5 Aralık 2012 Çarşamba

Zaman yolcusu


Geçenlerde biri blog yazmaya nasıl zaman bulduğumu sordu.
Aslında yanıtı çok basit. 
İnsan sevdiği ve yapmak istediği şeye zaman buluyor bir şekilde.
Biri sigara molasında kullanıyor zamanını, biri kahve makinesinin önünde,
biri facebook profillerini geziyor, biri işine gömülüyor, bunu istiyor. Ben de zaman geliyor, başımı kaşıyamayacak durumda oluyorum. Her telefon ayrı çalıyor, her yerden biri toplantıya çağırıyor. 
Ama istiyorum ya yazmayı, toplantıya gitmeden önce sayfayı açıyorum bazen
gelince bir fotoğraf koyuyorum, bazen o yüklenirken başka bir iş yapıyorum, 
sonra gene buraya kaçıp, yazıyorum.
Çünkü istiyorum...


İşte zaman böyle de izafi.
Hayatın her alanında böyle.
Kimisine zaman hızlı geçiyor, kimine yavaş.
Bazı zamanlar daha hızlı ama daha nitelikli.
Bazen de ağırlığıyla insanı bunaltan.
Sevdiğimiz şeyleri  yapıp yapmamamızla çok ilintili.

Mesela ben sabahları sakin bir yarım saat için erken kalkıyorum,
7'de de kalkabilirken, 6.30'da kalkıp, o yarım saati kendime armağan ediyorum.
Uykuyu da armağan etmeyi seçebilirsiniz, o da bir seçim.
Mesela az önce bir arkadaşım, 5'te kalkıp yoga mı yapsam dedi?
Evde küçük bir afacanla olup ama "yazmak ne iyi geliyor" bana diyen, yazmaya mutlaka zaman
ayıran arkadaşlarım var.
Herkes kendisini bilir, hangisinin daha iyi geleceğini de...

Zaman eğilip bükülebilen bir şey.
Bize dayatılan 24 saatten öte...
Biliyor musunuz, bunu yeni öğrendim,
aslında zaman akmıyor.
Biz zamanın içinde  ileri/ geri gidiyoruz.
Paralel evrenleri çok güzel açıklıyor değil mi?

Zamanı ve kuantumu çok güzel anlatan bir belgesel,
Biz ne biliyoruz ki? İlgileniyorsanız mutlaka seyredin, şuradan.

Mesela zaman gökdelenlerde daha hızlı, yeryüzüne yakın, doğada daha yavaş geçermiş 
duydunuz mu? 

Hepsi seçim... Zamanımızı nasıl geçirdiğimiz... 
Şikayet ettiğimiz şeyler bile evet duyuyorum sizi, 
onlar bile bizim seçtiklerimiz.

 Kemal Sayar, Yavaşla kitabında
 Kendi tempomuzu içimizin seslerini dinleyerek bulabiliriz demişti. 
Bu da durup o iç seslerini dinlemeyi gerektiriyor tabii...  
Zamanda yolculuk ediyoruz hepimiz, yolculukta kullandığımız araçları da kendimiz seçiyoruz.

.........................

Seçme deyince... Bu sabah fark ettim, bugün 5 Aralık...
Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşmasının 78. yıldönümü.
Dünyada birçok milletten önce kavuştuğumuz bu hakkı,
özgürce kullanabildiğimiz nice nice senelere....  
 





  

5 yorum:

yıldız dedi ki...

İkimizde zamandan söz etmişiz bugün farklı şekillerde olsa da.

Bu arada yazmak iyi geliyor diyen arkadaşlarından biri de benim değil mi;))

ve bir gün gerçekten 24 saat değil,bilimsel olarak da yapılan çalışmalara göre gün gittikçe kısalmış

Deniz dedi ki...

Direkt sensin Yıldızcım :)

sedaca dedi ki...

ben de günlerdir debeleniyorum yazıcam da yazıcam diye :)

evet şu ada tüm ofis karşımda biri depoda biri ürün giriyo biri paketliyo biri de sigara molasında, ben mola saatimde buraya yazıyorum artık :)

senin yazın da üstüne ne iyi geldi :)

anne kaleminden dedi ki...

çok güzel bir yazıydı, zamanla ilgili teoriler hep hoşuma gitmiştir. belgesele bakıyorum...

Deniz dedi ki...

SEdacım ,sen çalışkan hatunsun zaten :)


Anne kaleminden, başka linkler de var ilgini çekerse...