1 Ağustos 2012 Çarşamba

Seyahat güncesi


İyi oldu. Biraz uzaklaşmak, soluduğumuz havayı değiştirmek, gündemi unutmak,
yürümek için yaratılmış ama bütün gün koltuklara mıhlanmış ayaklarımızı açmak,
aynı gözlerle farklı şeylere bakmak, görmek.

İyi geldi. Onca yorgunluğa hiç yorgun olmamak, ne güzel bir duygu.
Uzun zaman üstüne üçümüz bir arada, dolu dolu vakit geçirdik.
Dili farklı, havası farklı şehirde...
Üstelik şekerfare hiç zorluk çıkartmadı, ara sıra ya da hadi sık sık kucak diye 
tutturmasının dışında. Tam da gideceğimiz günün öncesinde bir de kafasını sehpaya vurup,
morartmıştı ama neyse ki çabuk ve ucuz atlattık.

Yeni şeyler görmek, yanınızda küçük bir çocukla çok daha heyecan verici.
O keşfederken, sizin keşfettiklerinizin ve gördüklerinizin de altı çiziliyor bir bakıma.
Onun heyecanıyla siz de çocuklar gibi seviniyorsunuz.
Ya da onun keşiflerine hayretle bakıyorsunuz.

Madrid'de yabancı bir dil kullanıldığını söylemiştik,
daha bizim havaalanında olay başladı sandı.
Artistik hareketlerle Maraş dondurması satan adamın yanına 
gidip, bana sordu anne yeşil İngilizce neydi? Fıstıklı istiyordu da :)))
 Uçakta çiş, sıkılma ve benzeri şeyler yaşamadık Allah'tan.
 
Sahi bizim asıl gidiş sebebimiz, 
Murat'ın Pink Martini konseri için çalışmasıydı.
Zaten Yaz Hanım,
konsere gidicem, sahneye çıkıcam diye heyecanla bekliyordu bu seyahati.
Gündüz giriş kartlarının yapılmasında bile çalıştık.
Boş durmadık.
  
Konser 9.30'da başlar ve 4 yaşında bir çocuk, bütün gün yorulup, yürürse
ne olur? Konser başladı ve Yaz uyudu.
Bütün ayarlamalar yapılmıştı oysa, son şarkıdan önce İpek ablası gelip Yaz'ı alacak
ve sahne arkasına götürecekti.
Oradan da Storm'un yanına...

Ama yine de, gelip aldı babası.
Son şarkı, Brazil'de kulağına sahneye çıkmak istiyor musun deyince
gözleri faltaşı gibi açılmış ve buyrun alttaki fotoğrafa...

Storm'un şarkılarını dinleyemedi, ama bir gün sonra
Storm'un kucağında ninni dinledi.

 
Sol meydanı şehrin en hareketli merkezi.
Fotoğraf çektirmeniz için size el edip çağıran, çeşit çeşit kahraman var.   
Her el edene giderseniz, epey bir yolunursunuz :)

Her şehirde olduğu gibi küçük detaylar yakalamaya bayılıyorum.
Balkonda bir bisiklet mesela.
 
Yerel yiyecekleri Paella... 
Safranlı pilav. İçine istediğiniz malzemeyi koydurtuyorsunuz,
deniz mahsülleri, tavuk, et vs...
Ama size şöyle söyleyeyim, en iyi yerde de, sokaktaki sıradan bir restoranda da denedim,
lezzet farkı yok, aynı.

  Turist dediğin tabanvay ve metro  demek. 
Yine bizim güdük metromuza küfrettim.
Millet efendi gibi gidip geliyor işine.








Ne kadar yaratıcıysan, o kadar fotoğraf çekimi yaptırtma
şansın artıyor. Hedef kitle tabii öncelikle çocuklar.
Onları yakaladın mı tamam.
 
 YEterince enteresan bir şey görmediğimiz an yandık, 
hadi kucak. 
Bir de tatil boyunca bir çiş, bir kusma vukuatı yaşadık.
E tabi koşup bir yer bulana kadar, olan oluyor. 


 Günler yoğun geçince, babacığın 
doğum gününün gecesinde 
yemek yiyemeden uyumak durumunda kaldık.


 
Madrid'e yolunuz düşerse, yanınızda bir bücür de varsa
 hayvanat bahçesine mutlaka gidin.
Yaz'ı en çok fil heyecanlandırdı. 
Veee Madagascar Türkiye'den sonra başladı orada biliyor musunuz :)
He heeee


Çocuklu Madrid seyahatinin bir diğer olmazsa olmazı  da
Warner Bros Parkı... Gerçi, çocuklu diyorum ama biz de bayıldık. 


 Buyurun Tweety'nin evi...

 İçini aynı çizgi filmindeki gibi yapmışlar.


 Ve görmeye alışkın olmadığınız sahneler.
Masada sızan çocuk...

Ve döndük. 
Bi çıkıp gelince tartıştığımız şeyler falan 
ne saçma geliyor.
Ama bir gün sonra girdap yine insanı içine alıyor.

Netekim merhaba canlar.... 








9 yorum:

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

hoş geldin Yaz, özledik :)

Süreyya dedi ki...

Hoşgeldiniz :)) Enfes bir tatil olmuş :)

nurhayat dedi ki...

Özledik sizi ama değdi, çoookk güzel bir post olmuş

HAYATIMDAKI D'ler-Pınar dedi ki...

Hoşgeldiniz...:)))))))))))

elif-kayra dedi ki...

hoşgeldiniz

asyaselda dedi ki...

HOŞGELDİNİZZZZ:):):)

Anne Café dedi ki...

çocukla yola çıkmak için cesaret verdiniz ve hoşgeldiniz:)) tweetynin evinin önündeki fotoğrafınızı çok sevdim

Deniz dedi ki...

Hoş bulduk :))

Gelincik dedi ki...

iyi ki gittiniz, insanın yıllar sonra hatırlayıp, resimlerde yeniden yaşadığı şeyler hep bu seyahatler oluyor :)