8 Mart 2013 Cuma

Girl power!



Sizin de küçük bir kızınız varsa, yukarıdaki animasyon kahramanlar
aileden biri olmuştur çoktan. 
Zaten animasyonsever olan ben, defalarca izledikçe onlar hakkında epey bir
tahlil yapacak hale geldim.

Bir de üstüne geçenlerde  - Colin Stoke'un TED sohbetlerinden birinde-
çocuk filmlerinin içerdiği gizli anlamları dinlediğimde taşlar daha bir oturdu.  

Öncelikle gözlemlediğim 'kız dünyası'na seslenen kahramanlar
epey bir evrim geçirdi, özellikle de son zamanlarda.

O naif, herkes tarafından kolayca aldatılabilen, bir elmaya tav olan,
prensler karşısında dibi düşen Pamuk Prenses ve benzerleri 
yerlerini hayli  'dişli'  dişilere bırakıyor.

Kendisini koruyabilen, eli tavalı Rapunzel yeri geliyor,
kendini gerçekleştirebilmek, hayallerinin peşinden gitmek için
annesine meydan okuyor. Mulan aşık olduğu savaşcı sevgilisine fikrini beğenmediği
noktada ayar veriyor.
İmparatorun kızlarını komşu ülkeye evlendirmeye götürmekle görevli nişanlısını
sen yüreğinin sesini dinlemeyi unutmuşsun diye  azarlıyor.
Pocahontas, yerlilere ilkel gözüyle bakan aşık olduğu beyaz adam
John Smith'e haddini bildiriyor. 
Hele ki Brave'in kızıl afeti Merida... Favorim.
Geleneksel biçimde önüne sunulan yaşama karşı duruyor.
Güçlü, kararlı, iradeli...

Colin Stoke, kızlar ve erkeklere küçüklüklerinden itibaren çok farklı dünyalar sunulduğunu vurguluyor.
Kızlar artık güçlendiriliyor. Erkeklere karşı nasıl davranılacağının ipuçları veriliyor.
Nasıl kendini olduğu gibi ortaya koyabileceğinin...
Kendinden vazgeçmeden nasıl "aşık olabileceğinin"...

Ancak erkeklere sunulan dünyada, dünyayı kötülerden kurtaran kahramanlar,
çatışmalar, kavgalar, dövüşler ama hep ama hep erkekler var.
(Bazen araya serpiştirilen bir iki kız motifi var ama onlar da çok net değil.)
Hal böyle olunca da, kızlar erkeklerle nasıl başedeceklerini, ya da aslında daha güzeli nasıl anlaşacaklarını biliyorlar da, erkekler bu konuyla ilgili pek mesaj almıyorlar.
Bir kadınla nasıl konuşulur, hangi kaş göz işareti nedir, nasıl anlaşılır bunlarla çok sonraları karşılaşıyor.
Belki de bu sebeple erkekler aslında pek de kadınları anlamıyor.
Onlar arabalar, dövüşlerle uğraşadururken,
kadınlar erkeklerin kitabını yazmış oluyor neredeyse.

Oysa kadının mutlu olabilmesi için kadının güçlenmesi yetmiyor, erkeğin de kendini kadınla uyumlamış olması gerekiyor.

Tabii ki, bu iş, ne sadece Disney'e, Ben Ten'e, Pixar'a kalmış, ne de tek uyaran bu filmler ama
çocukların hayatlarının da çok önemli bir bölümü.
 Bu yüzden de bu konferans ilgimi çekti.
Dinlemek isterseniz...

 

Ayrıca da reklamcı olsam da,
bir kadın olarak ev aletli, pırlantalı, çiçekli böcüklü kadınlar günü mesajlarına da
gerçekten sinir oluyorum, söyleyeyim. 














1 yorum:

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.