22 Mayıs 2013 Çarşamba

Yenilgiyi ve reddedilmeyi öğrenmek


Yenilmek ve reddedilmek hayatın içinde. 
En pozitif, en Polyanna olan insanlar bile bu durumları tadıyorlar yaşamlarında. 
Ama sanırım, yenilmek ya da reddedilmek değil sorun olan, bunu nasıl karşıladığın ya da kabul edebilip edemediğin...

Yaz'da kaybetme konusuna karşı bir hassasiyet var. Bunun adı kaybetme/yenilme
 korkusu mu bilmiyorum. 
Aslında nutuk çekmeye geldi mi, önemli olan kazanmak değil diyor. 
Ama ne zaman bir oyun ya da yarış gibi bir ortamın içinde olsa, 
hep yenen taraf olmak istiyor. Olamayınca üzülüyor, ağlıyor, bazen de yarıda bırakıyor. 
Geçen gün bir kitabında yakan top anlatılıyordu, 
ben biliyorum oyunu, ben vurulmak istememiştim ama sen beni vurmuştun diye 
yaptığımız bir pikniği hatırlattı. 
Vurulmak istemiyor, ebe olmak istemiyor, sobelenmek istemiyor... 
Kaybedince üzülüyor, ağlıyor. 
Elimden geldiğince asıl olanın eğlence olduğunu anlatmaya çalışıyorum...
Ve onun kendini ifade etmesini sağlamak istiyorum.
Bunda ağlanacak bişey yok, ebe de olacaksın, yeneceksin de, yenileceksin de! deyip kestirip atmaktansa niye böyle hissettiğini,  yenmenin niye bu kadar önemli olduğunu anlamaya çalışıyorum. 

Dün de okulda puzzle günüydü.
Efendim götürdüğü puzzle'larla kankası Defne oynamıyormuş,
"çok korkuyorum benimle puzzle yapmayacak diye" ağlamaya başladı.
Amaan eskiden
olsa belki aileler derlerdi ki:
"Aman boşver oynamazsa oynamasın, sen de onun puzzle'ıyla oynama"! 
Bilinçli anne baba olacağız ya, 
niye korkuyormuş, korkusunu anlayalım, anlayışlı olalım, korkusunu bize açması için cesaretlendirelim
diyerek okula çıkmadan 20 dakika konuşma, paylaşma seansı yapıldı. 
Yaz'ın duygularını ifade etmede problemi yok Allah'a çok şükür.
Korkuyorum, üzülüyorum vs... diye duygularını söylüyor, tespit koyuyor.

Şimdi gel gelelim next level'a... Yenilgi, reddedilmeyi hayatın doğal bir süreci olarak kabul etmek,
bunlar olduğunda değerinin eksilmediğini, olduğu gibi sevildiği ve kabul gördüğünü öğretmek kısmına...  Örnek olmak, başarıya da çok fazla tezahhürat göstermemek belki, yenilmenin de oyunun bir parçası olduğunu benimsetmek... Ya da, yaşayarak kendi yolunu bulmasına, bu duygularla başetmeyi öğrenmesine izin vermek...





3 yorum:

İlknur dedi ki...

Aşırı mükemmeliyetçi bir kızım var. Bu bahsettikleriniz öyle tanıdık ki. Bizde yanlışı kabullenmekte sıkıntı. Bir kaç öneri naçizane;
- Evde silgi bulundurmuyoruz yanlışımızın üzerine çarpı koyarak yanına doğru olanı yazıyoruz.
-Anne baba hatalarını dile getiriyor bilinçli hata yapıyoruz.
-Bolca oyun oynamak lazım bu anlamda tombala iyi bir basamak beceriye dönük değil şansa dayalı kabullenilmesi kolay.
- Hiç Hata Yapmayan Kız, son aldığımız kitap çok beğendik.

Yenile yenile yenilmeyi öğrenecekler ne yazık ki :)

Sevgiler...

Deli Anne dedi ki...

evet evet İlknur gibi Selimde de aynı sorun var. geçen sene hiçbir oyuna girmiyordu ki yenilmesin diye:)

Yazgüneşi dedi ki...

bu yaş dönemiyle ilgili bence bizimkilerin yaşlarında olup da yenilgiyi olgun karşılayanını ağlamayanını görmedim ki ben :)

zamanla hayat öğretiyor hanyayı konyayı
o yüzden pek takmıyorum bu durumu
bazen benmerkezciliği delirtsede bizim caponun
delirdiğim anlarda sen bir yerde duruyorsun dünya etrafında dönüyor sanıyorsun ya yok öyle bir dünya deyiveriyorum

ve geçn gün sinir bozucu bir ses çıkartıyordu tabureyle
sabrettim ettim ettim
baktım olmuyor
yapma dedim
nedenmiş hoşuma gidiyor dedi
benim gitmiyor deyince de cevaben
anne dünya senin etrafında dönmüyor
dedi bana
buyrun bakalım :D