15 Temmuz 2014 Salı

Kızıma mektup



Sevgili kızım;

artık gelenek oldu her doğum gününde 'kızıma mektup' adıyla sana yazmak… 
Bir önceki mektuba baktım bu sayfayı açmadan önce, şöyle yazmışım:

Hayatta tesadüf diye bir şey yok.
Gördüğümüz, tanıdığımız, dokunduğumuz, yaşamımıza dokunan
her şey, herkes bir nedenle var.
Senin bizim kızımız olman da öyle… Birbirimizden öğreniyoruz...
Rutin bilgiler, ansiklopedik veriler değil kastettiğim.
Bizim gibi bir anne/babaya sahip olmayı deneyimliyorsun bu dünyada,
biz de senin gibi bir çocuğu yetiştirmeyi...

Bunu bir kez daha hatırlamak iyi oldu.
Niye birbirimizde gözlerimizi açtığımızı hatırlamak…
Bilinçli ya da bilinçüstü bir şekilde birbirimizi seçtiğimizi bilmek…
Birbirimizi zorladığımız noktalarda, gelişimimizin saklı olduğunu hissetmek…
Günü yazmak o yüzden güzel. Geçmişte yakaladığın küçük bir bilgeliği bazen unutuyorsun,
okuyunca evet ya deyip hatırlıyorsun.

Evet, bir yılı daha devirdik ve sen 6'lık oldun. 
Yediden gün aldın, ki bu söylem senin için çok önemli…
Koskocaman 7! Kendimi hatırlıyorum, 18'e girince bişey olacak sanıyordum. Bir anda reşit olacağım ve dünya değişecek… Sen de bi' telaş büyümek istiyorsun. 
Hem büyümek istiyorsun aslında, hem bebek kalmak… Bizim küçük bebeğimiz kalmak için şımarıyor, yapışıyorsun bazen bacaklarımıza… Ee tabii, bu sene çok büyük yenilikler yaşadın.
Kardeşim dediğin kuzenin oldu. Yani aileye bir bebek geldi. 
Sen en küçük değilsin artık. 
Hem çok seviyorsun onu, hem de içten içten ilgiyi bölüşmek senin için çok yeni, alışmaya çalışıyorsun.
Nereden mi biliyorum, itiraf ettin küçüğüm. 

Acaba hatırlayacak mısın bunları? 
İçeride babaannenler vardı, beni mutfağa çektin;
ağladın ve herkes kuzenimle ilgileniyor, üzülüyorum.
Anne itiraf ediyorum, kıskanıyorum… Ama nasıl hüngür hüngür ağladın.
Bi parça suçluluk da vardı, o kadar çok seviyorsun ki miniği,
kıskandığın için de üzülüyordun belki. 
Dinledim, sen içini döktün rahatladın. O günden beri de daha rahatsın.
Bugün söylüyorum, ileride de daha iyi anlayacaksın, insani ve çocuksu duygular bunlar olabilir. Suçlama kendini…
…….

Suçlama demişken… Kendini suçlama ama arkadaşlarını ve çevreni de her şey için suçlama.
Bu sene okulda, hazırlık okudun, okuldaki ilk senendi.
Bir sürü yeni arkadaşla tanıştın, çok seviyorum sınıfını…
Senin de çok sevdiklerin var içlerinde.
Ama bu sene, 'herkesin seni suçladığını' söylemeye başladın ve sen de sık sık onları suçluyorsun.
Bunu değiştirmek için elimden geleni yapıyorum bugünlerde.
Yaşamının sorumluluğunu almak durumundasın bebeğim.
İsterdim ki, o kitap odamızda okuduğum tonlarca spritüel kitabı senin aklına ve ruhuna 
bir huniyle akıtabileyim. 
Ama yağma yok, yaşayacak, deneyimleyecek, anlayacaksın. 
Umarım. Ben elimden geleni yapacağım. Anne sözü :)

Kuzucum, sana söylemeye çalıştığımda of anne of of, diyorsun bugünlerde. 
O yüzden buraya yazıyorum, okursun bi gün.
Şikayet etme, suçlama! Yaşadığın her şeyin bir nedeni var. 
Yaşadığın her şey daha önce ektiğin bir tohumun tomurcuğu…
Ettiğin her kelime bir kehanet! Güzel tohumlar ek…

Arkadaşlarında gördüğün kötü yanlar, ya da bulamadıkların…
Senden yansıyanlar, ya da sende olmayanlar belki.
Onları suçlama, ama kendini illa sevmeye de zorlama.
İçgüdülerine güven, sana çıkarsız, sıcak yaklaşını hissedersin.

Sen bir ermiş, bir buda değilsin, yani henüz… 
Kendini huzurlu, mutlu hissettiğin insanlarla ol.
Öyle olmuyorsan zorlama kendini.

Evet dediğin zaman, evet, hayır dediğin zaman hayır anlamına gelsin.
Herkes de bunu bilsin. Yaz diyorsa doğrudur desinler.

Bu sene üçlü arkadaşlıkların içinde olmayı deneyimledin.
Eskiden yuvadayken işin kolaydı.
Bir kankan vardı, kalbini ona akıtıyordun, o da sana. Yuvarlanıp gidiyordunuz.
Bu sene üç kişi iyi arkadaş oldunuz.
Bazen diğer ikisi birbirine daha yakın oldu. 
Senin kalbin kırıldı. 
Oysa ki bazen de belki içlerinden biri senin gibi hissediyordu.
Üçlü arkadaşlıklar dengedir, bulursun terazinin ortasını, alışman lazım sadece.

Lider ruhlu olduğunu söylüyor öğretmenlerin.
Bu bazen seni zorluyor. 
Bazen başkalarını… 
Kişiliğinle birlikte büyürken var olabilmeyi, 
sosyalliğin gerekliliklerini de yapabilmeyi öğreniyorsun. 

Kızım olduğun için gurur duyuyorum.
Dili kullanımın, hayal gücün, anniiiş diye seslenmen, insanlara sevgini göstermen…
İçimden sevgi dolup taşıyor.
Anneannenin doğum gününde yaptığın konuşmayı unutamayacağım mesela.
Masanın başına geçtin, hiçbirimizin aklına gelmeyecek bir masa başı konuşması yaptın.
Gururla karışık sevgi fışkırması yaşatır böyle anlar…

Bu yıl da ara ara beni çıldırttığın zamanlar da oldu. 
Bağırıyorsun ara ara….
Anne!!!! diye. Bağırarak konuşmuyoruz deyince de sen bağırıyorsun diyorsun ya…
Grrrrrrr, sakin sakin diyorum kendime içimden.

Hala ben uyutuyorum seni. Bazen çok uzun sürüyor uykunun kollarına bırakman kendini.
Daha çok benim kollarımda olmak istiyorsun çünkü.
Dün gece, saat 12.00'de hala yanındaydım.
Tam dalıyorsun, çıkarken kapı gıcırdıyor, uyanıyorsun, anneeee gel, çok güzel tutuyordun elimi diyorsun. O sırada gözlerim karanlıkta tavana dikilmişken şöyle düşündüm; 
çok yorgun oluyorum, gecenin uzun sürüşünden evet.
Ama birkaç sene sonra, yanında yatmak isteyeceğim, belki sen diyeceksin ki, 
anne yalnız kalabilir miyim? Tadını çıkartabilmeli… Ama şu gözlerden süzülen uykuyla, gecenin kendine ait bölümünü feda etmeme kapışması yok mu? Özür dilerim, biraz kısa sürsün istediğim için uyku süreci… 

'Anne yalnız kalmak istiyorum."  Sanki şimdi demiyor musun?
Oyuncaklarınla oynarken, yalnız kalmak istiyorum, kapıyı kapatır mısınız? 
Biz de yalnız oynayabildiğin bu dakikaları sana bırakıyoruz.
Eh biz de biraz içeride dinleniyoruz ne yalan söyleyeyim.

İnat ettiğin zaman, istediğini yaptırmak için koşulları zorladığın zaman 
ya sabır çekiyorum, doğru.
Ama telafi ediyorsun canım. O da geçiyor.

Hala biraz gece uykuya dalarken karanlıktan korkuyorsun.
Biraz yüz bulsan, koşa koşa odamıza gelirsin.
Ama kısmen daha iyisin, kendini sakinleştiriyorsun. 

Artık daha kolay vakit geçiriliyor birlikte.
Gidip bir yerde oturduğumuz zaman, hadi anne sohbet edelim diyorsun.
Anneannen dedi ki, artık hiç yormuyor, tam istediğim kıvama geldi :)
"Resim yapıyoruz, sohbet ediyoruz, arkadaşlık ediyor bana… "

Eylül'de ilkokul 1'e başlıyorsun canım.
Okumayı yazmayı öğrenmeni sabırsızlıkla bekliyorum.
Çünkü ikisi de benim için yemek gibi, hava gibi…
Ne yazmadan, ne okumadan yapabilirim.
Bakalım sen de benim gibi mi olacaksın, ve baban gibi?
O zaman kendin okursun belki uyumadan önce; )

Diş perisi gelmedi bize.
Gelmeden yeniler çıktı. İki dişin var arkadan arkadan çıkan…
Ama dişçimize sorduk normalmiş, olurmuş.
Diş perisini de bekliyoruz artık yeni yaşında.

Bak geçen seneki mektupta bi de böyle demişim :
"Her şey, ama her şey insanları bölebilir.
Milliyet, inanç, dil, meslek, statü, çıkar çatışması...
Sana yolunda ışık tutacak tek gerçek var ballı böreğim;
SEVGİ."

Biz sana etiketleri sıfatları öğretmiyoruz. Bize de öğretmediler, insanı sev.
Sadece "insan" var gerçek olan. Düşünen, kalbi olan, nefes alan… 
Sev… Saygı duy…

Yaş oldu 6. 6 yıl daha büyüdüm. 
Seninle büyümek çok güzel.
Senden çok şey öğreniyorum.
Umarım, sen de benden güzel şeyler öğreniyorsundur.
Boyuna posuna koca ayaklarına bakıyorum.
Bayaaa bi büyüdü yahu diyorum kendi kendime.
Ben yetişkin oldum dedin ya geçen gün kendine, 
hadi oradan bücür dedimse de epeyce büyüdüğünü kabul etmeliyim.

Ama anne olunca anladım, ne kadar büyürsen büyü, 
sen bizim bebeğimizsin işte…

İyi ki doğmuşsun, iyi ki varsın… 
Yaz kızım...





8 yorum:

dijle dedi ki...

DENİZ'cim Yaz kızımla nice nice güzel yıllar,yaşlar...Her satırı döne döne okudum...Nasıl sakince,nasıl güzelceinasıl bilgece seviyorsun...Birbirinize aidiyetiniz bir şans...Daim olsun

Deniz dedi ki...


Canım Dijlecim, iyi ki varsın…

ΒЄƉΔЯƉЄМ dedi ki...

Sevgili Deniz, hepimizin anneliğini betimlediğin her satıra ayrı gülümsedim. Büyüdükçe daha sıkı tutuşan elleriniz hiç ayrılmasın. Sevgiyle ve hep iyiyle karşılaşsın yaşamı boyunca. Birlikte olacağınız çok uzun yıllara.....

Neriman Demirok dedi ki...

Yeni yaşınız mutlulukla geçsin. Ben kızımla aynı yaştalar. Ve anlattıklarınız ne kadar da tanıdık😄 Sevgiler

asyaselda dedi ki...

Bu mektupları ben bile bu kadar seviyorken Yaz'ın ilerde bunları okudugundaki alacagı keyfi dusunemiyorum. Örnek alınası anne kız ilişkinizi seni Yaz'ı çok seviyorum
iyi ki dogmus:)

asyaselda dedi ki...

Bu mektupları ben bile bu kadar seviyorken Yaz'ın ilerde bunları okudugundaki alacagı keyfi dusunemiyorum. Örnek alınası anne kız ilişkinizi seni Yaz'ı çok seviyorum
iyi ki dogmus:)

Deniz dedi ki...

BUrcucum, amin canım :) Aynı dualar hepimiz için

Neriman Hanım teşekkürler :)

Seldacım canımsın: )

Bilgen dedi ki...

bu mektupların takipçisiyim! İyi ki doğdun Yaz!