20 Mart 2012 Salı

Para mevhumu

Bu sabah hazırlanırken konuya nereden geldik bilmem,
-sanırım bir şey satın almakla ilgiliydi-
anne biz pahalı şeyleri almıyoruz di mi dedi.
İşte bir annenin zınk diye kaldığı, dilinin tutulduğu an.
Yoo kızım, alabiliriz de... 
"O şeyin ne olduğuna, o paraya değer olup olmadığına ve bizim o günkü durumumuza bağlı"

Allahım böyle bi sonuca nasıl varmış o küçük sevimli kafasında.
Aslında bi tahminim var ama...

Alışveriş merkezlerinde bir şey istediğinde onu almak istemiyorsam 
ya ilgisini başka bir şeye yönlendiririm,
ya da o gün bir şey almayacağımızı söylerim.
Ya da o istediği şeyin benzerinden varsa, 
onu almamızın gereksiz olduğunu açıklarım.
Ama şu bebek, çok da sevimli bulmama rağmen
gereksiz pahalı geliyor gözüme...
Bu pahalı açıklaması hiç adetim olmayan bir şey ama o gün
söyleyivermiştim. Pahalı o diye.
Niye adetim değil?
Çünkü bu yaştan kafasında, engeller, kalıplar oluşsun istemiyorum.


Sen bak vardığı noktaya... 
Açıkladım dilim döndüğünce.  
...
 
Mesela gücünüzün yettiğince vereceğiniz iyi eğitim, 
parasına değer bir şey bence.


5 yaş konusunda atılan geri adım bir kez daha gündeme geldi.
Mehter marşı gibi bizde her iş,
iki ileri bir geri...
Çocuklarının yaşları bu civarda olan arkadaşlarla aramızda konuşuyoruz,
'ne yapacağız' diye...
 Hem daha çok küçük olduklarını, hem de ne kadar hazırlıksız olduğumuzu.
Benim kızım 3,5 yaşında, yani o bile gelecek sene okul öncesi hazırlığa gidecek bu hesapla.

Çeşit çeşit fikirler var okul seçimiyle ilgili.
Bir, çok pahalı (! ) okullar var, 
ikinci grup, biraz zorlayarak başa çıkılabilecek okullar,
üç, devlet okulları... 
Sıkı okullar, gevşek okullar, orta halli okullar.
Popüler olanlar, kendi halinde ama kaliteli okullar...
Fransız, İtalyan, İngiliz olanlar, Pensilvanya kökenli olanlar...
Dindar mı, kindar mı tartışmalarının ortasında çocuklarımızın geleceği
çiziliyor gün be gün.

 Daha ne haberimiz var bu dünyalardan, ne de tam olarak hazırız.
Bir arkadaş, özel okullarda kendimi sıkıp okutsam bile 
çok farklı koşullara sahip insanların arasında ezilsin istemem dedi geçen gün.
Ama bu, toplumun her birimi ve aşaması için geçerli değil mi?
 Bizi düşündüm, babamın şartlarını çok zorlayarak kardeşimle beni özel okulda okuttuğunu bilirdik.
Malikanede oturan arkadaşlarımız da vardı, ama hiç sorgulamazdık, 
niye onların var da bizim yok diye.
En doğrusu çocukların kendi koşullarının içinde mutlu olabilmesi,
çok varlıklı çocukların da bunu hazmedebilmiş ve nispet yapmayan
olgunlukta yetişmesi...
 Bunlar işin ideali tabii.

Ben nasıl bir eğitim istiyorum?
Yarış atı yetiştirmeyen, ama kültürlü, yeteneklerini keşfedebilmiş, 
kendine güvenli bir nesil büyütmeyi hedefleyen bir okul...
Ödev yapmaktan, hayatı kaçırmayan...
Yarışmaktan, arkadaşlığın değerini unutmayan...
Uzun mesafeler arşınlamaktan, uykusuz dolaşmayan...
Papağan gibi ezberlerken, işin özünü kaçırmayan...
 Her şeyi üstün körü bilen değil, bildiğini iyi bilen...
Sorumluluklarını bilen, faturayı hep karşısındakine çıkartmayan...
bir öğrenci yetiştiren okul var mı bildiğiniz? 







8 yorum:

karışık_pizza dedi ki...

Öyle bir okul bulsaydım en çok benim işime yarardı sanırım
:)

yıldız dedi ki...

Okul konusu çok önemli şimdiden ben bile düşünüyorum..

Bellek Kutusu dedi ki...

Hakikaten ne zor bu işler:(

Defnenin Annesi dedi ki...

ben ana okulu bile bulamadim :(((( defne'ye hala au pair'miz bakiyor, cünkü gittigim ve begendigim okul yok. Hic birine icim isinmadi. Montessori okulu diyorlar montessorinin M'sini bilmiyorlar. Okullarin ici plastik dolu, sonrada insanlar soruyor neden kanser bu kadar yaygin diye... Cim yerine suni cim koyuyorlar. Al birini vur ötekine, hepsi ayni ve berbat. Ben cocugum cocuk olsun istiyorum, ana okulundan geldiginde okadar kirli pis olsun ki, dogru banyoya sokmam gereksin. Bende böyle bi okul ariyorum kizim icin. Sürekli pantalonlari yirtik gelsin eve, dizlerinde yaralar olsun. Ama cocuk olsun....

asyaselda dedi ki...

:):):)ben varım toplayın pılınızı pırtınızı gelin diyorum tibet,yaz,asya daha varsa aynı yaş blog aleminin çocuğu bir sınıf oluşturalım:):):)

şaka bir yana herkese sordular da televizyonlarda bir 6 yaşındaki çocuğa okuma yazma öğretecek olan öğretmenlere sormadılar şu konuyu buda çok tuhaf geldi bana...

tek tesellim ilk temelini benim verebilecek olmam.
çeşitli sakıncaları olduğu söylensede Asya'yı ben okutmayı düşünüyorum ister köy olsun ister şehir de o günün şartları itibariyle ben nerdeysem o orda.
en azından küçük kafasına neler sokulduğunu bilirim.

asyaselda dedi ki...

asyayı hasta olduğundan ber özel kreşinden aldım bir süreliğine ,üç gündürköydeki anasınıfına getiriyorum:)cebinden kozalak çer çöp çıkıyor ,eve egeldiğinde yüzünde kömür lekesi,tırnaklarının arasında toprak :)
çok mutlu:)

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

dün bir kaç okula gittik. okul müdürleri milli eğitimden çok şikayetçi seneye her şey birbirine girecek diyorlar (ki zaten belli)
bir eğitimciler sormuyorlar kendi kendilerine kararlar veriyorlar dediler. belli ki sıkıntılar başlamış. biz de kara kara düşünüyoruz :(

gasilhane dedi ki...

Kabataş erkek lisesi mezunuyum, eğitim sistemi gerçekten çöktü ama lisemi tavsiye ederim. Aslında 3 liseyi gözüm kapalı tavsiye ederim onun geleceği için; İstanbul lisesi, Galatasaray lisesi ve benim Kabataş Erkek lisesi. İlerde bu seçimleri yaparken okulun geleneğinin olması ona çok yarar sağlayacak, manevi açıdan..