4 Haziran 2013 Salı

Ne mi istiyorum?


Sadece Türkiye değil, dünya tarihine geçecek günlerden geçiyoruz.
 Çok büyük bir kalabalık var sesini duyurmaya çalışan.
Ben kimsenin ne istediğini, yüreğinden geçeni söylemekle yükümlü değilim.
Sadece kendim ne istediğimi söyleyebilirim. Söyleyeceğim de,
 ama önce biraz evdeki durumdan bahsedeyim.

Gezi Parkı'nda geçirilen ilk günler boyunca, kızımı televizyondan uzak tuttuk. 
Onu yatırır yatırmaz, endişe içinde takip ettik.
Ailemizden temsilci olarak babamızı Gezi'ye yolladık.

Sonra bir an geldi, tencereler tavalar çıktı ortaya,
sokaklar akın akın doldu insanlarla.
Kızım bunları duymaya başladı.
Ben öğretmeden, birkaç slogan duydu, öğrendi.
Artık anlatmak zorundaydık. 
İnanın, bir şeyin ne kadar saçma olduğunu anlamak için
çocuğunuza anlatmak yeterli.

Bugüne kadar çocuğunuza vermeye çalıştığınız her şeyle o kadar tezat ki anlattığınız hikaye.
Hırsızı ve kötü adamları yakalayan polisler vardı onun dünyasında..
Şimdi bu polis amcaları nasıl açıklayacaktım...


Tohumlar fidana, fidanlar ağaca dönmeli yurdumda diye şarkılar öğrenen bir çocuğa
ağaçları savunan insanların saldırıya uğradığını nasıl anlatırdım.
Biz ona kağıdı, tuvalet kağıdını dikkatli kullanmasını, ağaçların bizim oksijenimiz olduğunu öğrettik bugüne kadar.  


Tabii Gezi bardağı taşıran son noktaydı aslında.
Orada buluşanlar belki sakin bir ses tonuyla konuşulsa ikna edilirdi.
Çünkü ağaç seven, kin tutmaz. Ama olmadı. 


Psikolojide yeri var, çocuk bile ailesi kendisini dinlemiyorsa,
bağırır, çağırır, ağlar, tepinir, kendini yerlere atar!
"DUY BENİ!" diye...
Bu yaşananlar bir ülkenin "DUY BENİ" çığlığıydı!




DUY BENİ! 


Olayların seyrinin de değiştiği oldu bu süreçte.
"Ağlıyorum, bağırıyorum, çığlık atıyorum, tepiniyorum, hatta ölüyorum" 
diyordu sokak  
DUYMUYORSUN BENİ, HALA! 


Daha da acısı insanlar, her gün izledikleri kanallarda kendilerini bulamayınca
iyice dışlanmış hissettiler, dışlanmış ve yok sayılmış...


Artık herkesin bildiği onlarca sıfat eklendi tepki gösteren bu kitleye
Çapulcu, ayyaş, alkolik, aşırı uç!... 

Tek başına yaşayan, karanlıkta tek başına sokağa çıkmaya çekinen annem,
ben kızı uyutuyorum diye çıkamadığım için bi' baktım, kendi başına tenceresiyle yola çıkmış.
Telefonla arayıp, evde bulamadığımda, onun bir grupla yürüdüğünü öğrendim.
Avukat, emekli, ressam, keman çalan bir kadın. 
Kim çapulcu diyebilir ki ona? 
Kimse kandırıp, sokağa çıkarmak için kolundan çekmedi onu... 





Peki ben ne mi istiyorum?

Ben de yurtdışındaki arkadaşların sahip olduğu gibi parklar, 
bahçelerle dolu bir şehir istiyorum... 
(Ki bence şu an bile öyle yetersiz ki, bari olan korunsun istiyorum.)  
İnsanın olduğu gibi var olabilmesini...
Günahıyla sevabıyla kabul görmesini...
Kimsenin birbirini değiştirmeye çalışmamasını...
Korku değil sevgi dilinin kullanılmasını istiyorum...
Bu toprakların genetiğinde (!) olan ağaca, suya, her türlü canlıya duyulan saygının hatırlanmasını...
Çocuğumun GDO'lu ürünlerle beslenmemesini istiyorum.
4+4+4 ve benzeri birçok gelişmede, bunun arkasında nasıl bir şey vardır diye endişelenmek,
benimle ilgili bir sürü yeni "düzenleme" yapılırken, hiçbir söz hakkım olmadığını düşünmek istemiyorum
Sen ne dersen de, seni duymuyorum! tavrını - el kadar çocuk bile kabul etmezken-
 bu yaşta bir insan olarak kabul edemiyorum. 
İnsanın değerli olduğunu hissetmek istiyorum. Bir tek sözle, belki insanların canı acımayacakken
inat etmeyi anlamıyorum.

Marjinal, gay, başörtülü, odur budur şudur kimsenin etiketlenmemesini istiyorum.
Ve beni de kimse etiketlemesin lütfen.        

Evet kuş, börtü, böcekle pozitifte kalmak istiyorum.
Çok mu banal?! 

Ancak insan,
kök salamadığı, renk göremediği, "sıradan bir gün" yaşayamadığı 
bir ortamda ne kadar bunu başarabilir ki?

Bunlar tek başıma benim fikirlerim, 
ama umut veren şey tek başıma olmadığımı bilmek... 











3 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Duy Beni! bence de kısa ve net!

annesiningülü dedi ki...

duyup, anlasınlar umarım. Evet Yağmur'da gördükleri karşısında şaştı. anlattığımız polis ile gördüğü arasında... :S

Adsız dedi ki...

ülkede huzur kalmadı bence çocuğunuza ne söyleyeceğinizi düşüneceğinize nasıl bir hale getirdik ülkeyi yarınlar nasıl olacak diye düşünün.