30 Aralık 2012 Pazar

Aslında yeni yıl diye bir şey yok!


Aslında yeni yıl diye bi' şey yok. 
Yani 1 Ocak'ta her şey bir anda değişmeyecek.
22 Aralık'ta aniden her şeyin değişmediği gibi...
Takvim, insanoğlunun zamanı somutlaştırabilmesi, yeni başlangıçlar yapabilmesi, temiz sayfalar açabilmesi, muhasebe yapabilmesi için var.

Bir anda savaşlar bitmeyecek, 
herkes birbirine karanfil atmayacak,
zahmetsiz zayıflamanın formülü bulunmayacak,
1 Ocak'ta bir anda isteklerimiz kucağımıza düşmeyecek,
bizim yerimize kararlarımızı başka birileri uygulamayacak.

Biz yapacağız bunları, biz isteyeceğiz...
İstediğimiz, hedeflediğimiz şeylere uygun olarak yaşadığımızda
elde edeceğiz bunların hepsini...
Yaşadıklarımız ya da karşılaştıklarımız değil, onlara verdiğimiz tepkiler 
hayatımızı şekillendirecek.

Yeni yıl diye bişey yok, evet. 
Ama takvim dediğimiz bu sanal kavramı,
kendimizi "yeniden başlatmak" için kullanmak var.
Eğer içimize sinmeyen, tökezleyen, tekrarlayan yerler varsa
"format atmak" için bulunmaz bir fırsat yeni yılın başı...

Hedefler koydum geçen yılbaşında.
Bir kısmı oldu, bir kısmı seneye kaldı.
Pır pır sevinçten uçtuklarım, yere çakılmalarım oldu.
İçime sokasım gelenler, araya mesafa girenler...
Bitti sanırken başlayanlar, hiç bitmez derken tarihe karışanlar...
Umutsuz bile olsan, taptaze bir hevesle güne sarılmalar oldu.
Bir yerde okudum benzetme çok hoşuma gitti,
piyanoya benzer hayat demişler yazıda.
Beyaz tuşlar mutlulukları, siyah tuşlar hüznü temsil ediyor.
Hayat yolculuğunda, ancak hepsini kullanarak ahenkli bir müzik yapabiliyorsun... 

Kendim için yaptığım çok güzel bir şey vardı mesela bu yıl.
bir atölyeye katıldım. Farkında yaşamak için kendime çok şey kattım.
Aslında herkesin hakettiğini yaşadığını, yaşamının sorumluluğunu eline alması gerektiğini 
"her zaman, her şeyin yolunda olduğunu" bir kez daha idrak ettim.
Öyle ya, bilemeyiz ki, geçen sene kızdığımız, üzüldüğümüz şeyler bile
belki bütünün hayrına oluyor, olacak.  Her ne olursa olsun suyumuzu kirletmemek gerekiyor.
(şurada ne demek istediğimi yazmıştım. )

Daha net hedefler belirledim. 1 aylık, 6 aylık, 10 yıllık...
Ama en önemlisi, hedeflere doğru giderken
olduğun yerde gülümseyebilmek.
Her parçanın, bütünümüzü oluşturan puzzle'ın olmazsa olmazı olduğunu görmek.
Ve arada dinlenmek, kendini dinlemek. Ruhun sesini...
Çünkü tempo zihinden, dinginlik ruhtan geliyor.

Ve aslında ruhumuzun sesi, her şeyin cevabını biliyor.
Yaşam amacımızın ne olduğundan tutun da,
önümüzdeki sofrada duran lokmayı yemenin mi, yememenin mi daha iyi geleceğini bile...
Bütün cevapları alabilecekken, dışarının volümünü giderek yükseltiyoruz ki
içimizi duymayalım diye. Korkuyoruz herhalde yüzleşmeye...
Tam tersini yaptığımızda, çok şeyler değişecek inanıyorum. 

2012 başı, sonu farklı bir yıldı.
Ya da her yıl gibi iniş çıkışları vardı.
Ama uluorta konuşulan geyik taraflarını bir yana bıraktığımızda
21 Aralık'tan çok daha önce başlayan ve süren yeni bir dönemin başladığını düşünüyorum.
Düşünmek de değil hissediyorum.
Çok daha fazla insan, artık "gerçekten yaşamak" istiyor, kendini sorguluyor,
varoluş sebebini, hayatı, evrendeki etkisini... 
Karbon izi gibi karma izi saçarak yaşamak istemiyor artık birçok kişi...
Hayatı aşkla sevmek istiyor.
İnanıyorum ki, blogun kapağına yazdığım gibi,
yaşama sevgiyle her dokunduğumuz an bir mucize gerçekleşir. 

2013 için çok temiz ve iyi hislerim var:) 
Şükürlerim var, kendim için, ailem için...
Hedeflerim, dileklerim var.
Adı 2013 olan yılı şimdiden seviyorum. 
Hepimize iyi geleceğine inanıyorum.  

Beni iyi hissettiren herkese ve her şeye,
kendimi kötü hissettiğim zamanlarımı bana ayna tutarak 
yansıtan "hayat öğretmenlerime" milyonlarca teşekkürler... 


  

4 yorum:

İkizBebek dedi ki...

Mutlu seneler blog dostum.ne güzel anlatmışsın, hedefleri net belirlemek lazım.

FADİŞ dedi ki...

Mutlu yıllar:))

dijle dedi ki...

Mutlu yıllar Deniz'cim... Bu yıl da zevkle takipteyim

Deniz dedi ki...

- Mutlu seneler Özgecim :)

-Mutlu yıllar Fadiş : )

-Dijlecim, ben de aynen :)