum" diyor.
"Olabilir diyor anne, aklınca empati kurmaya çalışıyor.
"İnsan her sabah aynı uyanmaz, bazen canı hiçbir şey yapmak istemez, ama gidince okula açılırsın,
eğlenirsin." diyor. 
Çocuk dinlemek bile istemiyor.

Geçen hafta evde geçirdiği süreç mi ona evde kalabileceği hissini verdi acaba diye
merak ediyor anne...
Sonra babaya ve çocuğa net bir şekilde
"artık çıkmak zorundayım, siz sonra arkamdan çıkın o zaman" diyor... 
Çocuk daha da şiddetli ağlamaya başlıyor.
Anne ağlamaktan görünmeyen kafaya öpücük konduruyor.
Şu mesajı verdiğini umuyor.
"Ağladığında pes edip evde kalınamıyor maalesef... Öyle ya da böyle çıkmak durumundayız."


Ve aslında daha sakin bir zamanda verilmek istenen ana mesaj şu:
"Senden önemli hiçbir şey yok. Ama hepimizin sorumlulukları var
ve şu an için ben belli bir saatte işte olmalıyım. " 


Anne çıkıyor. Bir yandan,  hayatın farklı ruh hallerinden oluşan bir süreç olduğunu
bunun da böyle bir gün olduğunu, içinin burkulmaması gerektiğini düşünüyor.
Bir yandan da, bu mahsun haller her gün yaşanmadığı, arada sırada kapıyı çaldığı için şükrediyor... 

İşe geliyor, bilgisayarını açıyor.
Trendyol'da çok güzel prensesli eşleştirme kartları görüyor, sepete atıyor.
Tam sepeti onaylayacakken bunu şu an niye aldığını soruyor kendine...

Suçluluk ya da rüşvet benzeri bir sebeble hiçbir şey almak istemiyor, 
sepeti siliyor, köşedeki çarpı işaretine basıyor... 

Ve az sonraki toplantıya girmeden önce bu yazıyı bitiriyor...

7 yorum:

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

evet insan her gün aynı kalkmaz :(
bizim kızda geçen haftanın hastalığında evde geçirdiği +2 gün sonrası aklı hep evde :(
gitmeliyiz diye açıklamalardayız :(
Niye bu kadar zor ki :(

nohut oda dedi ki...

zor:( çalışan anne çocuk dramı maalesef...

Tarkanın Annesi dedi ki...

Deniz malesef bizim sabahlarımızda senden çok farksız değil. Her sabah zorla kıyafet giydirmeler 10 dk güzel güzel işe gitmemiz gerektiğini anlatmalar onun hala ağlamasını kesmemesi. v.s v.s yani her sabah hemen hemen aynı sahneleri bizde yaşıyoruz ama yapacak çok birşeyde yok evet hüzün veriyor bana ama dediğin gibi haytta herkesin sorumlulukları var gene de herşey onlar için biraz büyüyünce anlıycaklar ama o zamana kadar biraz daha ağlamalı günler bizi bekliyor galiba

İkizBebek dedi ki...

Güzel hareket oyuncaklar annenin yarini almasın.

İrem dedi ki...

offfff offff demek istiyorum. Ya neden hayat çalışan anneler için biraz daha kolay değil ya da kolaylaştırılmıyor.

asyaselda dedi ki...

Selda bu yazıyı okuyunca ne olursa olsun içi burkuluyor.
Hergün aynı olunmaz biliyor ama yine de burkuluyor.
ve güzel haber:)
ikinci dönemde çalışmak zorunda olmadığı ve bir yaşına kadar alaza kendi bakacağı için seviniyor.

Bilgen dedi ki...

evin kapısını kapatıp derin bir nefes alıp yola devam etmek.. çook zor.