25 Ağustos 2014 Pazartesi

İyi bir cüce ol, haftan güzel geçsin.


İyi Cüceler'i ne zamandır takip ediyordum, ama bir Avrupa yakası vatandaşı olduğumuzdan bi türlü 
ayak basamamıştık.  Caddebostan'daki bu dünyanın iki nefis kelimesini, 
kitap ve çocuğu bir araya getiren mekana gittik bu hafta sonu… 
"Okula merhaba" drama etkinliği vardı. 
Katılım yaz sebebiyle sanırım, düşüktü, ama katılanlar çok eğlendiler. 

İyi Cüceler yakın zamanda el değiştirdi, eski sahipleriyle tanışma fırsatı bulamamıştım
ama yeni sahibesi Ece hanım ve ailesi gerçekten çok şeker. Mekan da çok sıcak, mahallenin tatlı kitapçısı şeklinde. Yaş gruplarına göre dizilmiş kitapların yanı sıra, kış boyu aktiviteler de sürecek, takip etmeni öneririm. 

Etkinlik başlamadan önce, Yaz dedi ki, özel bir oda yok mu? Burada mı yapacağız?
Burada yapacağız ama isterseniz, anneleri bahçeye alalım dediler.
Biz bahçede bekledik.

Sonradan söylediğine göre haklı çocuk.
-Gözaltında olmak istemedim! 



İçeriden aldığım bilgiye göre hayallerindeki okulu çizmişler, isim vermişler.
Bizimkinin okulunun adı özgür okul! 
Özgür okulu nasıl çizmiş? Kanatlı…  
Nerdeeee öyle okul be tatlım…
Ama sevdim hayalini 

 


 Dur bi dakika, biz öyle bir etkinlikle bırakır mıyız hafta sonunu?
Oradan çıktık, en geyik filmlerden birine Barbie bilmem neye gittik.
Diğer animasyonların yanında hem çizimi zayıf animasyonun, hem de çok bişey katmıyor.
Ama biz de arada eğlenceli vakit filmi seyretmiyor muyuz o da olacak. 


Çok komik şeyler yumurtladı gene. Hafta sonlarının bu özelliğini çok seviyorum, 
daha çok yakınlaşma, kucaklaşma, itiraf, kahkaha, paylaşma var.

Sinemada benim seçtiğim buzlu içeceği içmek için tutturdu, en sonunda verdim al sen iç,
ben hiçbir şey içmesem de olur.

İçti, içti, sonra döndü benim yanağımı okşadı. Annecim, olaya bi de iyi tarafından bak, beraberiz, çok güzel bir gün geçirdik. Asma suratını… !  

Bi de bugünlere düşülmesi gereken not,
sesini yükselttiğinde hemen pişman olup, özür diliyor.

Gördüğüm, onlarla birlikte sinir katsayımızı artırmamak gerektiği…
Siz sakin kaldıkça onlar da sakinleşiyor.

Laf lafı açmışken, Metin Hara'nın YOL kitabına  başladım,
insanların sinirliyken zihninin BETA dalgasında olduğunu söylüyor.
Yani eski insanı ve hayvanları düşünürseniz, vahşi bir hayvan tarafından kovalandığınız, ya da hayatta kalmak için kovaladığınız stres frekansı… Aynı zamanda korkunun frekansı. 
Yetişkin ilişkilerinde de öyle karşınızdaki sinirliyse belli işte Beta'da…

Evet dostum, sana Beta'ların karşısında bile Alfa'da kalabileceğin bir hafta diliyorum ; ) 


1 yorum:

defne dedi ki...

Teşekkür ederim :) zevkle okuyorum..yaz ismini ben de çok sevmiştim yani hala seviyorum tabi ama ilk duyusta sevmek etkilenmek..böyle isimleri severim...ilk etki önemli 😊😊