23 Ekim 2013 Çarşamba

Anne gelir misin, seni öpmek istiyorum...



Artık anladım ki, annelikte kararlar alırken işimi kolaylaştıran şey,
yarar-zarar hesabı yapmak...

Çocuğunuza bir şey yaptırtmak, öğretmek, vazgeçirmek isterken kaybedeceğinizle
kazanacağınız şeylerin ve tabii onun kazanacaklarının dengesini düşünmek...

Şöyle bir örnek vereyim;
aslında 5 yaşında bir çocuk artık kendi başına uykuya dalabilir.
Belki de kesinlikle öyle olmalıdır birilerine göre...
Ama bence her anne-baba/ çocuk ilişkisi kendine özeldir.
Kendi içinde değerlendirilmelidir o yüzden de... 

Mesela, bizim durumumuza baktığınızda, eve en erken 8'de gelebilen bir anne için
çocuğuna kitap okumak, günü birlikte bitirmek, o arada uyumamak için anlatılan günün yorumları 
paha biçilemez. İşte anlatmak istediğim yarar-zarar hesabı...

Aslında 5 yaşında kendi başına uykuya dalabilmesi bir çocuk için 
bireyselliğini, büyümeyi kanıtlayan bir yetenektir belki 
ama o anlar anne ve çocuk arasında bir bağ ise yarar-zarar dengesinde terazi ne yana ağır basar?

Hele ki akşamı birlikte bitirip, sabahı da "Anne gelir misin, seni öpmek istiyorum" sözüyle başlatınca
benim terazim bir süre daha o anlardan vazgeçmemekten yana.  


Dün bir blog arkadaşımın yazdığı yazı düşündürdü bana bunları.
O yalnız uyutmaya çalışıyormuş da şu sıralar...
Kendisine teşekkür ederim, ben de içimde bu konuyu sorguladım ve yarar-zarar terazimi yorumladım ; )


3 yorum:

dijle dedi ki...

el ele uykuya dalıyor Ezel'ciğim de... O anları dünyalara değişmem.Benim için de bir kez öp Deniz'cim Yaz kuzusunu...

melontheroad dedi ki...

Aynı şeyleri düşünürken rastladım yazılarınıza :)))

turkuaz kıyılar dedi ki...

Yazını çok beğendim;
"Ama bence her anne-baba/ çocuk ilişkisi kendine özeldir.
Kendi içinde değerlendirilmelidir o yüzden de..."

Bence bu cümle özetliyor zaten herşeyi...

Fizik problemi çözer gibi belli formüllerle çocuk büyütülemez zaten...

Her ailenin yaşamının kendi şartlarında şekillendiğini unutmamak lazım...