31 Ocak 2014 Cuma

Şarkılardan fal tuttum aşka...



Aşk nedir diye sordum kendime? Teoman cevap verdi: "Aşk nedensiz sevmektir" diye…

Aşk var mı dedim aslında cevabı bilerek Ortaçgil yetişti: "Kafdağı'nın ardına saklansa bile aşk var."

Ego yoktur gerçek aşkta değil mi dedim, "Aşk yok olmaktır" dedi yanık sesiyle.

Sevdiklerinle güzeldir her yer bilirim, destekledi beni Dalkılıç
"Neyleyim İstanbul'u?"diye sordu yumuşak yumuşak.

Kızdığımda, öfkelendiğimde ne yapmam lazım dedim? Cevap Gökhan Türkmen'den geldi :
"Aşk lazım." 

Kurban bağırdı kulağıma : "Yalan dostum, aşk diye bir şey yok"

Demir yok dedi, olur mu öyle, gökten aşk için indik yere, sana söylüyorum, "Aşktan da öte." 

Sordum evrene doğru yolda mıyım diye, MFÖ yanıtladı : "Hep böyle sev" diye…

 Ezberlenince tüm şiirler, okununca bildik mısralar ne olur aşka dedim. Kolpa girdi devreye :
"Beni aşka inandır."  

Neyse ki günün sonunda Pinhani girdi her seferinde . "Ben ki sevmekten hiç usanmam." 

Ve her sabah Yeni Türkü'yle : "Aşk yeniden…" 



30 Ocak 2014 Perşembe

#‎annefirarda


İnstagram'da hashtag yaptım, annefirarda diye… 
Belki daha fazla firar için gaza getirir :) 
Geçen gece, annefirarda etkinlikleri kapsamında sinemaya gittik.
Şöyle bi hesap yaptık Murat'la,
en son birlikte gittiğimiz yetişkin filmi Bulut Atlası imiş! Düşünün artık. 

12 yıllık esaret filmini seçtik. 
" İnsanı sallayan, silkeleyen bir film. 12 yıllık esaret. Özgür bir adamken, kaçırılıp köle olarak satılan ve 12 yıl boyunca esaret yaşayan Solomon Northup’un gerçek hikayesi… Solomon, iki çocuğu, mutlu evliliği, müzisyen kimliğiyle özgür bir adam. Bir gün, kendini köle tüccarlarının elinde buluyor. Oradan oraya satılarak köle oluyor. Bir kez daha insanlığın nelerden geçtiğini hatılıyor insan filmde. Utanç basıyor yapılanların gerçek olduğunu düşününce… Kırbaçlar, yavrularından ayrılan analar, kendini beyaz olduğu için zulüm yapmada özgür sananlar… Bildiğimiz tarihin içinde yeni insan hikayeleri…
Hikayelerin içinde de düşündüren diyaloglar, yaşanan ikilemler saklı… Haksızlığın içinde ayakta kalabilmek, özgürlük için dayanabilmek, risk almak, bazen risk almaktan korkmak. Mecbur kalıp, kırbaç vuran olmak… Umutsuzluğunu unutup, umut verebilmek… İyi olan karakterin kötü olma potansiyeli, kötü gözükenin aşık olabilmesi… Herkesle aynı denizin içindeki bir balıkken, köleliğin haksızlığını efendinin yüzüne vuran bir beyaz olabilmek."  

Biz filmdeyken, anneanne ve babannesiyle özgürlüklerin doruklarını yaşayan 
küçük Aysel Gürel'den manzaralar da bu tip şeylerdi. Nasıl ? :)



Bu arada dün nasıl gelip gelip sarılıyor, annecim çok özledim diyor. 
Yapmak lazım böyle, daha sık hem de… 

27 Ocak 2014 Pazartesi

Aldım ifadeni!




Dedesi geçen gün telefonda senin ifadeni alıcam demiş, bizimki de alamazsın ki ifademi, nasıl alacaksın. İnsanın ifadesi yüzünde olur, kimse de onu alamaz demiş. Ben de bu mimikli şempazenin ifadesini flipagrama aldım :)))) Ve de çok güldüm ettiği lafa…

22 Ocak 2014 Çarşamba

Ne güzel şarkı bu…

Frozen'ın şarkısına bayıldım… "Let it go"

"Bırak, gitsin…" 







20 Ocak 2014 Pazartesi

Güzel anlar bankası; Kidzmondo, Frozen ve ilk sunum




Hafta sonu, ilk istikamet Yaz'ın okulu idi. 
İlk portfolyo sunumu vardı hatunun… 
Cuma günü okula gidememiş ve provalara katılamamış olsa bile gayet iyi idare etti.
Güzel güzel anlattı bugüne kadar neler yaptılar ettiler.

Cumartesi günü yaptığımız güzel bir aktivite de sömestir tatilinde açılacak olan Kidzmondo ziyareti idi.
Bizim ajansın müşterisi oluyor kendisi. Tanıdık çocuklara biraz test sürüşü şeklinde öngösterim yaptılar. 
Çok değişik bir konsept.
Çocuklar içeri girdikleri andan itibaren büyüklerin dünyasındaki hayatın, mesleklerin küçük bir demosunu deneyimliyorlar. Girişte bir uçak bileti alıyorlar, içeride bankada Kidzmondo para alıyorlar,
bazı aktivitelerde bu parayı harcıyorlar, bazılarında ise mesleklere ait reyonlarda çalışıp para kazanıyorlar. 


Mesela yeni doğan ünitesinde çalışıp, bebeklere bakıyor, onlara nasıl davranılacağını öğreniyorlar. 
Üstüne Kidzlira kazanıyorlar. 
Burası Migros… Dönüşümlü olarak, kasiyer, reyon görevlisi ve müşteri olabiliyorlar. 






Güzellik salonu… İster süsleniyorlar para harcıyorlar, ister oradaki modellerin saçını yapıp, 
para kazanıyorlar.

Hayatında ilk defa ojeli sokağa çıkan Yaz'ın havasını görmeliydiniz. 


 Bu da hafta sonu ganimetlerinden.. Bayıldım, yeşil dudaklı kadına 
kirpikli bayan güneşe ve vazodaki çiçeğe…


 Ve güzel anlar bankasının en güzel parçalarından biri de Frozen…
Harika bir animasyon… Tavsiye ederim. 


Anneanneli, gofretli öğleden sonra da bankamızın en değerli parçalarından… 

( Haaa bu arada annesozu.com'da kidzmondo ve Frozen'dan detaylı bahsedeceğim
bilginize. )


15 Ocak 2014 Çarşamba

Çocuk netliğinde yaşamak...


Dün akşam yine yatma saatinde sohbet ediyoruz, 
başladı dökülmeye…

"Bizim okulda falanca var ya…" 

"..evet? var…"

"O sürekli Yaz, Yaz, Yaz diyor, sürekli peşimden geliyor. Sürekli bana güzel şeyler söylüyor." 
(kız bir arkadaş bu, yanlış anlaşılmasın. ) 

"… e tatlım ne güzel işte…"

"Kulağa iyi şeyler gibi geliyor ama beni bunaltıyor. Bunalınca istemeden öfkeleniyorum."


Ne kadar net değil mi? 
Duygularını net olarak anlamlandırabilmek… 
Duygularından utanmamak...
Ne kadar güzel. 

13 Ocak 2014 Pazartesi

Sahne insanı… Sahne aşığı…



Nasıl seviyor sahneyi…
Babasının işyeri en güzel oyun alanından daha eğlenceli onun için.
Tam bir sahne insanı…
Umarım ileride sahne sanatlarıyla uğraşmayı seçerse
çıkabileceği yüzlerce sahne bulur.
Umarım seçtiği işte mutlu olur.

Geçen gün anlatmıştım, Robie Williams'ın Gentle şarkısı şu an ki favorisi:




10 Ocak 2014 Cuma

2 kitap önerisi




Hafta sonu gelirken, belki fırsatınız olur kitapçılara uğrarsınız, 
Yaz'ın kitaplığından 2 güzel kitap önermek istiyorum. İlki Kara Kedi, Güzel Kedi… Siyah olduğu için sokaklarda dışlanan, sonra sahibi tarafından çok sevilen bir kedinin hikayesi. Çocuklara önyargısız, her rengi sevmeyi öğreten çok şeker bir kitap.








İkincisi, Bir gün tavşan kralken.. Ormanda tavşanın kral olduğu ülkede bütün vatandaşlar çok mutluymuş. Çünkü tavşan, aslan gibi şiddetle yönetmiyormuş ülkesini.Derdi sıkıntısı olan hayvanı dinliyormuş tavşan…Aslan o ülkedeki hayvanların nasıl bu kadar mutlu olduklarını merak etmiş. Ve tavşan kralı kaçırmış. Ona nasıl bu kadar mutlu olduklarını sormuş ama tavşan cevabı bilmiyormuş…
Cevap bütün hayvanların birbirine bağlı olması, hepsinin birbirinin yardımına koşması ve mutlu olmak için çaba göstermeleriymiş…





Mutlu mesut okumalar…
İyi hafta sonları kitap kurtları ve minik kitap kurtcukları :) 

9 Ocak 2014 Perşembe

Anadan kıza arkadaşlık


Arkadaş dediğin, kilometrelerce uzağa, 
sınırların ötesine gitmiş olsa, 
yıllarca görüşülemese bile kaldığın yerden devam ettiğin kişidir.
Sitemsiz, eksiksiz, teklifsiz…  

Kitapları paylaştığındır, hatta giysilerini, sırlarını… 

Yeri geldiğinde dinlediğin, 


yeri geldiğinde birlikte kudurduğundur… 

Öğreten… 


 Güldürendir… 


Birçok sırrı paylaştığındır.


Bazen aristikorat gibi takıldığın, bazen ayak takımı olabildiğin bir yol arkadaşıdır.



 Taaa Bosna'lara yerleşen, artık senede bir görüşebildiğim 
Ebru'yla yüzyıllık arkadaşlığımız, kızlarımıza da yansımaya başladı.
Çok mutluyum :) 

7 Ocak 2014 Salı

Senin Hikayen...



Fena halde bu filme gitmek istiyordum. 
Dün İrem'le de okeyleştik, evle de haberleştik.
Ama o da ne, cüzdanımı evde unutmuşum.
Fakat bu filmi görmeliymiş, boşverdim, ehliyet yok, para yok.
Hadi İrem gidelim. 

Senin Hikayen aldı götürdü beni 5-6 yıl önceye… 
Nasıl anne olmak istedim, nasıl baba olmak istedi….
Nasıl taşıdım, nasıl bir olduk, nasıl kendi hikayemizi yazmaya başladık.
Nasıl uykusuz kaldık, nasıl şükrettik, nasıl dua ettik, nasıl etrafımızı sevindirdik, bazen nasıl yorulduk,
nasıl ağladık, nasıl güldük… İlk defa nasıl bıraktım evde, ilk defa nasıl babasına bırakıp aylar sonra kızlarla dışarı çıktım, hep fotoğraflarını gösterdim, onu konuştum, bazen eski kendimi özledim, 
ama her zaman "İyi ki…" diye dua ettim! Çok şükür dedim. 

Filmin bir yerinde baba adayının babası çocuk sahibi olmayı şöyle tarif ediyor. 
“Çocuğun olduğunda ölür, yeniden doğarsın, başka bir insan olmuşsundur artık.”
Gerçekten öyle… Başka bir insan oluyor insan. 
Filmin çok detayına girmeyeyim ama baba adayının annesi çocuk için bir defter hazırlamış,
adamın bütün hayat hikayesini, yazmış, yapıştırmış… 

Neyse ki, bizim de bloglarımız var. Senin hikayen diyebileceğimiz. 




An'ları kaydedebildiğimiz...


Ve o müzikler… Cem Adrian'ın güzel sesinden….


Seyredilesi… 

6 Ocak 2014 Pazartesi

Yaz'ın hayal sandığı


Bir hayal sandığı varmış kızımın. Sağ tarafta iyi şeyler, sol tarafta kötü şeyler varmış. 
Bir anahtarı varmış, anahtar onun içindeymiş.
Nedense, kötüler gece uykuya dalacağı zaman ortaya çıkıyormuş.
(Çizgi filmlerdeki kötü karakterler vs.) Gündüzleri güzel şeyler çıkıyormuş sandıktan.

Bunlar kendi ifadeleri… 
Dün gece, uyku saatindeyken bize içini açtı. 
Korkulu rüya görmekten neden korktuğunu anlattı. 

Bugünlerdeki favorisi, Robie Williams'ın şu şarkısı, onu dinleyeyim baba,
hayal sandığımdaki iyi şeyler artsın dedi.
İçinde söylenenler de bi içten ki… Bu şarkıyı Robie kızına yazmış. 
Babasına defalarca dinlettiriyor. Sandığımdan iyilikler taştı dedi sonunda. 
Sözleriyle olan videoyu da koydum o kadar içten ki, 
bir babanın kızına söyledikleri bu kadar mı kalbe dokunur: 
Bu orijinal klip: 

Bu da sözleri :


Yabancılarla  karşılacaksın, hayvanat bahçesine hoş geldin
Acı hayalkırıklıkları, bir ikisi dışında
Bazıları kızgın, bazıları kaba, bazıları iki yüzlü, birkaçı temiz

Genç bir adamla dans etmeye disco'ya gittiğinde,
Basit tut, öpmek zorunda da değilsin… 

Kahraman olduğunu düşünen idiotlarla vaktini harcama, sana ihanet ederler
Bize dayan

Bütün günler ve geceler boyunca, ben orada olacağım
Yaşamına karşı nazik ol, 
Eğer beni istersen orada olacağım, eğer ihtiyacın olursa orada olacağım… 

Kendini sevdirmeye çalışma, her telefona cevap verme
Bebeğim bir dev ol, bırak dünya küçük kalsın
Eğer seni kırmak isterlerse, babana haber ver bebeğim

Kalbini vermeye karar verdiğin zaman, 
onu hakettiklerine emin ol,
 Emin değilsen, bulana kadar ara… 

Işığa doğru git kızım
Ben de seninle geleceğim,
Bütün günlerinde ve gecelerinde
Adımı söyle ve orada olacağım. 
(ağlattı beni yahu) 

Babana bize bu şarkıyı tanıştırdığı için çok teşekkür ederiz.
Evet adımızı söyle ihtiyacın olduğu an biz oradayız, bebeğim. 

Ve sonra da ne mi oldu?
Bir de youtube'dan Stressfree Child diye bir kanal var ona üye olduk.
Mışıl mışıl huzurlu bir uykuya daldı… 


2 Ocak 2014 Perşembe

Onda neyi seviyorum?


Hani ailemiz, sevdiklerimiz zaten elde var 1000'le başlar,
can ciğer oldukları için severiz onları daha baştan.
Bununla beraber bazı kişilik özelliklerini daha bir başka severiz.
Ne iyi deriz.

Yaz'ın sevdiğim bir özelliğini yılbaşı tatilinde keşfettim, 
daha doğrusu üzerinde düşünme fırsatı buldum.

Yılbaşı için bir sürpriz yapmış, kalacak bir yer ayarlamıştım.
Yaz çok heyecanlıydı. Oraya vardığımızda kalacağımız bungolow'a 
girdiğimizde içerisi buz gibiydi, kaloriferi yakıp ısıtmamışlar.
Oda çok bir dızlaktı. İki yatak bir sehpa.

Bizimki gözlerini etrafta dolaştırdı, bozuldu biraz. 
Hiç böyle düşünmemiştim odayı dedi.
Doğrusu ben de daha sıcak, sevimli görmüştüm internetten…

Ama biraz sonra odayı ısıttık. 
Bavulları koyduk, yerleştik. 

İşte o sevdiğim özelliği boy gösterdi o aşamada :) 
"Alışabilirim sanırım…" dedi. 
Surat asmak yerine, alıştı da... 
Biraz Polyannalık onda da var sanırım ; _ )
Çok şükür ki… 

Umarım hepinizin yeni yılı iyi başlamıştır, 
iyi devam eder.

Görüşmek üzere, sevgiler...