18 Şubat 2014 Salı

Fark yaratan insanlar

“Tanrı birinci el insanları sever. Orijinal ol, kendine özgü ol, birey ol, kendin ol.” der Osho EGO adlı kitabında. 

Fark yaratan, orijinal insan olmak için illa bir Mandela, bir Einstein, bir Gandhi, bir Osho olmak gerekmiyor. Kendimizi yansıtan, yaşama özenle dokunan, birinin gününü güzelleştiren, fark yaratan insanlar önce kendi enerjilerini yükseltiyorlar, sonra çevrelerini, sonra da kelebek etkisiyle birçok kişiyi etkiliyorlar…    

Her gün onlarca CV geliyor mesela. Ama yukarıdaki posta  kartına yazılmış işgörüşmesi isteği gibisi gelmiyor her zaman…  
Yüzünü gülümsetiyor, çünkü orijinal. Kendi olabilecek kadar cesur…

Bir diğeri...Bizim işyerinde dönemsel olarak çalışan başka biri… Öylesine orijinal ve kendi ki. İyi ki gelmiş, buraya yolu düşmüş diyorum. Bir kutu koydu önüne… İçinde bir dolu küçük kağıtlar üzerine yazılmış mesajlar. İsteyen kutudan bir tane çekiyor, yerine bir tane kendi yazdığı bir mesajı atıyor. O gün içinden ne gelirse…  Zaten neye ihtiyacın varsa o mesaj seni buluyor bir şekilde. Bu fikri yaşam alanımıza taşıyarak, ortamın enerjisini ve frekansını yükseltti, bu net. 


Orijinal olmanın sırrı, cesarette biraz da. Senin orijinal fikrine gülünebilir belki, belki alay edenler de çıkabilir.
Oysa senin hücrelerinden, ruhundan, benliğinden yansıyorsa birileri mutlaka değerini bilir.
Zaten en değerlisi de kendini bulmak ve olduğu gibi ifade edebilmek değil mi, kimse değerini bilmese ne yazar ki ;) Öyle değil mi?

Fark yaratmak, herkesin sunduğu kurabiyenin üzerine küçük bir iyi niyet yazısı ekleyerek satmak bazen. Ya da yemeğin yanına mesajını vermek… Kalplerde karşılık bulacak "insani" yanını, mizahi tarafını göstermek...

Marc Levy'nin Sonsuzluk için 7 gün kitabında, romanın kahramanı dünyayı iyiye götürecek bir yol aramaktadır. Sokakta karşılaştığı bir adama sorar : 
                                   "İyilik yapmak için en iyiyi gerçekleştirmek için ne yapardınız?"
"Yanımdaki herkese bütün olasılıklara dair ümit verirdim. 
Biraz önce harika bir şey keşfettin, farkına bile varmadan… 
"Benim durduğum kemerin önünden geçerken bana gülümsedin. Ardından, sık sık buraya yemek yemeye gelen o dedektif arabayla geçti, Suratından hiç eksik etmediği somurtkan haliyle bana baktı. Bakışlarımız karşılaştı. Ben ona senin gülümsemeni aktardım. sonra da onu ayrılırken gördüm.  Dudaklarında senin gülümsemen vardı. O halde, birazcık ümitle o da göreceği kadın ya da erkeğe bu gülümsemeyi iletecek. Ne yaptığını anlayabiliyor musun? Kötü olma ihtimaline karşı bir tür aşı buldun sen. Herkes böyle yapsa, günde yalnız bir kez, sadece gülümsese, yeryüzünde dolaşacak mutluluğun bulaşıcılığını hayal edebiliyor musun? "
İşte kelebek etkisi… Fark yaratmak, yolunu bulabilene, kelebeğin ilk kanat çırpışıdır, her şeyin başlangıcıdır, romandaki o sihirli gülücük gibi.
    

6 yorum:

pe hito dedi ki...

Kendi olmalı insan bencede :)
Osho çok severim
Cv iyi fikir :)

anne cafe dedi ki...

harika bir yazı harika fikirler. çok teşekkür ederim günümü aydınlattın, bende de senin gülümsemen kaldı :)

Deniz dedi ki...

pe hito :)

Anne Cafe :) Ne mutlu bana, seninki de bende
şimdi : )

annesiningülü dedi ki...

unutmamalıyım!
bu ara az gülümsüyorum :)
Yağmur dudaklarımı yukarı kaldırıyor bu halimi gördükçe

Deniz dedi ki...

Baharcım, gözümün önündeki yüzün hep gülümsüyor senin :)

annesiningülü dedi ki...

:)