10 Şubat 2014 Pazartesi

Aşkın kokusu


#BumerangDeneyimGunleri kapsamında Ayşe Tolga ile bloggerlara koku atölyesi olduğunu öğrendiğimde
"işte bu etkinliğe gitsem, çok güzel bir deneyim olur" diye düşündüm.

Ayşe Tolga'nın bildiğiniz gibi aisha isimli bir markası var, aromaterapi konusunda uzun zamandır çalışmaları var. 
Aromaterapi ilgimi çeken konular arasında olduğu halde, çok da derinleşememiş olduğum bir konu.
Öyle olunca, aşk hakkında yazısını yollayan bloggerlar arasından seçilen 
10 kişi olmaya niyet ederek yazımı yolladım, kazandım : )

Mekan çok sıcak, şeker bir yerdi. Bebek'te, "Her şey hikaye"…
Yaklaşan Sevgililer Günü nedeniyle etkinliğin adı Aşkın Kokusu idi, 
ama genel olarak koku üzerinde konuştuk, edindiğimiz bilgiler ışığında 
bir erkek, bir kadın kokusu yaptık.

Ayşe Tolga, önce kokuların özellikleri, parfümün ilk ortaya çıkışı, hangi kokuların insanda hangi duyuları uyandırdığını anlattı. Çok güzel bir sunumdu. 

Şu anda üzerine onlarca koku sinmiş notlarıma bakarak size birkaç bilgi aktarayım. 
Öncelikle  ilkel atalarımızın tehlikeyi ya da güvenliği kokularla hissettiğini ve 
ona göre davrandıklarını biliyor muydunuz? 

Yani aslında bütün duyguların kokusu var. 
" Bir yerde okumuştum, kendinizi yırtsanız 
da anlaştığınız/anlaşamadığınız 
insanların kokusuyla uyuşmuyor olabilirsiniz. " 

Ayşe Tolga da bir örnek anlattı; çok fena korkmuş erkeklerden alınan ve geliştirilen bir kokunun özleri işleniyor ve sakin sakin popcorn yiyen sinema izleyicilerinin olduğu salona sıkılıyor. İzleyiciler hiç sebeplerini anlamasalar da korkuyu hissediyorlar.
Yani korkunun kokusu var. 
Tabii aşkın da, kıskançlığın da… 

Gelelim, teknik konulara… Parfümler notalardan oluşuyor.  
3 nota var: Üst nota: İlk burnumuza çarpan, 20-30 dakikada uçan içerikler. 
(Turunçgiller bu aileye mensup mesela. )
Orta, yani kalp nota: Daha kalıcı… Kokuyu gövdelendiriyor. (Meyvemsi kokular) 
Dip nota: En geç koku veren, ama en kalıcı olan koku öğesi. (Köksü, ağaçsı öğeler bunlar. )

Kokular etkileri de farklı bildiğiniz gibi. Hanımeli seksiymiş mesela, şekersi kokular ise daha genç kız işi… 

Bu bilgiler ışığında üç ondan, beş bundan derken, kendi kokularımızı yapmaya giriştik. Çok eğlenceliydi. Menekşeyi gören, bana acı portakalı uzatır mısınız, sandal lazım bana… 
Sanırsınız, Patrick Suskind'in Koku romanındaki dahi burun Grenouille'yiz hepimiz. 

O değil de, yeni deneyimler beyin jimnastiği için çok iyi. Yeni şeyler öğrenme fırsatını hiç kaçırmamak lazım. 
Koku nasıl mı oldu? Orasını boşverin :-P Mühim olan katılmaktı.


Bu arada Bumerang'a çok teşekkürler bize bu deneyimi yaşattığı için.

Torbamızdan çıkan stickerlara ve tam benlik olan kitaba bayıldım.
Harikasınız. 





1 yorum:

annesiningülü dedi ki...

ne keyifli bir gün :)