6 Kasım 2013 Çarşamba

Fil kadar olamıyor insan bazen…



Yaz'ın okulunda GEMS denen bir sistem uygulanıyor.
(Merak edenler için sistemin tanımı şurada. )
Özünde fen ve matematik konularını eğlenceli bir şekilde işleyerek, 
sayılar, büyüklük, küçüklük ve benzeri konuları çaktırmadan ve merak duygusunu kaşıyarak
öğreten bir sistem benim gördüğüm kadarıyla.
Bu haftanın konusu fillerdi ve bizden de filler konusunda merak uyandırmamız için yardım istedi öğretmenimiz. Ben de şöyle biraz araştırayım ve derleyeyim dedim.
Fillere şaştım kaldım ve bir kez daha hayran oldum.

Derlediğim şeylerden birazını paylaşayım dedim.
Belki siz de sohbet arasında miniklerinizle paylaşırsınız belki…
Mesela ders verir gibi değil de, alakasız zamanlarda 
biliyor musun filler ayakta uyuyormuş dediğinizde Yaz'ın çok ilgisini çekebiliyor.


Biraz araştırınca haklarında bilmediğim bir sürü şey olduğunu öğrendim.
Asya ve Afrika fili çok farklıymış mesela.
Afrika fili evcilleştirilemiyorken, Hindistan'da neredeyse evcil hayvan gibi 
hayatın içindeymiş...


Biliyor musunuz, sürü diş fil tarafından yönetilirmiş!


Bebek filler, ilk başta hortumunu kullanamazmış,
takılıp düşermiş.
Anne fil 6 ay boyunca bıkmadan usanmadan hortumu nasıl kullanacağını öğretirmiş.


Hortumuyla koca bir ağacı sökebileceği gibi 
küçük bir bezelyeyi dalından koparabiliyormuş ve hortumları onların her şeyiymiş,
hortumlarına zarar geldiğinde uzun süre yaşayamazlarmış.

Küçük bir fil çamura düştüğünde, hemen sürüdekiler yardıma koşarmış.
Kurtarıldıktan sonra, tüm sürü tek tek gelip hortumlarıyla ona dokunarak
koklarlarmış. Sevgi gösterisiymiş bu


Hindistan'da fillere öyle güvenilirmiş ki, evlerin bahçelerine girip çıkarlarmış.
Hatta anneler, bahçeden dışarı bir yere gidecekleri zaman file emanet ederlermiş çocuklarını…
Çünkü başka hiçbir hayvanı çocuğun yanına yaklaştırmaz, çok iyi korurlarmış.
Filler çok iyi bir çocuk bakıcısıymış yani...


Bu arkadaş da annesinin karnında :) 


Filler kuraklık olduğunda çok uzun mesafeler boyunca yürüyüp göç ederlermiş ve hep aynı yoldan giderlermiş. İşin ilginci yollarında dal ve çöpleri temizleyerek ilerlermiş!!! 


Bunu Yaz'a anlatmadım tabii ama ölümleri de çok enteresan.
Öleceklerini anladıklarında bir mağaraya gidiyorlarmış tek başına,
aileden bazı filler yanına girmeye çalışıyormuş,
diğer filler kapının önünde onları iterek uzaklaştırıyormuş.
Tek başına ölüyorlarmış. 

Kolaycacık bir fil çizimi de buldum arada : )


Filleri daha iyi tanıdıktan sonra daha da çok sevdim….
Kesinlikle… 

Bu da Yaz'ın geçen sene fille tanışma sahnesi… 


[  Haaa fil gibi acıktım deyimi var ya, çok haklı bir deyim.
Günde 200 kg saman yiyorlarmış bu arkadaşlar, 
16 saat boyunca kendilerini beslemek zorundalarmış yani… ]





6 yorum:

Yazgüneşi dedi ki...

çocukluğumdan beri bir fantazim var. Hani japonlar ağaçları güdükleştirip bonzai yapıyor ya.. aynı yöntemin bir file uygulanabilmesini hayal ediyorum.. kedi kadar bir filim olsun evde gezinsin istiyorum.. malum çok şey istiyorum .. napiim bu benim yetişkin olduğumda dahi yitirmediğim bir çocukluk düşüm :)

annesiningülü dedi ki...

daha çok sever oldum ♥

dijle dedi ki...

Teşekkürler Deniz;inan daha bir sevimliler şimdi:)

Deniz dedi ki...

Neslihan çok iyi fikirmiş : )


Baharcım aynen : )


Dijle :)) çok şekerler

bir hayal kur dedi ki...

merhabalar:) ilginçmiş hakikaten.. Çok şey var hayvanlar hakkınjda bilmediğimiz aslında.. özellikle ölüm şekilleri çok enteresan geldi fillerin..

Pinky dedi ki...

haklarında hiçbir şey bilmiyormuşuz meğer. olsa da sevsek :)