16 Nisan 2012 Pazartesi

Mırıldak

 Bazen karşımdaki hakikaten beni şaşkınlıktan şaşkınlığa uğratıyor.
Büyümüş de küçülmüş mü, uzaylı mı, 4 değil, 400 yaşında mı? 

Kızdı bana cumartesi.
Cuma akşam ateşi çıktığı için
sinemaya gidemeyeceğimizi söyledim diye.
Bir hırsla içeri gitti, bizim yatak odasından sesi geliyor.
Dert mi yanıyor, ben duyayım diye mi yapıyor bilemiyorum 
ama muhabbet şu:
"Annemle babam melek olsaydı, benim bütün istediklerimi yaparlardı.
Sinemaya götürürlerdi, film açarlardı, Tibet'e götürürlerdi.
Ama yok, değiller...

Zaten benim halam da yok, yengem de yok, ablam da yok. (Ne alakaysa ) 
 
 Oysa ki dün, iyi ki siz benim annem ve babamsınız deyip, 
neredeyse bizi ağlatacaktı.
 
 

 Cuma akşamları, okuldan kirli çarşafları getiriyorlar,
annem demiş ki, yarın okul yok Yaz, tatil! Bak çarşaflarını da getirdik.
"Sorma, okula gitmek zor. Anneanne biliyor musun? 
Her sabah, kalk, git. Uyku yok , bişey yok"
Bücür boyuyla içine büyük insan kaçmış gibi dert yanmaz mı?  

Dün teyzesiyle ağzından laf almaya çalıştık.
 Size okulda ceza veriyorlar mı?
Trafik polisi ceza verir, bizi sadece uyarıyorlar.
Aldık ağzımızın payını.

Her şeye rağmen ateşi düşünce sinemaya gittik, 
annecim çok naziksin demez mi dönüş yolunda...
 

Fotoğraf mankenleri, Ortaköy kedileri...

2 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

Canım benimmm, bize mi gelmek istiyormuş prenses? kankasını özlemiş desene :)))

Bazen gerçekten çok inanılmaz cevaplar veriyorlar. Dün babamla beraber gidiyoruz, babama cidden çok uzakta olan bir uçağı gösterdi Tibet. Babam da "benim torunumun gözleri ne güzel görüyor, aferin!" dedi. bizimki de "gözlüklerim sayesinde dede!" diye cevap verdi. Babam da almış oldu böylece ağzının payını :)

yıldız dedi ki...

Yok yokk 4 falan değil cidden:)

ama annesi zaten melek ki o da anlayacak işte bir gün;)))