29 Kasım 2013 Cuma

Merve'yi izleyin!..


Bir Bellona çekimiydi, yıl 2010…
Yaz'ı da götürmüştüm çekime…
Aşağıda gördüğünüz gibi yerden bitmeydi o zamanlar.
Reklam filminde anneyi çok şeker bir kız oynuyordu.

Yaz ortalarda dolanıp dururken, bu ablanın çekim alanına girdi.
Reklamda anneyi oynuyor diye, peşinden anne, anne diye koşmaya başladı hatta.
Onlar çok iyi anlaştılar, bu arada biz de konuşmaya başladık.
Cast şirketine yazılıydı,
ama reklamcı olmak istiyorum dedi, 
sonra bize staja geldi.
Güzel olduğu kadar tatlı mı tatlıdır kendisi.

Çok sevdik onu…
Hiç yollamadık bi daha...



Ve de artık evlenme yolunda ilerliyor. 
Blogunda evlenme hazırlıklarıyla ilgili detayları yazıyor
bugünlerde.

Ben size derim ki mutlaka izleyin.
Merve'mizi… 
Tas tabaktan, dekorasyona, giyim kuşamdan
mekana her konuda yazılarını keyifle takip edeceksiniz. 

Merve'nin adresi şuracıkta! 







28 Kasım 2013 Perşembe

Derin mevzular...


Dün aynı böyle başbaşa konuşurken, konu nereden geldiyse
benim babama geldi. 
Beni şöyle söyler severdi, şöyle yapardı böyle yapardı deyince…
Ama bana hiç demiyor dedi.
Ama hayatta değil ki, yaşasa kesin sana da derdi, dedim.
Niye öyle ya, doktorlar ölenleri iyileştirebilse ya dedi.

Sonra da "Ne biçim hayat böyle" dedi…
Döndü arkasını gitti… 

26 Kasım 2013 Salı

Bunu Blogumda Paylaşabilirim. Hürriyet Benim.

Hürriyet; gündeme dair cesur bir projeyle karşımızda. TBWA\ISTANBUL'un hazırladığı proje kısa zamanda oldukça ses getirdi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden bireysel özgürlükleri konu alan projenin amacı Türkiye'nin dört bir yanından insanların hürriyetlerini dile getirmeleri ve seslerini duyurmaları...

Bu proje katılımcıların kendi hürriyetlerini anlatmaları için tasarlandı, katılımcılar videolarını oluştururken ilham versin diye de bir film hazırlandı.



Hürriyet, herkesi kendi hürriyet cümlelerini yazmaya ve hürriyet şarkılarını yaratmaya davet etti. Kullanıcılar içinde kendi fotoğraflarının da olduğu hürriyet filmleri yaratabiliyor ve bu filmleri sosyal medyada dilediğince paylaşabiliyor. Ayrıca seçtikleri mesaj ve fotoğraflarından oluşan bannerı hurriyet.com.tr sayfalarında yayınlanıyor. Kısaca proje tamamıyle interaktif bir proje olarak kurgulandı. www.hurriyetbenim.com üzerinden ilham verici videoyu seyredebilir, kendi video ve bannerınızı yaratabilirsiniz.

"Hürriyet Benim" filmi, daha TV’ye çıkmadan viral olarak sosyal medyada gösterildi ve çok kısa sürede yayılarak; sosyal medyada konuşulmaya ve paylaşılmaya başlandı. Kullanıcıların katkılarıyla yapılan klipleri Twitter'dan #hürriyetbenim hashtag'iyle takip edebilirsiniz.

Ben de kendi videomu oluşturdum ve benim için hürriyetin ne demek olduğunu anlattım. İzlemek için;

http://hurriyetbenim.hurriyet.com.tr/video.aspx?k=0ZSK0WNPORC

Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Güzel an'lar bankası…


Güzel anlar bankasına yine bi' dolu yatırım yaptık.
Bir sürü güzel an biriktirdik. 
Cuma günü minnoşcum, Derin Mavi'yle doya doya vakit geçirdik. 
Tam bir minnoş kedicik kendisi… 
Şükürler olsun, iyi ki gelmiş yaşantımıza… 

Cumartesi günü bir jingle kaydı için stüdyoya girdik ama
 stüdyo Bebek'te olunca, Derin ve Yaz bir araya gelince,
Bebek parkına gidince ve bir de kayıt güzel olunca
hiç dert etmedik, hafta sonu çalışmayı…

Aaaaa nasıl unuturum, 
cumartesi sabah Yaz'ın veli toplantısı vardı.
Güzel şeyler duyduk, çok şükür ki...




 Derin ve Yaz ikilisi… 
Reklamcı annenin çocukları olarak hafta sonları da mesai yapıyorlar.
Bizimle jingle kaydına da geldiler. 


Bebek parkında ağaçlara tırmadılar, 
denge çalışmaları yaptılar. 



Bebek'te 2 koca bebek :) 


Alın size bir koca bebek daha… 


Ve Rumicik, dünya tatlısı olmuş görmeyeli…


Bi anneciğimin fotosu eksik kaldı bu sayfada…


 Dedede masallar bitmez…


Geçmiş haftayı paketledik.
Şimdi sıra yeni güzel anları toplamaya geldi…
İyi haftalar ; ) 




22 Kasım 2013 Cuma

Sabahın güzellikleri

 İşe gelirken, böyle bir sahne gördük.
Çinli bir kadın sahilde tek başına keman çalıyor.
Nasıl inanılmaz, nasıl güzel…
Nasıl insanın içini coşkuyla dolduran bayıldım…


Ve sabahın diğer güzellikleri… 
Geçenlerde bir gün, Yaz bize darılıp, odasına girmiş kapısını kapatmıştı,
ben de kapının altından ona kalpli, malpli sevgi mesajları olan resimler yollamıştım.
Bugün o bana banyo kapısının 
altından bu resimleri attı.

Ve bir an tarif etti, çok sevdiği…
Benim eve gelip, ayakkabılarımı çıkartırken,
salona kafamı uzatıp, gülümseyip, merhabaaa dememi çok seviyormuş.
Küçük tatlı, sıcak yüreğinden öperim seni… 

21 Kasım 2013 Perşembe

Dünyanın dengesi...


Babam, epeyce otoriter bir adamdı canımın içi, Allah rahmet eylesin.
Ama tatlı-sert dediğimiz cinsten. Bizi canı gibi sever, üstümüze titrerdi.
Sevgisini de gösterirdi, öfkesini de.
Öyle normal erkek arkadaşımız bile rahat rahat eve telefon edemezdi.
Sorgu sual başlardı. 

Dayım da öyleymiş. Annemin attığı adımı sayarmış.
Bir önceki nesilde büyük bir çoğunluk var
sanırım böyle. 

Ve hiçbirinin aklına bile Ali'lerle Ayşe'leri ayırmak gelmedi.
Gelemezdi. Çünkü bu çağlar öncesine gitmek demek… 

Dünyanın dengesini bozmayın,

biz böyle bir arada iyiyiz, dokunmayın Ali'ye, Ayşe'ye… 


19 Kasım 2013 Salı

Mutlu anlar…


Piyano derslerine başladık, öyle seviyor ki koşa koşa gidiyor :) 

Louise Hay'in ayna meditasyonunu öğrettim ona, 
ne kadar erken farkındalık geliştirirlerse o kadar iyi. 


Yağmur ve Damla'nın yeni yaşını kutladık. Arkadaşlar hasret giderdi, bi de azdılar ki…


Dün çekim vardı, güzel geçti, keyifliydi ;)


Ve günün üstüne bi de tatlı yedim ki, mmmmmm…
Teyzesinin küçük Derin Mavi'si... 


 Mutlu anların hepsine teşekkürler : )

13 Kasım 2013 Çarşamba

An'da olmak…


Geçen hafta Anıtkabir'e gideceğiz diye yazmıştım, 
4 anne , 4 çocuk gidecektik Ankara'ya.
Çok heveslenmiştik ama çocuklardan bazıları hastalandı, gidemedik.
Çocuklar hayalkırıklığına uğradı ama her şeyde bir hayır vardır,
gelecek haftalarda uygulayacağız planı..

Ama 'an'ın tadını çıkartmalı… 
Hafta sonu Anıtkabir planı olmasa da, 
arkadaşlarla geçirilen vaktin,
bu sabah yaprakların güzelliği ve 
yine sabah kızımın okuduğu şiiri dinlemenin 
güzelliği… Tadına varılası…




8 Kasım 2013 Cuma

Yürüyelim arkadaşlaaaar...



Heyecan dorukta. Yarın analı-çocuklu 
Ankara'ya Anıtkabir'i ziyarete gidiyoruz.
( Ya gitmezsek suratına bakar mısınız?)

 Bu da okulda sorulan soru üzerine Yaz'ın verdiği cevap :


Yaşasın, Ankara bekle geliyoruz! 






6 Kasım 2013 Çarşamba

Fil kadar olamıyor insan bazen…



Yaz'ın okulunda GEMS denen bir sistem uygulanıyor.
(Merak edenler için sistemin tanımı şurada. )
Özünde fen ve matematik konularını eğlenceli bir şekilde işleyerek, 
sayılar, büyüklük, küçüklük ve benzeri konuları çaktırmadan ve merak duygusunu kaşıyarak
öğreten bir sistem benim gördüğüm kadarıyla.
Bu haftanın konusu fillerdi ve bizden de filler konusunda merak uyandırmamız için yardım istedi öğretmenimiz. Ben de şöyle biraz araştırayım ve derleyeyim dedim.
Fillere şaştım kaldım ve bir kez daha hayran oldum.

Derlediğim şeylerden birazını paylaşayım dedim.
Belki siz de sohbet arasında miniklerinizle paylaşırsınız belki…
Mesela ders verir gibi değil de, alakasız zamanlarda 
biliyor musun filler ayakta uyuyormuş dediğinizde Yaz'ın çok ilgisini çekebiliyor.


Biraz araştırınca haklarında bilmediğim bir sürü şey olduğunu öğrendim.
Asya ve Afrika fili çok farklıymış mesela.
Afrika fili evcilleştirilemiyorken, Hindistan'da neredeyse evcil hayvan gibi 
hayatın içindeymiş...


Biliyor musunuz, sürü diş fil tarafından yönetilirmiş!


Bebek filler, ilk başta hortumunu kullanamazmış,
takılıp düşermiş.
Anne fil 6 ay boyunca bıkmadan usanmadan hortumu nasıl kullanacağını öğretirmiş.


Hortumuyla koca bir ağacı sökebileceği gibi 
küçük bir bezelyeyi dalından koparabiliyormuş ve hortumları onların her şeyiymiş,
hortumlarına zarar geldiğinde uzun süre yaşayamazlarmış.

Küçük bir fil çamura düştüğünde, hemen sürüdekiler yardıma koşarmış.
Kurtarıldıktan sonra, tüm sürü tek tek gelip hortumlarıyla ona dokunarak
koklarlarmış. Sevgi gösterisiymiş bu


Hindistan'da fillere öyle güvenilirmiş ki, evlerin bahçelerine girip çıkarlarmış.
Hatta anneler, bahçeden dışarı bir yere gidecekleri zaman file emanet ederlermiş çocuklarını…
Çünkü başka hiçbir hayvanı çocuğun yanına yaklaştırmaz, çok iyi korurlarmış.
Filler çok iyi bir çocuk bakıcısıymış yani...


Bu arkadaş da annesinin karnında :) 


Filler kuraklık olduğunda çok uzun mesafeler boyunca yürüyüp göç ederlermiş ve hep aynı yoldan giderlermiş. İşin ilginci yollarında dal ve çöpleri temizleyerek ilerlermiş!!! 


Bunu Yaz'a anlatmadım tabii ama ölümleri de çok enteresan.
Öleceklerini anladıklarında bir mağaraya gidiyorlarmış tek başına,
aileden bazı filler yanına girmeye çalışıyormuş,
diğer filler kapının önünde onları iterek uzaklaştırıyormuş.
Tek başına ölüyorlarmış. 

Kolaycacık bir fil çizimi de buldum arada : )


Filleri daha iyi tanıdıktan sonra daha da çok sevdim….
Kesinlikle… 

Bu da Yaz'ın geçen sene fille tanışma sahnesi… 


[  Haaa fil gibi acıktım deyimi var ya, çok haklı bir deyim.
Günde 200 kg saman yiyorlarmış bu arkadaşlar, 
16 saat boyunca kendilerini beslemek zorundalarmış yani… ]





1 Kasım 2013 Cuma

Yağmur Mutluluğu




Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri.

Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin hemen hemen hepsi keyifli renklerde ve tarz ürünler. Üstelik hepsi birbirinden kaliteli ve dayanıklı. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor.


Gelelim Tchibo’nun bu haftaki temasına; Yağmur Zamanı. Evde battaniye altında bir fincan kahveyle camdan yağmuru izlemek çok zevkli, evet. Peki her dakika dışarıda olmak isteyen çocuklar? Su ve kir geçirmeyen doğayla dost Ecorepel ürünler, su ve kir tutmayan BIONIC FINISH ECO malzemeden kumaşlarla yağmur çamur demeden çocuklarınızla sokağa çıkmaya hazırsınız!


Yağmur Zamanı temasındaki tüm ürünler birbirinden güzel ama yağmur kıyafetlerinde çocuğunuzun sağlığına öncelik veriyorsanız, aradığınız ürünleri bu temada bulacaksınız.



Yağmur Kıyafetleri denince akla ilk gelen yağmurluk oluyor tabii. Sizin için bele hafif oturan, kırmızı ve lacivert renk seçenekleriyle şık bir yağmurluk, çocuğunuz için dünya tatlısı desen ve renklerde Termal Çocuk Yağmurluğuyla mükemmel bir anne-çocuk olacak ve herkesin ilgisini çekeceksiniz. Daha da soğuk havalarda çocuğunuz için çok havalı bir Termal Mont, Örgü Bere ve Şal takımıyla onu soğuktan koruyabilirsiniz. Bu arada kendinizi de ihmal etmeyin ve 3’ü 1 arada şık bir mevsimlik monta dolabınızda yer açın.

Yağmur Zamanı temasında bunlardan başka birçok ürün daha bulunuyor. Daha ayrıntılı incelemek için Tchibo.com.tr’ye tıklayıp, keşfe başlayabilirsiniz. Aynı zamanda 444 28 26 numaralı Telefonla Sipariş Hattı’ndan da alışveriş yapabilirsiniz. Şöyle keyifli bir alışveriş yapıp, sonrasında da kahveyle yorgunluk atmak isteyenleri, çalışanlarının yüzünden gülümseme eksik olmayan Tchibo mağazalarına davet ediyor ve ekliyorum yeni temalardan herkesten önce haberdar olmak için Tchibo Facebook (https://www.facebook.com/tchiboturkiye) sayfasını beğenebilirsiniz. Keyifli alışverişler!

Bir bumads advertorial içeriğidir.