25 Şubat 2013 Pazartesi

"Bütün dünya savaşırken böyle güzel olmak doğru mu?"

Zonguldaklı şairler dün aldı benden beni. Taaa 1940'ların Zonguldak'ına gittim.Kömürle kaplandı yüzüm, ellerim, şiire boyandı kalbim, hüzne bulandı gözlerim...
Kelebeğin Rüyası, insanın içine, çok derinlere kadar işliyor.Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat Zonguldaklı şairlerin gömleğini giymişlerdi de tam üstlerine oturmuştu.
Kıvanç, gözümde jönlükten başka bir yere yükseldi bu filmle. Mert Fırat, Rüştü Onur'u tanıyormuşum gibi hissetmemi sağladı. Muzaffer'in o mahçup tırnak etini koparışları, Rüştü'nün her koşulda tüm yüzü boyunca yayılan gülümsemesi, gözler, bakışlar, gerçek aşkın imkansızı tanımayan o mis kokusu sinmişti filme.
Çok kilit anları vardı filmin. Yüreğe dokunan anlar... Rüştü Onur'un annesine hiç beklemediği anda okuduğu şiir... 

 anacığım
nem var ki sana kalacak

ceketimi kasap alacak,
pardösömü bakkal

borcuma mahsuben...

ya aşklarım
ya şiirlerim ne olacak

ya sen ele güne karşı

nasıl bakacaksın insan yüzüne

hülasa anacığım

ne ambarda darım

ne evde karım var.

çıplak doğurdun
beni
çıplak gideceğim

 

İki şair Suzan'la yeni tanıştıklarında, ne seversin hayatta diye sordular ansızın, mesela kültür, sanat? dediler. Hiç anlamam diyen Suzan'ı, "Şiirden anlamayan biriyle konuşulmaz." diye kalktılar mesala. Şakacıktan da olsa. Şiir bu kadar önemliydi onlar için.
Öyle aşık olur ki Muzaffer Suzan'a... "Bir güzele güzelliğini hatırlatmak isterdim, aynalardan önce" diyecek kadar.

Suzan ve Muzaffer'in ilk defa madencilerin durumunu gördüklerinde gözlerinden yansıyan anlar var ya...  Öğretmenleri Behçet Necatigil, Muzaffer'i sanatoryuma götürürken, ikinci dünya savaşını öğredikten sonra "Boşveeer Muzaffer senin savaşın sana yeter" der ya... Ya sanatoryumda, tek daktiloyu bulamazken onlarcasını bir arada gördüğü an. 
Ve aşkı yaşayışları, Rüştü'nün yasını beraber paylaşmaları... Ve şiire aşkları...
Diyecekler ki arkamdan

Ben öldükten sonra
O,
yalnız şiir yazardı

Ve yağmurlu gecelerde

Elleri cebinde gezerdi

Yazık diyecek
hatıra defterimi okuyan

Ne talihsiz adammış

İmanı gevremiş parasızlıktan... /Muzzafer Uslu


Filmde emeği geçenlere, o erkenden göçüp giden genç yüreği hatırlattıkları, öğrettikleri için teşekkürler... 

DVD'si çıktıktan sonra alıp, ileride Yaz'ın seyretmesi için saklayacağız... 























Dün çokça kendime ve eşime ayırdığım bir gün oldu. Sabah Yaşam Atölyesi dostlarıyla kahvaltı, öğleden sonra Murat'la Kelebeğin Rüyası.
Sanki bir gün önce Yaz'a saçlarımı süpürge etmemişim gibi (!;-P)
bir gece önce rüyamda ne göreyim,

"ben gitmişim sinemaya,
kızı evde tek başıma bırakmışım!"  

Ne vicdan sömürüsü makamıymışsın sen be annelik! 

5 yorum:

Gelincik dedi ki...

Yarın akşam izleyeceğim ben de, çok heyecanlıyım. Haaa bu arada Kıvanç çoktan jönlükten çıktı çoktaaaan :) Kuzey Güney de izlenmeli...

Küçük Mucizem dedi ki...

Daha çok merak ettim ben şimdi filmi.

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Ben de çok çok beğendim tuhaf bir hisle ayrıldım sinemadan şiir gibi filmdi diyorlar ya bence de öyleydi şiir gibiydi

yıldız dedi ki...

Filmi merak ediyordum ya daha da çok merak eder oldum.

Deniz dedi ki...

-Beste bayıldın di mi?

- Küçük Mucizem, kesin görmelisin

- Sinem ben de aynen öyle tarif ettim

- Kelebeğim, sen kesin görmelisin, adı bile kelebekli