25 Mart 2013 Pazartesi

Her gün bir doz...


Ne yol kadar yol geçtik, hafta sonu onu düşündüm.
Kimi karnında, kimi koltuğunun altında boy boy bebelerini taşıyanların arasında.
Bazıları derler ya, "kardeş bu bebeler büyüdükçe dertleri de büyüyor." diye...
Bence tam tersi...
Büyüdükçe bir kısmını anlayamadığımız 'bebekçe'den  
daha tanıdık bir dile geçiş yapıyoruz.


Ha biz ne kadar o dili iyi yönetiyoruz o da ayrı.

Bugünlerde iletişimle ilgili 2 farklı kaynak düştü kucağıma :) 
Biri Tongue Fu, sözlü dövüş sanatı.
Anlaşmazlıklar ve çatışmalarla ilgili çok faydalı ipuçları veriyor.
AMA kelimesinin arkasından hep olumsuz cümleler geldiğini söylüyor kitapta.
Yıkıcı ama yerine ve sözcüğünü kullanmaya başlayın diyor.
Ama sözcüğü genellikle olumsuz bir haberden önce geliyor. 
Ve bu da karşıdakini kızdırıyor. Çünkü 'ama' geldiği anda baştaki olumlu cümlenin değeri sıfır.

Yine aynı şekilde Nil Gün'ün pozitif ebeveynlik isimli CD'sinde
çocuğa ama'lı cümleler kurmayın, kurarsanız da, ama'dan sonra pozitif cümleyi söyleyin diyor.
Tabii kaale alınmak istiyorsanız. 
Mesela... Oda çok dağılmış ama yatağını güzel toplamışsın...  

Birisi AMA sözcüğünü kullandığı anda, 
"bu benim yolum seninkinden iyidir 
ve senin yolun yanlıştır" anlamına gelir. 

 Ve diğer sakınılması gereken kelimelerden biri :YAPMA!

"Akıl her şeyi harfiyen alır ve bir fikrin tersi üzerinde odaklanma yeteneği yoktur."

Bu yüzden, "Bu kadar hızlı sallanma!" yerine " Daha yavaş sallan!" daha doğru oluyor bu durumda.
Ve suçlamak yerine şöyle bir dil kullanılabilir :
"Çok hızlı koştun, o yüzden düştün " değil "Bazen insan koşarken düşebilir." 

Nil Gün, diyor ki, özsaygının oluşmasının yanında diğer bütün sorunlar eften püften
kalır. 
Çocuğu için çok şey yapan anne/babalar, çocuğun özsaygısını zedeler.
Göreviniz antrenör olmak, onlar yerine her şeyi yapmak değil.
 Çocuğun ağzından anne babaya mesajlar da vermiş Nil Gün,
şurada paylaştım. 

İlk şık ne  biliyor musunuz?

"Beni şımartma! Aslında her istediğimin olamayacağının farkındayım, sadece seni deniyorum." 



4 yorum:

Petek Uluğ Peteğin Keyif Dükkanı dedi ki...

Evet çok haklısınız o kadar egosu yüksek çocuklar yetiştiriyoruz ki ileri yaşta tam bir patlama yaşıyorlar...

Deniz dedi ki...

Aslında kilit nokta bu herhalde, egosu değil, özsaygısı yüksek çocuk olmalı Petek...

sirinanne dedi ki...

Öz güven sahibi çocuk yetiştirmeyi amaçlamak bence sorunlu bir yaklaşım.

Güvenen çocuk olmalı onlar.

Deniz dedi ki...

Evet o yüzden zaten özgüven yerine özsaygı... İnce bir fark var :)