5 Ekim 2012 Cuma

İyisiyle kötüsüyle

 İyi haberlerle kötü haberlerin harmanlandığı bir hafta oldu. 
Bir tarafımız, korktu endişelendi, bir tarafımız sevindi mutlu oldu.
Mesela dün geceden bu sabaha iki bebiş haberi aldım. 
Mecburen hepsi aynı anda yaşanıyor, hayat...

Malum tezkere haberinin yanı sıra 
bu haftanın benim için önemli olaylarından biri de İstanbul Radyosu ile ilgili idi. 
Duydunuz mu bilmiyorum, radyo evinin binasını BM'e verme ihtimali var.

Birleşmiş Milletler İstanbul'da bir bina istemiş,
Radyo Evi gösterilmiş adres olarak.

Adı üstünde radyo evi olan bu bina bu ülkenin bir değeri
ve bir çok değere ev olmuş gerçekten.
Radyo sanatçılarından, yapımcılara sayısız 
ustaya evsahipliği yapmış. Duvarları tarih kokuyor.
Arşivine bir girseniz, Türkiye tarihi gibi...

Müzzeyen Senar'lardan Zeki Müren'lere
radyo tiyatrolarından, çocuk bahçesine 
kadar bir tarih o stüdyolarda kaydedilmiş, yayınlanmış.
O bina, bu şehrin belleklerinden biri.

Benim için de yeri çok ayrı.
Ben iş hayatıma İstanbul Radyosu'nda başladım. 
Küçücük bebeyken, kocaman koridorlarda bant taşıdım
- O zamanlar programlar bant denen makaralara kaydediliyordu.- 
Müziğin iyisini, Türkçe'nin düzgününü gördüm.
Özelimde kocamla orda tanıştım.
Kayınpederimi ise radyosu tiyatrosu dönemini tadanlar tanırlar
Efektler Korkmaz Çakar diyeyim
hatırladınız mı? 

Dün radyosunu vermek istemeyen, radyosuna  ve şehrin belleğine sahip çıkanlar
radyonun önündeydi.
Umarım, yanlıştan daha işin başında dönülür.
Ayrıntıları buradan takip edebilir, destek verebilirsiniz. 
http://www.facebook.com/#!/RadyoEvimizVermiyoruz
 

Bu hafta biz Yaz'la matematik işlemleri yapmaya başladık.
Şöyle ki, Yaz'ın 3 sticker'ı var, dedesi de bir tane sticker getirirse
kaç sticker'ı olur? gibi...  Matematiği bana sevdiremeyen öğretmenlerime sevgiler yolluyorum, keşke daha eğlenceli bir şekilde gösterselerdi. Umarım Yaz sever matematiği, ya da en azından zorlanmaz.

Öğretmeni sevmek deyince, geçen sene aşık olduğu öğretmeninden yeni öğretmene geçince nasıl olacak diye düşünüyordum, bu öğretmenimize de gayet ısındık Allah'a çok şükür.

Dün şöyle bir şey oldu,
evde öğretmencilik oynarken bize biraz yükses sesle bağırdı, 
çocuklar hadi yerlerinize oturun! diye. 
Ama öğretmenim bize niye bağırıyorsunuz dedik.
Anneme söyliyceem diye biraz yoklamak istedim.
Öğretmenler kimseye söylenmez dedi.
Bu ya da herhangi bir öğretmeni için değil,
ama bizim çocuklarımız bizim nesil gibi öğretmenin dediği kanundur, her zaman doğrudur
fikriyle ve hoca korkusuyla yetişmesinler istiyorum.
Dedim ki, eğer öğretmen de yanlış bir şey yaparsa, söylenir neden söylenmesin.
Benim kardeşim ilkokul birdeyken öğretmeni sınıfı epey bir tokatlıyormuş ve korkusundan
annemler kızar diye söylememiş. 
Tabii öğretmeni saymayan bir nesil de yetiştirmek değil, ama sorgulayıp, doğru karar verebilsin 
en azından.


Bu hafta, annem ve kardeşim çok uzaklarda dayımın yanındalar.
Özledim...  Özlemlerim var bu hafta. 
Hem canlarımı özledim, hem de yurtta barış, dünyada barış dediğimiz günleri...



 Barış dolu bir hafta diliyorum.... İyi tatiller. 



3 yorum:

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

iyi haberlerle başlayabilsek artık güne :(
tarih kokan ne varsa yok etme niyetindeler belli.

Nilhan - Küçük Mucizem dedi ki...

hiç bir şeye tahammülleri, saygıları kalmadı. ne tarihe, ne sanata, ne memlekete. yazıklar olsun

yıldız dedi ki...

Radyo ile bağlantını bilmiyordum.
Bize ait ne varsa alıp götürülüyor.

Sata sata,vere vere ne kalacak merak ediyorum geride.