25 Haziran 2012 Pazartesi

Kokuların izinde...


Kokular da şarkılar gibi...
İnsanı alıp, çok uzaklara götürüveriyor.
Örneğin ne zaman kıyma, soğan ve salça kavrulsa
o koku beni çocukluğuma ışınlıyor.
Biz içeride oynarken, annemin tencere tava seslerini duyuyorum sanki.
Kalamata zeytini beni orta 1'de sarılık olduğum döneme, 
bazı kebap kokuları hamileliğime,
kızımın kokusu beni huzur dolu bir aleme götürüveriyor.

Hepimiz için kokular böylesine önemli de,
galiba bazılarımız kokulara karşı daha duyarlı.
Yaz Hanım evde asla sucuk kokusu istemiyor, midesi bulanıyormuş.
Sucuk yiyemiyorduk taa ne zamandır, bir de buna
hellim eklendi en son.
Kızartamadım hellimi geçen gün, kıyamet koptu.
Öyle kuvvetli koku alma duyusu var ki,
asansöre binip de birinden fazla parfüm kokusu alsa aşağıya kadar zor sabrediyor.

Beni geçmişe götüren kokuları düşününce,
gelecekte onu bugünlere hangi kokular getirecek acaba diye düşünüyorum?
Mis kokulu, çocukluk günlerine... 

5 yorum:

Gelincik dedi ki...

tenceenin içindeki ev kurabiyesi kokusu, pideciye götürdüğümüz ev kıyması kokusu ve daha neler neler...

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

kavrulmuş şehriye kokusu, soğan kokusu bana da annem hep mutfaktaymış hissi veriyor. Bizden onlara ne kokular ne hatıralar kalacak çok merak ediyorum ben.

yıldız dedi ki...

onda bu güçlü burun varken,bir sürü anı kazanacak belleğine;)

bahriye-krm dedi ki...

yüzüm de bir tebessümle okudum yazdıklarını...aklımdan neler neler geçti...sanırım en çok ta kokular bizi çocukluğumuza götürüyor :))

Deniz dedi ki...

Sizin yazdığınız şeylerin kokularıyla da çıktım yolculuğa... Kavrulmuş şehriye kokusu, kurabiye kokusu,mmmmm, kaçak nescafenin kokusu :-P

Yıldızcım bizim sucuk sorunsalımız noolcak bu durumda bilmiyorum :)

Bahriye evet ya, çocuklukta her duyu daha net, daha güçlü. Belki de ondan