10 Temmuz 2013 Çarşamba

Kızıma mektup...


Sevgili kızım;
bu sana 5 yaş mektubum.
Dün gelmiştin daha, dile kolay 5 oldun...


Hayatta tesadüf diye bir şey yok.
Gördüğümüz, tanıdığımız, dokunduğumuz, yaşamımıza dokunan
her şey, herkes bir nedenle var.
Senin bizim kızımız olman da öyle...

Birbirimizden öğreniyoruz 5 yıldır...
Rutin bilgiler, ansiklopedik veriler değil kastettiğim.
Bizim gibi bir anne/babaya sahip olmayı deneyimliyorsun bu dünyada,
biz de senin gibi bir çocuğu yetiştirmeyi...


Geçen yılı düşünüyorum.
Birçok fiziksel değişikliğin yanı sıra daha bir arkadaş, daha bir sırdaş oldun.
Doğum gününden sonra beline uzanan rapunzel saçlarını ani bir kararla kestirdin.
Her zamanki gibi, büyük bir insan edasıyla kararını verdin, uyguladın.
Sonrasında ne ah ettin, ne pişman oldun.
Umarım hep böyle kararlarının arkasında olursun.

Hep böylesin. Ne istediğini biliyor, kişiliğini koyuyorsun ortaya.
Seviniyorum böyle oluşuna.
Ama hayat seni törpüler mi diye de düşünüyorum.
Törpülese bile bi' pay vardır herhalde, dileğim yaradılışına zarar vermeyecek kadar törpülesin.

Gözlük taktın sonra. Bilgin bilgin bakıyorsun artık.
Ne yalan söyleyeyim önceleri tedirgin oldum, rahat edecek misin diye.
Neyse ki adapte oldun bir şekilde, fazla lafını da etmedin.
Yalnızca bir keresinde ayna baktın
biliyor musun anne, sanki gözlüklüyken başka biriyim dedin.

Boyun uzadı sonra... Küçük bebeğim, artık çocuk kıvamına geldin.
Hala bebeğim gibi davranmayı seviyorsun ama...
Kendin yapabileceğin ve yaptığın şeyleri,
bana yaptırtmak istiyorsun bazen.
Ayakkabını giydirmek gibi. Giyersin sen, benden niye istiyorsun diyorum bazen,
ama çoğunlukla da giydiriyorum. 
Ne olacak, insanlar biraz ana-babalarına şımarabilmeli...
(Hata da yapıyor olabilirim bilmiyorum )
Utandırmazsın ileride beni değil mi?

 Geçen seneden bu yana hislerimiz de çok yoğun, hareketli.
Sen bilmezsin, Aralık 2012 dünya için değişim enerjisinin egemen olduğu bir dönem olarak tanımlanıyordu.
Etkilerini ülkemizde de yoğun bir şekilde hissediyoruz.
Her şey değişiyor. Toprağın havalandırılması gibi, yıllardır öylece kaderine teslim olan alanlarda 
bile bir hareket var.  

Olayları seyrederken, bir filmdeki karakterleri tahlil eder gibi inceliyorum.
Bir kere daha karar veriyorum ki, 
tek gerçek, tek ölçü SEVGİ... Ve vicdan. 

Her şey, ama her şey insanları bölebilir.
Milliyet, inanç, dil, meslek, statü, çıkar çatışması...
Sana yolunda ışık tutacak tek gerçek var ballı böreğim;
SEVGİ.

Sevginin olduğu yerdeysen güvendesin.
Ayrılmadan kabul ediliyorsan, buyur ediliyorsan dostluğa,
para, pul, stratejilerden değil, 
daha güzel bir evren için, insanlar için ne yapabilirim diye soran
birileriyle berabersen doğru yerdesin. Nasıl mı bileceksin, hissedersin...

Ve bebeğim, bu mektubu kaç yaşında okuyacağını bilmiyorum 
ama inşallah okuduğun zaman,
özgürce düşünebildiğin, gönlünce yaşayabildiğin,
giydiğini, yediğini, düşünceni kendin seçebildiğin bir yaşamı sürüyor olursun.


Yeni yaşında senin için önce sağlık, sonra keyifli, huzurlu ve neşeli günler diliyorum.
Gelecek yıl yeni bir okul var, dahası küçücük bir kuzen geliyor sana. 
Heyecanlı günler var önünde.

Bu yaşında ve her yaşında sevdiğin ve sevildiğin bir hayat geçir küçük kızım...


Seni seviyorum... Seni seviyoruz... 

Şimdiiiii.... Çak bi' beşlik! 

10 yorum:

anne kaleminden dedi ki...

nice güzel yaşlara :)

ADC ŞEKER dedi ki...

çok güzel bir mektup ilerde okuyabileceği çok güzel....

Nesrin dedi ki...

Nice mutlu yaşlara hep mutlu ool :)

annesiningülü dedi ki...

Yaz, annen harika biri zaten bileceksin de. çok güzel bir insan yetiştiriyor

Deniz dedi ki...

Anne kaleminden çok teşekkürler :)

ADC Şeker, sevindim öyle düşünmene, teşekkürler :)

Nesrin, amiiiin :)

Baharcım, bunu duymak ne iyi geldi :) Çok teşekkür ederim

yıldız dedi ki...

Gözlerim dolu dolu okudum.

Sen de Yaz da çok şanslı.
Böylesine sevgi ile yoğrulduğunuz için..

Deniz dedi ki...

Canım Yıldızım.... :)

Bilgen dedi ki...

bu yıl ki mektup ta şahane olmuş hani! ne mutlu yaz'a:)

Deniz dedi ki...

Saol Bilgen : )

Deniz dedi ki...

Saol Bilgen : )