30 Nisan 2014 Çarşamba

Bir tuğla da siz koyar mısınız?

 



LÖSEV için büyük bir heyecanla hazırladığımız kampanyamız hazır!

Projeyi duyduğumuz an çok daha fazla kişiye ulaşabileceğimiz için çok sevindik ve heyecanlandık.
Çünkü projenin kapsamı ve misyonu gerçekten çok büyük.
Yıllardır binlerce lösemili çocuğu sağlığına kavuşturan LÖSEV bu kez
7'den 70'e herkesi sağlığına kavuşturacak bir onkoloji hastanesi açıyor.
Türkiye'nin en donanımlı ve modern Onkoloji Hastanesi'ni açarken de
yine destekçilerinin yardımını bekliyor.

Reklam filmimizin müziği ise büyük usta Bülent Ortaçgil'in sevilen şarkısı; 
YÜZÜNÜ DÖKME KÜÇÜK KIZ… 

Bir tuğla da siz koyar mısınız canlar?

29 Nisan 2014 Salı

Şanslı danalar



Çok komik muhabbetlerimiz var bizim :) 
Unutmadan, karambole gelmeden
yazayım. 

İlki dünyanın en şanslı danalarıyla ilgili.
Anneannesiyle sohbet ederken,
Hindistan'da ineklerin kutsal olduğunu öğrendi.
Ve kesilmediğini… 
Oooo Hindistan'daki danalar çok şanslı demez mi:))))

…….  

Sıradaki şanslılar yiyecek satanlar :)
Geçen gün bir alışveriş merkezinin üst katında yemek yiyoruz, her taraf dolu. Boş masa yok.
Aşağıdaki ev eşyaları satan mağazaya baktı ve oradaki her şey olduğu gibi duruyor, 
yiyecek satanlar daha şanslı, daha çok satış yapıyorlar dedi :))

………

Ve sıradaki bomba bize geldi.
Dişlerini fırçalarken, bana seslendi:
"anneee senin çocukluğunda bazı kelimeler var mıydı?"
"Mesela?"
"Mesela anne…"
"E tabii çocuuum."
"Hani siz eski çağlarda doğdunuz ya, o bakımdan sordum?"
Hönkkk! 

İmza dinozor anne :) 

(Yukarıdaki de şu habire tatil günlerinden geçerken, 
bidiliğin yaptığı salatalıklı omlet. Iyyy gerçekten leziz :-P )

28 Nisan 2014 Pazartesi

Hayatımız tiyatro!


Dün Akatlar Kültür Merkezi'nde güzel bir oyuna gittik.
Uygur Tiyatrosu'nun sergilediği Kırmızı Pabuçlar… 
Keyifli bir oyundu. 

Yaz tiyatroyu, sahneyi, oynamayı daha doğrusu rol yapmayı çok seviyor.
Çok keyif aldık. Sonrasında da, babasının işyerine gittik ve sahne arkasını, kostümleri epeyce bir karıştırdı hanımefendi.

Havalı değil mi zilli  ; )



25 Nisan 2014 Cuma

Şimdiki çocuklar harika


Çocukluğumuzda okumuştuk, Şimdiki Çocuklar Harika kitabını…
Bugün tekrar okumaya karar verdim.
Bu kararı vermeme duyduğum bir karar neden oldu.

Bu kitabı öğrencilerine tavsiye eden 13 öğretmene soruşturma açılmış.
Bir basamak ötesi kitabın yasaklanması olabilir.
Ben de bir miktar kitap sipariş verdim. Konusunu belki bilirsiniz :

“Şimdiki Çocuklar Harika” kitabı 2 küçük çocuğun, Zeynep’le Ahmet’in mektuplaşmalarıdır. Aynı okula giden ve aynı apartmanda oturan çocuklardan birinin babası başka şehre tayin olur ve çocuklar mektuplaşmaya başlar. Mektuplarda büyüklerini eleştirirler, çarpık sisteme takıntılıdırlar esasında. 

Aziz Nesin, çocukların nasıl düşündüğünü anlamaları için anne, 
babalar ve öğretmenlere de tavsiye etmiş kitabı… 

Ben de, neredeyse klasikler arasına girmiş bu kitaptan 3 kişiye armağan etmek istiyorum.
Sizden isteğim, 
#şimdikiçocuklarharika  hashtagiyle ister burada bu postun altında yorum olarak
ister twitter'daki annesozu adresindeki paylaşımımın altında, 
ya da facebook'taki annesozu sayfasındaki paylaşımın altında 
bir cümle paylaşmanız

#şimdikiçocuklarharika çünkü… 
gibi.

Paylaşmak güzeldir ; )


24 Nisan 2014 Perşembe

Cumhuriyet Köyü'nde 23 Nisan!…



Polonezköy'den sonra yer alan Cumhuriyet Köyü'ne gittik, yılın ilk çayır çimen havasını çocuk bayramında açtık… Böyle bir bayrama sahip  olduğumuz için mutluyuz, gururluyuz.

Ayrıca da kutladığımız yer de çok manidar : -)



Bu da Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk fotoğrafı… İlk defa gördüm, ne ilginç… Çocuklar Pandora'nın kutusu gibi, düşünsenize kim bilir neler çıkacak içlerinden, ne yazarlar, ne çizerler, ne liderler… Şu anki çocuklara da o gözle baktığımızda, o değeri verdiğimizde, çok daha güzel olacak her şey… 






Önünüz, arkanız, sağınız, solunuz mutluluk dolu, fark edin ; )

22 Nisan 2014 Salı

23 Nisan için ajansımızdaki bücürlere sorduk:

Reklamcı bir ailenin çocuğu olarak reklamı nasıl biliyorlar,
reklamcı olmak istiyorlar mı, 
reklam nasıl yapılır biliyorlar mı? 

Bizi güldürdüler, Allah da onları güldürsün… 



Bütün çocukların 23 Nisan'ı kutlu olsun… 
Sevinin küçükler, övünün büyükler….


Önünüz, arkanız, sağınız, solunuz güzelliklerle dolu, fark edin ; ) 

Vialand Tema Park Yeni Sezon İçin Kapılarını Açtı, Dünyanın Eğlencesi Başladı!



120 bin metrekarelik alanda kurulu, 30 eğlence ünitesi ve 15 bin kişilik kapasitesiyle VIALAND Tema Park, 7’den 77’ye her yaşa sınırsız eğlence sunuyor.

Bu yıl tüm dünyada ses getirecek yeni ünitelerle yeni sezona 'merhaba' diyen VIALAND Tema Park, 3 saniyede 110 km hıza çıkarak dünyanın en fazla adrenalin yaratan 4'üncü Roller Coaster'ı olan 'Nefeskesen' ile Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethini insansı robotlarla anlatan 'Fatih'in Rüyası' üniteleri herkese unutamayacakları bir deneyim yaşatacak.



Saatte 900 kişilik kapasiteye sahip olan Nefeskesen, aynı zamanda adını Alman savaş pilotu Max Immelman tarafından geliştirilen pikeden almış olan dünyaca ünlü Immelman burgusuna da sahip. Maceraperestlerin Nefeskesen’de yaşadığı 4G kuvveti, sadece Formula 1 araçları ve F16 uçaklarında hissediliyor.



Çocuklar kadar yetişkinler tarafından da ilgiyle takip edilen SüngerBob’un denizaltı macerası da yeni sezonda VIALAND Tema Park’ta olacak. En iyi animasyon, en iyi ses düzenlemesi gibi birçok alanda 9 Emmy ödülü sahibi Süngerbob’un 4 boyutlu simulasyon gösterisi, uluslararası 26 farklı ödüle de sahip. Bir diğer eğlence ünitemiz de tamamen çocuklara yönelik Kaşif Dora olacak. Dünyada anaokulu çağındaki çocukların en çok ilgi gösterdiği karakterlerden olan Kaşif Kız Dora ile 4 boyutlu sinema keyfi yaşayacak olan çocuklar, Kaşif Dora ile eğitici bir maceraya çıkacaklar.

Dünya çapında büyük bir üne kavuşmuş ve tüm yaş gruplarından hayran kitlesine sahip Bruce Airhead de sezon boyunca VIALAND Tema Park’ta yapacağı gösterilerle ilgi odağı olacak. Dev bir şişme balonla yaptığı büyüleyici şovlarla Bruce Airhead, VIALAND Tema Park’la ilk kez Türkiye’ye geldi.

VIALAND'ın maskotları olan Kaptan Gaga, Vega ve Apostrof karakterleri bu yıl hikaye kitapları ile canlanıyor. Karakterlerin çizgi filmleri de yakında çocuklarla buluşacak.

VIALAND Tema Park, biletlerin online dahil birçok kanal üzerinden satışının gerçekleştirildiği yeni bilet satış ve sadakat sistemini, yeni internet sitesi www.vialand.com ile hayata geçirdi. Eğlence dünyasını erken rezervasyonla tanıştırarak binlerce kişiye uygun fiyatla eğlenme şansını yakaladı. Vialand’in erken rezervasyon kampanyası ise yoğun ilgi nedeniyle 30 Haziran’a kadar sürecek.

VIALAND Tema Park ziyaretçilerine farklı seçeneklerde eğlence imkanı tanırken, isteyen herkes tek biletle tüm ünitelerden sınırsız faydalanabiliyor. Grup, çocuk ve bireysel kart seçenekleri olan VIALAND Kart ile de sezon boyu sınırsız giriş, sınırsız eğlence hizmeti veriliyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->

Her başarının arkasında ilham ve cesaret veren bir öğretmen vardır.


Gerçek bir yaşam hikayesi dinlemiştim.
Bir köyde bir çocuk yaşarmış, geçirdiği çiçek hastalığı yüzünden gözleri görmez olmuş.
Önceleri köydeki çocuklar, onunla oynarken, sonra sıkılmışlar, onu aralarına almaz olmuşlar.

Babası ona bir saz almış, o da bir taşa oturur, kendi kendine çalarmış.
Bir gün aşağı köyden, bir adam çocuğa der ki, sen nereden öğrendin böyle çalmayı?
Kendi kendime öğrendim der çocuk.

Ben sana daha da iyisini öğretirim der ve o günden sonra çocuğa saz öğretir.
Sonrasında da onu daha da ileri gitmesi için cesaretlendirir.

O ÇOCUK AŞIK VEYSEL'DİR! 


Sabah duyduğum bir haber bu hikayeyi anımsattı bana.
8 yaşında hareket edemeyen bir çocuğa okuma yazma öğretmek için eve gelen öğretmeni…
Öyle ki sadece okuma öğretmekle kalmamış, her gün onu çalıştıra çalıştıra yürümesini sağlamış.



Her başarının arkasında bir öğretmen var. Mesleği öğretmenlik olmasa da,
yol gösteren, eğiten, ilham ve cesaret veren…
Allah herkesin karşısına iyi öğretmenler çıkartsın...



Yazıyı yazdıktan sonra karşıma bu laf çıktı, tam da üstüne geldi.

"Eğer hayatınızda bir çocuğa ilham olursanız, hayatınız başarılı geçmiş demektir."



Önünüz, arkanız, sağınız, solunuz güzelliklerle dolsun…
Sevgiler… 

21 Nisan 2014 Pazartesi

TEB Çocuk okullardaki çocuklarla buluşuyor



Çocuklara  para  biriktirmeyi  nasıl  öğretirsiniz?  Harçlıklarını  nasıl değerlendireceğini, ya da para nasıl kazanılır bunu anlatabilir misiniz ona? Şimdi TEB Çocuk ile çocuklarınız erken yaşta para ile tanışıp, erken yaşta tasarruflu olmayı öğrenecekler. Peki  nedir  bu  TEB  Çocuk?  TEB  Çocuk,  eğlenceli  uygulamalar  ve  oyunlarla çocuklara  parayı  tanıtmayı,  para  biriktirmeyi,  paranın  nasıl  kazanıldığını öğretmeyi  amaçlayan  bir  site.  

Ancak  TEB  Çocuk’a  sadece  bilgisayardan  değil ipad’den  de  ulaşabilirsiniz.  Ücretsiz  TEB  Çocuk  uygulamasını  itunes’dan indirebilirsiniz. Parayı Tanı bölümünde çocuklar kameraya elindeki parayı göstererek o paranın değerini öğrenecekler. Bakkal Amca bölümünde bakkal ve marketlerdeki ürünlerin fiyatları hakkında fikir sahibi olacaklar. Biriktir bölümünde para biriktirme yollarını öğrenecekler.  Limonatacı  oyununda  da  iş  kurup  ticaret  yapmanın  ne  demek olduğunu anlayacaklar. Para kazanmayı, para kaybetmeyi, para kazanmanın ne kadar zor bir iş olduğunu uygulayarak daha kolay kavrayacaklar. Aile ile birlikte oynanan Çalış-Kazan bölümünde ise evdeki küçük işlere yardımcı olarak harçlık kazanmayı ve onu biriktirmeyi öğrenecekler.  Tasarruflu olmayı ve bilinçli harcamayı tüm çocuklara yayma amacıyla TEB Çocuk şimdi  okullarda  çocuklarla  buluşuyor.  Siz  de  eğer  TEB Çocuk’un  çocuğunuzun okuduğu okula gelmesini istiyorsanız hemen sitedeki formu doldurabilirsiniz. TEB Çocuk  en  kısa  zamanda  boyama  kitaplarıyla  
birlikte  okulunuzda  olacak.

Doduğum ve ben :)


Nisan da aldı başını gitti, neredeyse bitti.
Daha şöyle bi' kırlara yayılamadık, ama yakındır.
Yine hasret gidermeli, birbirimizi tanımalı, haftanın açıklarını kapamalı bir hafta sonu yaptık.
Birbirimizi tanımalı diyorum, çünkü her gün kişiliği daha da oturan, kendine kattığı yeni şeyleri merak ettiğim bir hatun var karşımda. 


Neyse, neler yaptık bu hafta sonu… Babaanne, dede, amcayla hasret gidermeye gittik.
Meğer önceden telefonla istek menü yapmış, balık ve mücver istemiş.
Torun ister de yapılmaz mı?  
Ellerine sağlık babaannesinin...

Babaanne dedik de babaannesinin yıllık yazısını gördüm bu gidişimizde.
Çaktırmadan 'Korkmaz' aşkı çıtlatılmış yazıda :))


Pazar günü de, oyuncak müzesine gittik.
En sevdiğimiz mekanlardan birisi. O hafta önceden hiçbir plan yapmadıysak,
Oyuncak Müzesi garanti… 
Yine bir ahşap kedi boyadık önce...


Sonrasında "Doduk'un maceraları" adlı kukla tiyatrosunu seyrettik. 
Doduk, çocuk kelimesini Doduk anlayan bir çocuğun hikayesi...
Karma Drama ekibinin oyunu, çok sevdik, çok eğlendik.


Yolda gelirken gökyüzünde buluttan bir kalp gördük. 


Sabah da bisiklete yuva yapan zarafet timsali kumruya selam verip, 
hafta başladık. 

Önünüz, arkanız, sağınız, solunuz güzellik olsun e mi?
Sevgiler… 






18 Nisan 2014 Cuma

İnternette gördüğümüz her şey yalan mı?


Bazen sabaha motivasyon katabilmek için akşam için güzel bir şey vaat ediyorum.
Dün de sabahtan söyledim, akşam ben geldikten sonra yürüyelim beraber, gidip dondurma yiyelim…

Böyle zamanların sohbet fırsatı sunması da iyi oluyor.

Biz böyle kız kıza konuşarak giderken, önümüze zavallı bir kediciği kovalayan iki köpek çıktı.
Anne, sen barış konusunu işlerken, internetten bulduğun bir fotoğrafı vermiştin ya, hani köpeğin kediye sarıldığı… Yalanmış o. Bak gerçek hayatta öyle olmuyor. Eee bazen değişiklik gösterebilir dedim.

Yok yok ekranda gördüklerimiz yalan dedi ısrarla. Esma, internetten barbie'nin dolabını almış, orada mor elbise var gözüküyormuş, eve gelmiş bir bakmışlar ki yok.
İnternettekiler gerçek değil… 

Haydaaa, bir uçtan bir uca…. 
Ben de, evet kızım yalanlar da var doğrular da.
En iyisi sen gördüğün şeyleri araştır, her şeye inanma, sorgula…

Şimdilik bu kadar bilgi sana yeter ; ) 

17 Nisan 2014 Perşembe

Bir bilene sorun…


Dün okulda öğretmeniyle görüşmemiz vardı.
Birçok konuştuğumuz şeyin arasında,
güncel konular hakkında çok bilgili dedi.
Sormaya korktum ; ) 

Politika, Gezi, biz vs. her şey olabilir.


Bu da teyzesinden size sabah poğaçası :) 



16 Nisan 2014 Çarşamba

Sıcak çikolata



Okuldan her ay aile katılım takvimi geliyor.
Yani o hafta bitkiler konusunu işliyorlarsa evde yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini
biriktirin diyor mesela… Bildiğin bize ödev :)

Dün akşam, çocuğunuzla sıcak çikolata yapın diyordu listemizde.
Bi' numara yok aslında yapılan şey, sütü kaynatıp, içine çikolata kırmak…
Ama sabahtan sözleştik, sıcak çikolata yapacağız diye,
akşam da beraber tatlı bir zaman dilimini paylaştık.
Güzel oluyor böyle randevular…
 




15 Nisan 2014 Salı

Kalpler bir :)



Çok hoş bir eşzamanlılık yaşadık dün.
İşten eve geldiğimde, Yaz'la resim yapmaya başladık.
Yaz, sayfanın soluna iki kuş yaptı çiçek ve dalların üstüne koydu.
Sayfanın sağ tarafına da bir kız koydu.

Tam o sırada annem bir SMS gönderdi. Yukarıdaki yağlı boya tabloyu yapıyormuş o da aynı anda.
Solda iki kuş, yanda bir kadın…

Çok hoşuma gitti birbirinden habersiz aynı kompozisyonu yapmışlar.  


14 Nisan 2014 Pazartesi

Anne Sütünün Antibiyotik Kullanımı Gerektiren Hastalıkları Azalttığını Biliyor Muydunuz?



Sevgili anneler, anne sütü mucizedir, bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin ögelerini içerir. Eşsiz içeriği ile bağışıklık sistemi gelişimini destekler, antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıkları azaltır.

Bebeğinizin bağışıklığını guclendirmek için onu 2 yaşına kadar anne sütü ile besleyin. Anne sütü alımı azaldığındaysa bebeğinizin bağışıklığını Aptamil ile desteklemeye devam edebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->

Neyi paylaşamıyoruz?


Yaz'ın sınıfındaki kızlar genelde hepsi anlaşıyor ama 
bi üçlüsü var hep adlarını duyduğum…
Geçen günlerde anlatıp duruyordu,
Gökçe biz Esma'yla oynarken gelip, oyunu bozmaya çalışıyor falan diyordu.

En son kendi tespiti koymuş.
Anne bugün Gökçe'ye dedim ki,
 neyi paylaşamıyoruz?
Esma'yı mı paylaşamıyoruz??

Çözmüş çıkan sorunların altında yatanı…

(Eros heykeli taklidimiz nasıl, yukarıdaki? ) 

11 Nisan 2014 Cuma

Akşam havadisleri




Biraz akşam haberleri… Ömer, sınıftaki kızlar kendine aşık olsun diye 
tuvalette saçlarını ıslatıyormuş. Gökçe, Yaz, Buse ve Esma ona aşık olsunlar diye yapıyormuş.

Başka neymiş? Gökçe ona yüz vermemiş, Esma Gökçe'yle oynamış vs.
Gökçe, Esma, Yaz üçgeninde ara ara denge sallanıyor, üçlü arkadaş zorlukları oluyor anlaşılan…

Başka ne varmış? Öğretmene çocuklar birbirlerini şikayet ediyormuş, bizimki de onlara, eski okulunda öğretmeninin önce kendi aralarında halletmeleri gerektiğini söylemiş,
 ama yine de şikayet etmeler sürmüş. 

Falan filan, akşam güle oynaya yattık.

Sabah servise yetişme konusunda atıştık maalesef.
Servis kaçtı, giyinip yetişemedi. 
Ben söylendim, o ağladı.
Servis başka bir çocuğu alıp geri döndü
Servise binerken ağlıyordu.

Eve gittim, lök içimde bir kaya.
Servise Telefon ettim, servis ablasından telefonu ona vermesini istedim.
Günün güzel geçsin dedim, seni seviyorum…
O süt dökmüş kedi sesi vardır ya,
Ben de seni anne… dedi…

Akşam ayrı, sabah ayrı… 
Dünden bugüne annelik halleri böyle işte...

10 Nisan 2014 Perşembe

Bir dil icat ettik aramızda...


Bir dil icat etmeye karar verdik, yalnız bizim anlayabildiğimiz.
Her gün 3 o, 3 ben kelime atıyoruz kafadan…
Yanına anlamını ve resmini çiziyoruz attığımız kelimenin… 
Her gün de bi fur üzerinden tekrar ediyoruz.
Çok eğleniyoruz.

Dil ne acayip, bazen her şey onun etrafında dönüyor gibi, bazen de ona hiç ihtiyaç yok sanki.
Hele ki çocuksan…  

(aşağıdaki fotoğraf Hırvatistan'dan.) 
 Hırvatistan'da küçücük bir sahil kasabasında, adını, dilini, milliyetini bilmediği insanlarla aynı oyuncağı kullanmaktır çocuk olmak… Büyüyünce de ayırmamak, sevmek, kucaklamaktır insan olmak...


 Daha hiç dilimizi konuşamazken kuruluyor aile-bebek ilişkisi.
Hiçbir şey konuşmadan, 
bakışlarla, dokunuşlarla…

Hep istiyorsun ki özel bir dilin olsun.
O yüzden midir nedir bilmem, 
bu dil uydurmaca oyunu benim çok hoşuma gitti. 

8 Nisan 2014 Salı

Balkanlar üzerinden gelen sıcak hava dalgası… :)


Yakın arkadaşım Ebru, 10 senedir Saraybosna'da oturuyor.
Senelerdir bir sen kaldın gelmeyen diyordu, neyse ki Murat'la ortak bir müsait zaman bularak
yanlarına gidebildik. -Eşi eşimin, kızı da kızımın arkadaşı oldu sonradan ne mutlu ki…-
 Hem hasret giderdik, hem de farklı bir kültürü 
yerlisinin gözünden tanıma fırsatı bulduk.  Üstüne de Dubrovnik keyfi eklenince unutulmaz günler ekledik anı koleksiyonumuza… 

Önce Saraybosna izlenimlerimizi paylaşayım. 
Burası için acıların coğrafyası diyebiliriz. Eskisi gibi olmasa da,
savaşın izleri her yerde. Bomba ve kurşun izlerinin durduğu binaları her yerde görebilirsiniz. 
Şehrin göbeğinde çok büyük bir alanda şehitlikler göze çarpıyor.
 Saraybosna'nın etrafı dağlarla çevrili, şehir çukurda…
Bir sabah, kalkıyorlar ki, tepelerde Sırp tankları… 
Bir şey yok, sizi korumak için buradayız diyorlar ama…
Çok kısa bir süre sonra olan oluyor. Yakın tarihimizin en kanlı, en vahşi günleri yaşıyor şehir.
Bugün, neredeyse her ailenin savaşla ilgili anlatacakları var, ama Ebru'nun söylediği bu konuyu konuşmaktan hoşlanmıyorlar. 
İnsan nasıl savaş ister, insan anlayamıyor…

Aşağıdaki ateş, şehrin merkezinde. Doğalgazla sürekli yanıyor.
Arkada Tito'nun bir sözü var.
Bu ateş yandıkça, Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar kardeş kalacaktır demiş.
Savaşta sönmüş mü acaba? 

Bu ateşin az ilerisinde pazar katliamı diye geçen pazar var,
burada onlarca insan olmuş, bugün yine pazar… 
(Bosna marşının dünyada benzeri yok biliyor musunuz,
sözleri yok. Çünkü hangi dilde olacak ki, Hırvat, Boşnak, Sırpça? Orada üç etnik grup bir arada, hala)


Saraybosna insanı bize çok yabancı değil. 
Ortak birçok kelime var.
"merhaba, haydi vs…"
Hele Türk dizileri burada ve Hırvatistan'da kültür elçisi görevi yapmış,
hepsi Türk dizisi seyrediyor. Bizim Türkiye'den geldiğimizi duyan
Sülüman, Dila Hanım falan diyor.
Bu arada Kıvanç onlara çok benzediğinden pek beğenilmiyormuş, 
asıl Burak Özçivit falan daha ilgi çekiyormuş.

Saraybosna lüksün olmadığı, her şeyin yeterli olarak bulunduğu bir yer.
Arkadaşımın söylediği, semtlerde zengin, fakir ayrımı yokmuş.
Aynı mahallede zenginin de, fakirin de evi olabiliyormuş.
Ekonomi rezalet bildiğiniz gibi. %60 işsizlik var.
Çöplerin yanına ekmek, artan yemekler falan asılıyor,
insanlar çaktırmadan bunları gelip topluyor, yiyorlar…

Ben Ebrular'ın bahçesine ve evine bayıldım.
Dediğine göre aynı sokakta, iki ev sonra bahçevanın evi varmış,
 herkes birlikte yani … 


Tarih kitaplarımızdan hatırladığımız 
1. dünya savaşının çıkmasına neden olan Sırp öğrenciyi hatırlarsınız,
hah, aşağıdaki arkadaş o… Burası da 1. dünya savaşının başlayışını anlatan müze...


Dediğim gibi ortak kelime çok...

  
Yolunuz düşerse, yöresel lezzetleri deneyebileceğiniz
harika bir yer Kibe Cahala… Boşnak böreği, köfte, orijinal adını unuttuğum bir çeşit mantı,
nefis şarap… Mmmm nefisti.  


Yaz bu kuzu çevirmeyi görünce yazıııık yazııık diye
söylendi durdu. Haklı çocuk…


Babalar ve kızları… Ecesu'yla Yaz tam birer kanka oldular. 

Aşağıdaki ev, meşhur tünel…
Savaşta bir kadının evinin altından halk tünel kazmış ve
abluka altındaki şehirden kaçmak için çok uzun bir geçit yapmış. 
Utanç tarihi… Binanın üzerindeki izleri görebilirsiniz…  


Ve hep sarmaş dolaş gezinen kankiler…


Yaz'ın öğretmenine göstermek için çektirdiği fotoğraflardan biri…


Ve hayal şehir Dubrovnik… Denizin dövdüğü muhteşem kayalıklarını mı söylesem, içeri girer girmez film seti gibi sizi karşılayan tarihi dokusunu mu, nefis deniz mahsüllerini mi, sokak müzisyenlerini mi?
Biraz zorlu olmakla beraber size tavsiyem, mutlaka surlarda şehir turunu alın. Avluları, günlük yaşamı
kuş bakışı gözlemleyebiliyorsunuz… Ve turistik kazık yememek için kenarda değil, bir iki sokak arkadaki restoranları tercih edin. 
Bir de bazı tasarımcı mağazalar var, meleklere bayıldım resmen… 


Sonrasında da dönüş yolunda Mostar'a uğradık. Mostar köprüsü de 1993'teki savaşta 
bombalanmış ve yıkılmış.
O yüzden, her yerde 93'ü unutma! yazılı taşlar görmeniz mümkün…









Ebrular sağolsunlar, bizi sahil yolundan göre göre Saraybosna'ya geri getirdiler.
Hele Cavcat diye bir sahil kasabasına uğradık ki, 
cennet gibi bi yerdi.

Nereler var hiç haberimiz olmayan diye düşünüyor insan.
Ve bunca yaşanacak şey, görülecek yer, konuşacak güzel konular varken
bizi meşgul eden gündem öyle uzaklarda görünüyor ki, sınırında dışına çıktığında…

 Görüşünceye kadar hoşçakalın dostlar, 
hoşçakal Sarajevo, Dubrovnik, Adriyatik!


2 Nisan 2014 Çarşamba

Daha karpuz kesecektik?


Geçen sabah, seçim sonrası gün okullar tatildi ya,
baba-kız evdelerdi, ben çıkıyordum.
Bağırdım ikisine:
"Ben çıkıyoruuum."
Babası dedi ki:
"Gitme ya, daha karpuz kesecektik?"
Yaz'ın o masum tepkisini hiç unutamayacağım, ya da en azından yazdığım için unutmam.
"Hiiiiiii, karpuz mu?" 

İşte çocukla yaşamın güzelliği… Karpuz aşığı kızım karpuz mevsimi geldi diye sevindi.

Seçimlere gelince. 
31 Mart'la şu andaki duygularım farklı.
Umutsuz falan değilim.
Kendime döndüm, düşündüm, yapmam gerekenleri… Hala da düşünüyorum.
Ama inanıyorum, değişim çoğu zaman zorlu görünür.
Ama bize çok şey öğrenir. 
Öğreniyoruz. Birbirimizi, değişmeyi, kabul etmeyi, ama pes etmemeyi…

Aşağıda başka bir platformda yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum :