30 Eylül 2013 Pazartesi

Böyle de geçti hafta sonu...


Elinde sıcak çikolatasıyla bu hafta sonu gözüme daha da büyümüş gözüktü sanki.
Büyümüş büyümesine de aşağıdaki ödeve göz atarsanız, halime oturur ağlarsınız.
Şu çocuklara oda toplama, ya da bi işin ucundan tutma nasıl öğretilir?! 
Elimden geleni yapıyorum ama sağolsun, çizgi filmlerde hep kötü davranılan kişiler evin işlerini yaparsa, (kül kedisi, pamuk prenses vb ) çocuk da haliyle bir bardağı bile 
niye ben alıyorum, niye ben yapıyorum diyor.

Tabii sadece de o değil, Yaz'ın gözünden bakarsanız, baba da evde pek bi sorumluluk almamış ; )
Oysa bulaşık makinesi boşaltma ve çamaşır asmada iyidir, hakkını yemeyeyim.


Hafta sonu Turbo Salyangoz'a gittik, babası şehir dışındaydı,
kız kıza vakit geçirdik. 
En kabus an, acil bir ilan için ajansa gitmek zorunda olmamız oldu.
O cumartesi trafiğinde, iki saatte ajansta olduk.
O arada çektim renkli merdivenleri.
Turistik olmuş epeyce.


Veee gördüğünüz gibi ailenin en bücürü, hala gelmedi.
Bekliyoruz ; )




25 Eylül 2013 Çarşamba

30 ayın çarşambası bir arada


Bu hafta heyecan dolu...
Teyze olmama çok az kaldı.
Bu hafta içinde tahminen geliyor kuzucuk, 
her an olabilir.
Bu arada da, Murphy gibi
Murat şehir dışında olacak.

Bakıcı ablamız gelecek hafta başlayacaktı ama o kargaşaya kalmasın dedim
dün de o başladı. 
Annemin de beli tutulmasın mı üstüne...
Bilmem kaç ayın çarşambası üst üste geldi yani anlayacağın...

Hadi bakalım, geri sayım başladı... 10, 9, 8, 7...

.......

Ya bu arada şu baba-kız sarılmasının tatlılığına bakar mısın? 

24 Eylül 2013 Salı

Gülerek de olur...


İzleyeceğiniz video, yardım amaçlı yapılmış bir proje...
 Bir ses yarışmasında buluşan gençlerden kurulu bir grup olan ONE DIRECTION imzalı.
Bu enerjik, kıpır kıpır şarkıda bilin bakalım başka kim rol alıyor?
İngiltere başbakanı... Hem de güle oynaya...

Demek bu işler illa asık suratlarla yapılmayabiliyor.


23 Eylül 2013 Pazartesi

Ne bitmez oryantasyonmuş ; )


Geçen haftaki alışma haftasını başarıyla tamamladı Yaz. 
Hatta 4 kanka, bir yıldız, İspanyolca 3'e kadar sayma edindi...
O kısmen de olsa oryantasyonunu tamamladı derken,
meğer oryantasyon maratonu bitmemiş onu öğrendik.
Okul, hafta sonu anne-babalar için bir program düzenlemiş.
Bayaa baya okula gittik, sabah sporu yaptık, müdür konuşması dinledik,
sonra sınıflara gittik, tek tek derslere girip, nasıl bir öğretim yolu izleniyor,
neler yapılıyor, uygulayarak öğrendik.
Nerdeyse bütün gün okuldaydık.
Yani hani biraz uyuz bir söylem gözüken, çocuğunla kendini eşleştirip, çoğul konuşma şekli vardır ya
"okullu olduk..." diye,
o aslında sembolik değil.
Gerçekten hep beraber okullu olunuyor. 
Şaka bir yana, veliyi işin içine sokmak iyi fikir, ne yapıyorlar, nasıl yapıyorlar anladık az çok.

O oryantasyon da bitti, 
geldik eve, yeni bakıcı ablamızla tanıştı Yaz.
Al bir oryantasyon daha...
Bir sağa, bir sola koşturup dururken
oryantal olduk çıktık; ) 

19 Eylül 2013 Perşembe

Günaydın :)


Hayat yolu nasıl da izafi...
Geriden bakınca uzun geliyor,
yaklaşınca da çarçabuk geçiveriyor sanki.

Okulun da ilk haftasını neredeyse bitirdik işte.
Servise binen, kapı önünde bekleşen veliler azaldıkça
çocuklar da dengesini buluyor yavaş yavaş.

Hep şu yolda arkalarından baba kız fotolarını çekiyorum.
Hepsini karşılaştırdığımda bir gün kim bilir ne kadar şaşıracağım :) 

17 Eylül 2013 Salı

Sunay Akın...

Sen çocukları seviyorsun, çocuklar seni...
İyi ki varsın...



TİK TAK 

Ne kadar aradıysam
suyunda bulamadım tak'ları
zaman denilen kuyunun
yüzümde bu yüzden
yalnızca tik'lerini taşırım
çocukluğumun

Yarısını tuttum
çocuk doktoru
olmamı isteyen anneme
hasta yatağında verdiğim sözün
doktor olamadım ama
çocuk kaldım

İki çocuk
rahatlıkla oturduğumuz
kapının eşiğine
kendi başıma zor sığıyorum bugün
büyüdükçe insan
yalnız mı kalıyor ne ?

Sunay Akın 

16 Eylül 2013 Pazartesi

İlk gün


Okula başladık, hazırlığa.
Bugün ilk defa, tek başına servise bindi, okuluna gitti.
Giyindikten sonra aynada kendine baktı tam öğrenci gibi oldum dedi.
Üniversiteyle beraber 
neredeyse 20 küsur yıllık bir yolculuğun ilk günü.
Umarım, hepimizin miniği bu yolculuklarını, huzurlu, mutlu ve keyifli geçirir.

Geçen hafta oryantasyon yaptılar okulda.
Ailelerle beraber. 
 Okulun karşılayışı çok güzeldi, çocuğu hemencecik içine alan hoş bir karşılamaydı.
Yaz biz orada olduğumuz için sık sık bizi yanında istedi.
Alışkın olmadığım bir tutum.

Dün ilk defa içini açtı bana.
Kaygıları olduğunu, ben orada olmayacağım için, yeni bir okul olduğu için heyecanlandığını, endişeleri olduğunu söyledi.
Güvende olduğunu biliyorsun değil mi dedim.
Biliyorum dedi. 
Nerende hissediyorsun kaygıyı dedim.
Kalbini gösterdi.
Uzun uzun konuştuk. 
Yeni deneyimlerde böyle şeyler olabildiğini anlattım.
İlk okula başladığım günü, 
ilk işe başlayışı anlattım.
Konuşmanın sonunda kaygılarım bitti dedi.
Duygularını bir kağıda yazdık.
İlerleyen zamanda tekrar duygularını yazacağız, 
nasıl değiştiğini karşılaştıracağız. 
Kuzu bunlar ya...

(Hafta sonundan iki diyaloğumuz var ki çok hoşuma gitti,
-Anne bugün sıcaklık ne kadar?
-23 derece kızım,
-Peki soğukluk kaç derece anne! 
- !*!"'!

..............

Arabadan giderken, etrafa bağırıyordu.
Plaj haber ! Plaj haber! 

Allah Allah dedim, plaj haber ne ola?
Neymiş beğenirsiniz?! 

Flaş haber! Flaş haber  ; )

MİNİKLERİM, MİNİKLERİMİN ANNELERİ- AİLELERİ, TANIDIĞIM, TANIMADIĞIM 
BÜTÜN SEVGİLİ ÖĞRETMENLER, 
OKUL DÖNEMİMİZ HAYIRLI UĞURLU OLSUN. 
YEPYENİ PENCERELER, UFUKLAR AÇILSIN ÖNLERİNE,
MELEKLERİ HEP YANLARINDA OLSUN...




13 Eylül 2013 Cuma

Alıcınızın ayarlarıyla oynamayın...


Bebeklik döneminde olurdu, alışmıştım. Ara ara büyüme atakları yaşardık.
Yani bir düzene kaptırıp gidersiniz, ama çocuk bir tık büyür ve siz hem rutinde, hem davranışlarda ayar yapmak durumunda kalırsınız...

Anladım ki, çocukluk için de geçerli bu. 
Dönem dönem ayarda şaşmalar oluyor, sizin ana-baba olarak 
esnek bir strateji geliştirmeniz gerekiyor.
"DENGE"yi yeniden bulmak için...

Sanki, ne gibi biliyor musunuz?
Akıllı telefonlarda bir uygulama var ya, 
yol tarifi... Siz düz yolda giderken, sakin sakin tarif ediyor.
Ama başka bir yoldan gitmeye karar verdiğinizde
güzergahı yeniliyor, update ediyor.
Hah, biz ana/babalara düşen sanırım tam o hesap.
Yoldan saptı mı, güzergahınızı yeniden güncellemek...

Yaz, okul bittiğinden beri- 
ya da belki 5 yaşına girdiğinden itibaren kendini çok büyümüş sanıyor.
Ve bunu ispatlamaya çalışıyor anladığım.
Ve şu sıralar öfkeli.
Sanırım bu ispat çabaları ve her zaman bizi alt edememesi onu öfkeli yapıyor.
Tabii alıştığı günlük rutinlerin değişmesinin de etkisi olabilir.
O yüzden bir an önce okulun başlamasını istiyorum.
3 gün oryantasyon çalışması vardı.
Asıl açılış bu pazartesi...
Başlasa da, onun hayatı da bir düzene girse, bilinmeyene karşı olan endişeleri (varsa) azalsa...

Çocuğunu alıştığı ruh halinden farklı gören,
bağırdığını hiç duymadığı halde sık sık öfkelendiğini gören bir anne olarak,
endişelenir gibi oluyorum ama sonra o da bir insan ve 
yetişkinler bile yeni bir döneme başlarken bu tip ruh halleri yaşayabilir diyorum.
Vardır onun da kafasından geçen bi şeyler, sorular, bilinmezlikler.
Okulun başlamasıyla beraber, bakıcısı da değişecek mesela. Ve bunu da biliyor.

Bize düşen, onun öfkesini onaylamadan, ama onun ruh haline kendimizi kaptırmayıp,
"sakin kalarak" ona güven vermek. Yine her şeyin başı sevgi... 
İnsan hayatındaki dönemlerden biri daha...


Düz yolumuzda giderken, onun ruh haline göre biraz güzergahı güncelleyeceğiz. 
Onun da yolu bulmasına yardım edeceğiz.
Hadi bakalım... 

Bu arada, internette şöyle de biraz okuyayım dedim de, 5 yaş sendromu diye de bişey var sanırım. 



NOT: Okulu da bi sonraki postta yazayım...


3 Eylül 2013 Salı

Sen Tarzını Paylaş, Veet Gardrobunu Yenilesin!



Hissettiği Gibi Giyinerek Tarzını Paylaşanlar, Veet'ten 500 TL veya 50 TL'lik Alışveriş Yapma Hakkı Kazanıyor

Kadınların giyim kararlarında öncelikle pürüzsüz bir cilde sahip olmanın ne kadar etkili olduğunu keşfeden Veet, 'Hissettiğin Gibi Giyin' sloganıyla yeni bir kampanyaya başladı. Kampanya kapsamında Veet kadınlarının Instagram veya Facebook'taki fotograflarıyla katılabilecekleri bir stil yarışması hayata geçiriliyor.

Kişilerin hissettikleri gibi giyinerek oluşturdukları günlük tarzlarını paylaşarak katılacakları yarışmada kazananlar gardroplarını yenilemek üzere alışveriş kuponları kazanyor. Veet'in yeni reklam yüzü Bade İşcil Süalp'in jüriliğini yapacağı yarışmada, Bade'nin seçeceği bir kişi her hafta 500 TL'lik alışveriş yapma hakkı kazanırken, en çok oy alan 10 kişi de 50 TL'lik alışveriş kuponu kazanıyor.

Kullanıcılar yarışmaya katılmak için hissettikleri gibi giyindikleri fotoğraflarını http://veetilehissettigingibigiyin.com/ adresinden bağlanarak veya www.facebook.com/veetturkiye'de yer alan uygulamaya girerek gönderecekler. Instagram'la yarışmaya katılmak için Instagram'a yüklediğiniz fotograflarda #hissettigingibigiyin hashtagini kullanmak gerekiyor. Kullanıcılar, Facebook albümlerinden  seçtiğiniz bir fotograf veya Instagram'daki hashtagli fotograflarını uygulamaya yükledikten sonra katılım formunu eksiksiz doldurarak ödül kazanma hakkı elde edecekler.

Her hafta yüklenen fotoğraflar arasından Bade İşçil'in seçeceği 1 kişiye 500 TL'lik alışveriş yapma hakkı hediye edilecek. Bunun yanı sıra her hafta fotoğrafları en çok oy alan 10 kişi 50 TL'lik alışveriş yapma hakkı ve yarışmada en çok oy veren 10 kişi Veet Hediye Sepeti kazanacaktır.

Bade İşçil Süalp'in reklam yüzü olduğu Veet, bu yarışma ile birlikte hem takipçileriyle aktif bir diyalog kuracak hem de hediyeleri ile onları mutlu edecek. http://veetilehissettigingibigiyin.com/ 'dan veya www.facebook.com/veetturkiye adresinden ulaşılabilecek yarışma 20 Ağustos 2013 tarihinde başlayıp 24 Eylül 2013 tarihinde sona erecektir.





Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Hoş geldin Eylül...


Evet dostum... Söylemek, dillendirmek istemiyorum pek, ama Eylül'ü ettik.
Geceleri daha bir serin eser oldu rüzgar.
Daha pastırma yazları var, züğürt tesellisi ararsan.
Ki ben ararım genelde.
Daha yazlıklar üzerimizde, takvime hiç bakmayalım istersen.
(Şu an omuzlarımın soyulduğunu fark ettim, ama boşver.)


Ben Eylül'ün ilk gününü şenlendirecek çok güzel bir yere gittim. 
Sana da mutlaka tavsiye ederim.
Kulindağ...
Ormanların, dağların arasında bir dağ kulübesi...
Sanırsın çok uzakta.
Oysa Polonezköy'e gider gibi, Riva yolu üzerinde.
Mehmet Şevket Paşa Köyü, Ayvalı Dere Mevki'nde...

Hani şöyle gerçekten şehrin hemen yamacında boyut değiştirebileceğin bir yer.
Kahvaltını yeşile karşı yapıyorsun, ağaç ve toprak kokusunun yanında
fırınından gelen mis gibi ekmek kokularını içine çekiyorsun. Öyle dostum, işte, daha fazla dillendirip de haftanın ilk günü iştah kabartmayayım.
Eylül ayı itibari ile bizi epey yenilikler bekliyor.
Çarşamba günü yeni okulun tanışma günü var.
Yaz çok çaktırmıyor ama içinde yaşadığı bir stres var, kanımca.
Çünkü metrekareye düşen gözyaşı ve inatlaşma miktarında artış var.

Şimdi söyleyeceğim en abartı noktası.
Geçen gün, babasıyla bana bir şey yapmadık diye kızdı,
gidiyorum ben evden dedi. 
Murat'la bakakaldık birbirimize. Ama peşinden gitmedik, bakalım ne yapacak diye.
Hışımla kapıya doğru gitti, kapı açıldı ve kapandı.

Birbirimize olan bakışımızda, inşallah o kadarına cesaret edememiştir cümlesi saklıydı.
Neyse ki, etmemiş. Açıkçası çıksaydı, nasıl tepki verirdik bilmiyorduk sanırım.

Otorite lazım otorite, şımarmış bu demek kolayı sanırım.
Çocuğunu tanıyorsun, böyle zamanlarda aslında çocuğun içinde 
yaşadığı bir fırtına olduğunu biliyorsun. Onun üzerine eğilmek gerektiğini de biliyorsun, 
dışarı çıkartsın diye ama...

Anne baba da insan sonuçta. Bazen cepteki sabır birikimi yetmiyor.
dün Migros'ta dayanamadım, aşağıdaki kitabı alayım dedim!


Ama aslında içimden biliyorum nedenini...
Yine bir düzen değişikliği zamanı.
Ve çocuk bildiği dilden tepkisini veriyor işte.
" Korkuyorum" 
demiş babasına... Okulda yalnız kalacağım diye. Babası da korkma, ilk günler de 
annen de yanında olacak demiş. 
Bu çocuk kaç yıldır yuvaya gidiyor, sosyal falan ya, hiç korkmaz, hiç stres yapmaz sanıyoruz.
Sanki biz hiçbir şeyden korkmuyoruz ya! 

Yok dostum yok, sadece çocuk meselesi değil olayımız.
Dün dünya barış günüydü. Unutur muyum? 
Dünya döndükçe, hep BARIŞ diyeceğim...


Dünün güzel bir olayı da, nerdeyse 30 yıldır görmediğimiz
2 aile üyemizle görüşmemizdi. 
Bir şekilde görüşememiştik ama tek gerçek zaman var şimdi...
Güzeldi...


Saçını kendi kesen, giysi tasarlayan böyle de bir kızım var işte
Bugün anneannesinde, aşağıdaki kılıklaymış şu an, fotoğrafını çekmiş yollamışlar.

Yeni başlayan yeni mevsime ve yeni aya ve bunu okuyan sana selam olsun...