30 Haziran 2014 Pazartesi

Pegasus, çocukların hayallerindeki tatili Dünyanın En Güzel Hediyesi’ne dönüştürüyor.



Pegasus’un yeni uçaklarına kız çocuklarının isimlerini verdiğini biliyor muydun?

İlk duyduğumda beni çok şaşırtan çok da mutlu eden bu bilgiyi sizinle paylaşmamın çok güzel bir sebebi var!

Pegasus Aile Bireyleri arasındaki geleneği 2011 yılından bugüne misafirleri ile paylaşan ve yeni uçaklarına kız çocuklarının ismini veren Pegasus, kampanyaya bu sene harika bir sürpriz daha eklemiş ve Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni kız çocuklarına vermek için tatlı mı tatlı bir yarışma başlatmış!

Düzenlenen resim yarışması ile kız çocukları “hayallerindeki tatilin” resmini çizecek, Pegasus'un yepyeni uçağı seçilen resimle boyanacakmış. Üstelik o uçağın ismi de yine o minik kızın ismi olacakmış.

Kızının hayalindeki tatili gökyüzüne taşımak senin elinde! Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni kızına vermek için dunyaninenguzelhediyesi.com’a tıkla, yarışmaya katıl.

Benim minik kızım resim yapamayacak kadar küçük ama ona da Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni vermek istiyorum dersen de ucagaisimver.com adresinden çekilişe katıl, kızının ismi yepyeni başka bir uçağa verilsin. Düşünsene kızının adı göklerde gezecek! Gerçekten de ona verebileceğin #engüzelhediye.

Dünyanın En Güzel Hediyesini kızına vermeye hazırsan, istikamet www.dunyaninenguzelhediyesi.com :)
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Güzel bir hafta olsun



Merhaba yeni hafta :-) 
Cuma gününü yeni bir çekimde geçirdik.
Arada oksijeni bol ortamlarda, ajans dışında olmak iyi geliyor.
Yalnız epey koşturmacalı oldu, çünkü belki biliyorsunuzdur, artık prodüksiyon sektöründe 
en fazla 16 saatlik çalışma saati uygulanıyor.
Senaryoyu bu süre içinde çektin çektin…

Bizim filmimiz de 3 ayrı mekanda geçiyordu, oradan oraya koşturduk, durduk.
Ama saçlarıma yapraklar düşecek kadar havadar bir ortamdaydık Allah'tan ; )  

Kızım da beni bir gün göremeyince, bi özlemiş, bi özlemiş, yapıştık kaldık :) 



26 Haziran 2014 Perşembe

Temsili baba-kız resmi…


Didişmecigiller, Yaz ve babası… Dün Murat diyor ki, taktı bana, benimle uğraşıp duruyor: )
Dedim ki sen de onunla öylesin ama, sizin böyle bi' yakınlaşma şekliniz var.
O onunla uğraşır, öbürü onun tepesine çıkar.
Baba kıza cadı der, küçük cadı babasına bi kamyon laf eder.

Birbirleriyle uğraşmadan duramazlar ve boğuşmadan…

Böyle de bi aşk işte… 

25 Haziran 2014 Çarşamba

Anneliğin %70'i manipülasyon ; )



Geçen gün benimle işe gelecekti küçük kuzum.
Gitti düdük gibi olmuş, eteği poposunda, rengi solmuş bir elbise seçti giymek için. 
Önce bunu giymesen dedim, baktım inatlaşacak, ne var bunda giyeceğim demeye başladı.

İnatlaşmak kaybetmektir. Hemen yeni bir strateji geliştirdim.
Benzer bir elbisemiz var, bej dantel gibi.
Ona hiçbir şey söylemeden, onu giydim çıktım ortaya.
Aslında ben de başka bir şey giyeceğim diye,
gitti benzer elbisesini giydi.
Bi de hoşuma gitti ki sonra Murat'ın çektiği fotolar.

Hahaaaaa! Sonuç zafer... Bir bücürcanla asla "hayır"laşmayın…
Bazen manipülasyon cennetten çıkmadır ; )

24 Haziran 2014 Salı

Güzellikleri görebilmeli insan…



Bence güzel şeyleri görebildikçe etrafınızdaki güzel şeyler artıyor.
Meselalar yazayım, görünce şükrettiğim.. 

Geçen akşam eve gelip de ablamızın yaptığı yemekler…
İnsan aç bilaç, yorgun argın gelip de öyle üç çeşit görünce 
nasıl da mutlu oluyor…


Mesela işyerimize yakın, yeni açılan Cook Point.
Nasıl özenli… Aynı yemeği, keyifle sunmak öyle önemli ki. 



Yanındaki ağaca da nazar boncuğu kondurmuş kibar kibar…
Nazar değmesin gerçekten… 





Sırf şu final için bile gidilir yahu…
İnsan bişey yapacaksa iyi yapmalı… Pahalı demiyorum, keyifli...


 Ve en tatlısını da sona sakladım.
Makyaj pamuğu alır mısın dediğim kocamın gelirken aldıkları…
Makyaj ve pamukla ilgili bütün ürün gamını bir arada görünce fotoğrafını çekmeden edemedim. 



Önümüz arkamız sağımız solumuz güzelliklerle dolu, yeter ki görmesini bilelim. 

20 Haziran 2014 Cuma

Evdeki %50'yi zor tutanlar :))

Geçen sene yaz okulu bir daha kesinlikle istemiyorum. Tatilin tadını çıkartmak istiyorum ben diye 
kıyameti kopartan hanımefendi, bu sabah ne dese buyurursun?

"Ben hep böyle evde mi oturucam?"  
Valla canım benim, sıkıldım dediğin anda 
bizim neslin en çok duyduğu sözle cevap veririm ona göre
sıkı can iyidir :-P 

Neyse efendim, daha okul kapanalı bir hafta oldu. 
Ama küçük küçük planlarla güne eğlence katmaya çalışılıyor. 
Geçen gün babaannesiyle babasının teyzesine gitti, orada kokoş kokoş kostüm denemeleri yapmışlar.
Ömür çocuk tipe bakar mısın? 


Şekilden şekile girmiş, süslenmiş, püslenmiş...


Tenise falan mı göndersem, biraz yorulsa enerji atsa 
bakayım araştırayım bi'…


Bu arada akşamları, küçük sürprizler hazırlayayım dedim.
Bi' resim yapıp için minik bişey koymak gibi.

Şöyle böyle bi bakıcaz 90 gün geçmiş gitmiş...





 İyi tatiller ; )

19 Haziran 2014 Perşembe

Çıkmayan dişten ümit kesilmez


Geçenlerde Yaz kendisi fark etmiş, anneeee benim dişim çıktı diye bağırdı.
Alt ön süt dişinin arkasında, daha süt dişi düşmeden, hatta sallanmadan gerçek dişi çıkmaya başlamış.
Eyvah dedim önce, ne olacak şimdi? 
Öndekini çektirmek zorunda mıyız acaba?

Biraz interneti karıştırdım, e tabii internet karıştırmak demek, kafa karıştırmak demek.
Kimi çektirmeli diyor, kimi normal diyor…
Ertesi gün bizim diş hekimimize telefon açtım, sordum.

Bu çok sık rastlanan bir şeymiş.
Çift sıra diş çıkması…

Ama korkacak bir şey yok dedi.
Arkadan gelen diş, öndeki süt dişini zamanla alttan eritir, böyle sallanmaya başlar ve düşer.
Zaten dil de sürekli sonradan çıkan dişi, öne ittirir dedi.

Yine de gözleriyle görsün diye götürdüm.
Söylediklerinin aynısını söyledi.
Şu an diş çekip ürkütmeye gerek yok dedi. 
Sallanacaktır dedi.

Neyse rahatladım.
Bekliyoruz şimdi…

Diş perisi kızımı hayal kırıklığına uğratmasın, 
o da düşen dişini alıp, yastığın altına saklayabilsin :) 



18 Haziran 2014 Çarşamba

Şerefinize konuşma yapanlarınız çok olsun : )

Bu çocuğun duygularını dile getirişine hayranım.
Geçen gün anneannesinin doğum gününde konuşma yaptı hatun.


Babalar gününden bir gün önceydi. Bu da babalar gününe özel konuşma: 


Ve bunlar da altın kızlar :) 


17 Haziran 2014 Salı

Babalık anlardan oluşur.


Geçen gün babalar gününde Murat itiraf etti,
ben kucağıma alınca anladım baba olduğumu diye…
O yüzden de sanırım pek kucaktan indirmiyor hala :) 

Afacanlığın biri bin para. 
Yaz da okulda hazırladığı babalar günü hediyesinde
babanın en iyi yaptığı iş bölümüne komiklik demiş. 



Babamla ilgili anlık, flaş anılar geliyor aklıma.
Ve o anılar benim çocukluk temellerimde taşıyıcı sütunları oluşturuyor. 
Onun bana bakarken gözünün parlaması, gurur duyması, bir jesti, bir okşayışı…
Boğuşmalar, gıdıklaşmalar…


Eğlencedir babalık, gülüşmek, şımarmak, kahkaha katmaktır hayata.
Eeeee o yüzden...
bol eğlenceli anlar diliyorum bütün minişlere ve ailelerine… 
Geçmiş babalar günü kutlu ve de mutlu olsun. 

Happy FUNther's day :) 



16 Haziran 2014 Pazartesi

Yaz'la dolu dolu bir hafta…



Önceki cumartesi gösteri, arkasından hafta içinde
satranç turnuvası, yüzme finali, karne derken
bütün hafta komple Yaz'ın oldu. 

Her anında kuzucumla gurur duydum.
Onun heyecanlarıyla ben de heyecanlandım, sevindim.
Kuafördeki havasından tutun, kıyafetlerini anlatırkenki coşkusuna hayran kaldım. 
Madalyalara bakmayın, gerçek bir yarış yoktu, herkes kazandı. 

Sevil öğretmeni, provalarda çektiği bir videoyu paylaşmış.
Benim kızım bildiğin köçek sanırım. 


Çok sevgili öğretmenleriyle zar zor bir fotoğraf çektirebildik.
Çünkü son gün artık çılgınlar gibi coşup,
sınıfı birbirine katmakla meşguldüler. 


 Evet kızlar, yolunuz açık olsun ; )  



6 Haziran 2014 Cuma

Vırak vıraaak pilatesci geldi!


Epeydir yogaya mı gitsem, pilatese mi başlasam, hangi bahaneyi bulsam da başlamasam mı derken,
bi sohbet sırasında Beste Frog 'dan bahsetti.

Diyordum ki, öyle bi yer olsun ki, düz ayak olsun, işe yakın olsun, çıkışta gideyim,
park yeri olsun, saati uysun, gözünün üstünde kaşı olsun falan da filan…

Frog, tam da burnumun dibinde, çok şeker bi' yer. 
Yani öyle hamlamışım ki, ilk dersi iyi bitirdim. 
Ama esnemek bi' harika dostum. 
Pilates de vücudu öyle bi açıyor ki, çıktığında kendini harika hissediyorsun.
Bu adı şirin, kendi şirin mekanı çok sevdim :)

Bunlar da, pilates hocası daha ileriye kadar esne deyince ben : )


Veeee hafta sonuna neşeli bir giriş olsun diye
kendime ve tüm pilates dostlarına bu şarkıyı armağan ediyorum :) 
Dinleyin, neşeniz yerine gelsin.

5 Haziran 2014 Perşembe

Biz iyiyiz de, çevremiz kötü :-P


Biraz sulu bi' başlık oldu farkındayım. Artık işi şakaya vuruyorum, ne yapayım.
Bu gün çevre günüymüş. 
Ben çevre gününe bol nane yapraklı ve limonlu bir bardak ılık suyla başladım.
Ama çevreyle ilgili birçok konuda ve alınan kararlarla bir bardak soğuk su içiyoruz.

Mesela nükleer, mesela dereler, mesela HES… Ama PES!
Eskiden devlet ormanların kenarına, içine ormanın korunmasıyla ilgili uyarılar asardı.
Bugün Karadeniz'de nineler, dedeler ormanını devletten korumaya çalışıyor.
Böyle de enteresan günler…


Ama çevreyi, ağacı korumadıkça, doğayla, insanla uyum içinde olmadıkça
aşağıdaki trajikomik görüntülere alışıyoruz. 
Aşağıdaki görüntü Ankara metrosundan…

Ankara'nın meşhuuur kırılan fışkıyesi olmasın bu? :) 

Çok mu sulu bir çevre postu oldu? 



4 Haziran 2014 Çarşamba

Hürriyet Sosyal veya Paylaşma Hürriyeti

Artık okuyucular hem Hürriyet yazarları hem de diğer okuyucularıyla interaktif ilişki kurabilecekleri, tartışma yaratabilecekleri bir platforma sahip olacaklar. Nasıl mı? Hürriyet Sosyal ile. Hurriyet.com.tr, Hürriyet Sosyal projesi ile dünyada bir ilki gerçekleştirerek sosyal tabanlı bir haber sitesine dönüşüyor. Bu yenilik ile birlikte artık her okur, kendine özgü bir hurriyet.com.tr oluşturabilecek, yazarları ve diğer kullanıcıları takibe alabilecek. Projenin en önemli noktası bir haber sitesinin dünyada ilk defa sosyal bir platform olma yolunda ilerliyor olması. Böylelikle okuyucular takip ettiği yazarların sadece köşe yazılarına değil kişisel postlarına da ulaşabilecek.



Sistemin en heyecan verici tarafı, okuyucuların diğer sosyal ağlarda kullandıkları "beğen, paylaş, yorum yap, takip et" gibi özelliklere hurriyet.com.tr gibi bir haber sitesinde de sahip olmaları. Okuyucular takip etme özelliği ile ilgisini çeken içerik ve haber kategorilerini, yazarları ve diğer okuyucuları takibe alabilecek, içeriklere yorum yapabilecek, beğendikleri içerikleri, önemli buldukları ve gündeme getirmek istedikleri haberleri ‘Öne Çıkart’ butonu ile Hurriyet.com.tr ana sayfasına taşıyabilecekler. Paylaş butonu sayesinde kendi oluşturduğu veya takip ettiği yazarların ve diğer okuyucuların içeriklerini hem kendi Hürriyet Sosyal hesabında, hem de diğer sosyal medya hesaplarında paylaşıp takipçilerine kolayca ulaştırabilecekler. Paylaşımlarına hashtag ekleyebilecek, ekledikleri hashtag’ler ile okuyucuların içeriklerine daha kolay ulaşmasını sağlayabileceği gibi kendi gündemlerini yaratıp sitedeki mevcut tartışmalara da dahil olabilecekler. Ayrıca kullanıcılar etiketleme/ bahsetme özelliği sayesinde de paylaşımlarına kendisini takip eden kişilerin kullanıcı adını etiketleyerek o içeriğe dikkat çekebilecek veya o kişiyi bir tartışmaya davet edebilecekler.

Hurriyet.com.tr'ye giriş yaptığınızda, takip ettiğiniz yazar ve diğer okuyucuların paylaşımlarını "Bana Özel" kısmından görüntüleyebilecek, "Bildirimler" kısmından sizi takip etmeye başlayan yazar ve kullanıcıların, öne çıkar butonu ile öne çıkarılan ve paylaşılan içeriklerinizin haberlerine kolayca ulaşabileceksiniz.

Tüm bunların yanı sıra şayet benim gibi blog yazarıysanız içeriklerinizi Hürriyet Sosyal'in özelliklerini kullanarak daha çok kişiye ulaştırabilecek, aynı türden içeriklere daha kolay ulaşabilecek, beğendiğiniz içeriklere sizi takip eden kişilerin de ulaşması için onları paylaşabileceksiniz. Bu sayede aslında sitede var olan ancak ana sayfada gösterilmediği için okunmayan ve ilgilisine ulaşamayan kaliteli içerikler de okuyucularıyla buluşabilecek. Ben Hürriyet Sosyal sayesinde bir yazımı keyifle okuduğum bir yazar olan Yonca Tokbaş'la paylaştım, bir yazara doğrudan ulaşmanın, yazımın o yazar tarafından okunması ve paylaşılması heyecanını tattım bile.

Hürriyet Sosyal dünyasını keşfetmek, yazarlara, okuyuculara, birçok kategoriden habere ve binlerce içeriğe kolayca ulaşabilmek ve onları sizi takip eden kişilerle kolayca paylaşabilmek için yapmanız gereken tek şey Hürriyet Sosyal’de üyelik oluşturmak. Hürriyet Sosyal bu deneyimi yaşaması için kullanıcılarını bekliyor.

İçerik: www.supercellma.com
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Zenginlik böyle bir şey…


Akşamları bi' vicdan oluyor çalışan annede.
Kısıtlı vaktimiz daha verimli nasıl geçirilebilir, nasıl daha çok sohbet edilir, ağzından güne dair nasıl daha fazla laf alınır,
oyun mu oynasak, TV açık, kapatmalı vs…

Bazen de koyveriyorsun, sadece yanında oturup, ayağını okşuyorsun.
Öylece sadece yanında oluyorsun.
Böyle günler de yaşıyorsun.

Annelik kısa bir koşu değil, maraton çünkü.
Arada sen de güç topluyorsun bir de akışın yumuşaklığına kendini bırakıyorsun.
Bazen biri iyi geliyor, bazen bir diğeri…

Gerçek zenginlik de böyle bir şey işte.
( Geçen gün Yaz'ın söylediği geldi aklıma, biz fakir zengin miyiz? Yani ne demek o dedik, 
yani orta dedi :))) 

Bakın bu da günün kartı ; )


Bu arada Youtube, senin şu atarlı hallerinden fenalık geldi, yokluğunda seni
Spotify'la aldattım haberin olsun. 


3 Haziran 2014 Salı

Günaydın güneş…


Bazen günler sertleşir, ruhun sertleşmek istemez ama o da dayanabilmek için 
biraz kabuk bağlamaya çalışır.

Bazen kimseye kızmazsın, kendine kızdığın kadar…
Bazen başkasına kızdığın seni yaralar.
Bir dalga, bir bulut gibi gelip geçicidir oysa bütün duygular.

Deniz gibidir ya da…
Gel gitler, fırtınalar, dalgalar…
Gelir geçer.
Güneş açar, tuzlu sular durulur. 
Sakinleşir, kabulle olur.
Kabullenişle başedilir.
Sular durulunca kıyıya deniz kabukları, birbirinden farklı farklı yüzlerce çakıl vurur.
Deneyim olur yoluna…


Ve kendine nazik olarak geçer fırtınaların izleri…
Bakarak, pamuklara sarıp sarmalayarak…
Yumuşak şeyler okuyup, yumuşak şeyler dinleyerek.
Gününe nezaketle dokunarak.


2 Haziran 2014 Pazartesi

Olduk RENGARENK...


Arkadaşım Işıl'ın kızı oldu, hafta sonu onu ziyarete gittik.
Mini minnoşun adı ne biliyor musunuz?
RENK…

İnsanın içini ısıtan bir isim.. Umarım hayatı da ismi gibi rengarenk, çok güzel olur.
Yaz yanıbaşından ayrılmadı, minik Renk'in. Bi ara uyumaya gitti, başında uyanana kadar nöbet tuttu. 

Renk'le renklendik bi güzel… 


Oradan çıktık, bir haftadır tutturduğu soğuk kahveyi içirmeye götürdük.
Tabii onun içebileceği bişey, kafeinsiz, falan…
Nasıl bir mest olmaktır o…

İşte hayattan keyif almanın anahtarı… Çocuk gibi eğlenmek.
Bir öncesini, bir sonrasını düşünmeden, işin içine hep bir eğlence sokmak… 
Günü hep güzelleştirecek bir şeyler bulmak...

Sabah bi yerlerde okuduğum ve karaladığım bir cümle çıktı karşıma :

"Cehennem boşuna dert ettiğimiz günler, cennet gün ettiğimiz dünler…"

İyi haftalar dostlar…