6 Mayıs 2014 Salı

"36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya çalışmışlardır"


Tarihte bugün… Denizler'in günü. Aşağıdaki Deniz Gezmiş'in savunması, her dönem okunası…
Yukarıdaki fotoğrafı ise ilk defa gördüm, küçük öğrenci Deniz...
İşte 24 yaşında  "Yalnız, biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz." diyen Deniz'i savunması
Samsun'a çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşları da idama mahkum edilmişti, unutmayın diyor Deniz. 


"Ben, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve Alpaslan Doğan beraberdik. iddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur.

iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. 
Yalnız, biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz. Türk halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz. Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik.

Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık. İddianamede geçen ve bana atfedilen hükümleri kabul etmiyorum. Ben silahımı halka, orduya karşı kullanmadım. Ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve 'halka ve orduya karşı kullanırım' şeklinde beyanda bulunmadım. Öteden beri arzetmiş olduğum gibi bu ülkede anayasayı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa'yı ihlal edenlerse
ortadadır. Anayasa'nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa'yı uygulamayan yavuz


kimseler de hala ortadadır. Yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler. İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık
savaşına karşıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna karşı, reformlara karşıdır. Onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya çalışmışlardır. bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum
eden hepiniz dahil sizlersiniz. Ve sonunda idam isteğiyle buraya getirildik, Türkiye'nin
bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve
hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye halkına armağan ettik, bunun aksini iddia edenler vatan hainidir. Biz stratejik olarak düşüncelerimizi hiçbir zaman saklamayız. Hangi şartlarda olursak olalım bunu açıkça söyleriz. Düşüncelerimizi mezara kadar götürürüz. Nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak,düşüncelerimizi her zaman
açıkça ifade ederiz. Tarih evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa bizi de temize çıkaracaktır, buna da inanıyoruz.
profesyonel devrimci bugünün Türkiye'sinde kendini hayatı boyunca Türkiye'nin bağımsızlığına adayan kimsedir. (İddianamede) 'fikir özgürlüğünü ve
anayasayı paravan yapanlar, önceleri Atatürkçü
geçinirken onun fikir ve şahsiyetiyle küçük görmeye başladılar' şeklinde ve 'sadece Mustafa Kemal tarafını beyan ediyorlardı' şeklinde bir cümle mevcuttur, bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmezler. bu kasten tahrif edilmek isteniyor. Bu cümle artniyetle hazırlanmıştır. Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.

35 milyon metrekare vatan toprakları işgal
altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla
suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı. Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. Anayasamızın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk.

Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum.
halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin
bağımsızlığından başka bir şey istemedim
ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyorum.
onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur
duyuyorum.
Kurtuluş savaşını da yerli yerine oturtmak gerekir.

Biz elli sene evvelKurtuluş Savaşı'nı vermiş bir ülkenin çocukları olarak kurtuluş savaşının gerçek tahlilini yapmaya her zaman muktediriz.

Biz yine çok iyi biliriz ki, Türkiye kurtuluş savaşını
yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir.

Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada istanbul'da bulunanlar bunları yapanlara 'eşkıya' demiştir. Türkiye'nin kurtuluş ve bağımsızlık savaşında ne şekilde bağımlı hale geldiğini de belirtmek gerekmektedir. Ayrıca iddianamede Türkiye halkının bir takım etnik gruplardan teşekkül ettiği iddiaları ve bunu bizim yaptığımız, ortaya attığımız ithamları mevcut bulunmaktadır. Birinci Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin kararında ve misakı milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. Türk ve Kürt kavimi yaşamaktadır. Birinci Büyük Millet Meclisi kararı böyledir. Türkiye'de iki kardeş kavimin ve ulusunun yaşadığını kabul etmektedir. Bunu kabul etmek
bölücülük değildir. Bu iki kardeş unsur birinci kurtuluş savaşını müştereken başarmışlardır. güney cephesinde düşmanla omuz omuza savaşmışlardır. bu ikisine birden türkiye halkı diyoruz. ve bu iki kardeş unsur ikinci bağımsızlık savaşını da müştereken başaracaklardır.

Öğrenci hareketlerine gelince iddianamede öğrenci hareketlerinin başlangıç tarihi 1968 olarak belirtilmektedir. Bu tarih yanlıştır. Türkiye'de öğrenci olayları 50-60 senedir eksik olmamıştır. Sultan Hamid'in tıbbiye talebelerini Sarayburnu'ndan
denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye'de devam edegelmiştir.
1908'i hazırlayan hareketler ileriye dönük hareketlerdir. Vagonli'yi tahrip eden gençler ilerici gençlerdir. 2.dünya savaşı sırasında 'faşizme hayır' diyen gençler ilerici gençlerdir. Ve 28 nisan 1960 tarihinden özgürlük savaşı veren gençler ilerici gençlerdir."


………


Ve biliyor muydunuz? Atilla İlhan'ın o meşhur Müjgan şiiri var ya… Onun hikayesini…
Kendisi şöyle anlatmış :
" 12 mart sonrası kahır günleriydi.bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: DENİZ’LERE kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim.
Deniz bulanıktı; simsiyah alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın çalkalantılı....
Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra....vapurda sessiz bir köşe bulup yükses sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm." 

"BİR YANGIN ORMANINDA PÜSKÜRMÜŞ GENÇ FİDANLARDI
GÜNEŞTEN IŞIK YONTARLARDI SERT ADAMLARDI
HOYRATTI GÜLÜŞLERİ AYDINLIĞI ÇALKALARDI
GİTTİLER AKŞAM OLMADAN ORTALIK KARARDI"
" 6 MAYIS 1972 "

Bir kadın ismi sanılan "Müjgan" eski dilde "KİRPİK" anlamına geliyor ve şairin " müjganla ağlaşmaktan" ne söylemek istediği orada çözülüyor.
O "DENİZLERE" AĞLIYORDU 
  
O MAHUR BESTE ÇALAR

ŞENLİK DAĞILDI BİR ACI YEL KALDI BAHÇEDE YALNIZ
O MAHUR BESTE ÇALAR MÜJGAN’LA BEN AĞLAŞIRIZ
GİTTİ DOSTLAR ŞÖLEN BİTTİ NE ESKİ HEYACAN NE HIZ
YALNIZ KEDERLİ YALNIZLIĞIMIZ DA SIRALI SIRASIZ
O MAHUR BESTE ÇALAR MÜJGAN’LA BEN AĞLAŞIRIZ

BİR YANGIN ORMANINDA PÜSKÜRMÜŞ GENÇ FİDANLARDI
GÜNEŞTEN IŞIK YONTARLARDI SERT ADAMLARDI
HOYRATTI GÜLÜŞLERİ AYDINLIĞI ÇALKALARDI
GİTTİLER AKŞAM OLMADAN ORTALIK KARARDI

BİTMEZ SAZLARIN ÖZLEMİ DAHA SONRA DAHA SONRA
SONRANIN BİLİNMEZLİĞİ BİR BOYUT KATAR Kİ ONLARA
SİMSİYAH BİR TESELLİ OLUR BELKİ KALANLARA
GECELER UZAR HAZIRLIK SONBAHARA.
ATİLLA İLHAN 

1 yorum:

Yazgüneşi dedi ki...

ne zaman aklıma gelseler ağlarım..
karşıyaka mezarlığına her gidişte ziyaret eder ağlarım...
anılarına sahip çıkamadık, uğruna asıldıkları vatanı ne hallere düşürdük diye ağlarım..
ben ebediyete dek yirmilerinde kalacak bu yakışıklı delikanlılara hep ağlarım...